İLGİLİLERE HATIRLATIYORUZ:

İLGİLİLERE HATIRLATIYORUZ: KARAELBİSTAN'IN ÜSTÜ; DOĞUSUNDAN  BATIYA  MEKÂN SINIRINA KADAR, YETERLİ YÜKSEKLİKTE GÜÇLÜ BİR TAŞ, YA DA BETONDAN BİR DUVAR ÇEKİLMESİNE İHTİYAÇ VAAAR! 

Evet, bazı kazalar, felâketler: "Geliyorum!" demez. Fakat, bazı felâketler de; "Geliyorum, haberiniz olsun!" dediği halde, zamanında gereken tedbirler alınmadığından, yurdumuzun muhtelif bölgelerinde yaşanan, bir çok canlar almasına ilâveten, bir çok evlerin, gelen korkunç sellerden yıkılmasıyla meydana gelen zarar, Yüce Devletimizin Millî Hazinesine milyarlarca lira zarar açtığı güneş gibi meydanda, görüldü, yaşandı. Sadede gelelim.

Hastalanıp, 4 gün tedavi gördüğüm Devlet Hastanesinin penceresinden Şardağı’nı seyrediyorum. Serde gazetecilik var ya, yaşanan felâketleri hatırladım, sözünü ettiğim sel felâketleri ile, (Allah göstermesin) Şardağı'ından gelecek, öyle bir sel felâketini karşılaştırdım, kaçınılmaz olduğu kanaatına vardım.

Başlıkta sözünü ettiğim duvarın yapılması, ekonomik yönden öyle bir ağırlık yanı da yok. Böyle olunca iş; Elbistan Belediye Başkanı Mehmet Gürbüz'e, mevzuat gereği: İlimiz Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör beylere düşmektedir.

Bu uyarımızı dikkate alarak, uzman bir ekibin, inceledikten sonra, çizecekleri plân proje raporunu kendilerine sunacaktırlar tabiî.

Bağışlanacağımı umarak derim ki; (Duyarsız kalmazlar İnşallah!) bu konuya duyarsız kaldıkları takdirde, mesuliyetin kendilerine ait olacağı tartışılmazlardandır..

Maasselâm, kalın sağlıcakla.

...........................................................................................................................................           

BELEDİYE BAŞKANIMIZ MEHMET GÜRBÜZ'E MEKTUP:

Sayın Başkanım, o gün, benim de katıldığım; Kahramanmaraş Dulkadiroğlu Derneği heyetine gösterdiğiniz ilgi ve alâkaya teşekkür ederim. Zaten, geçtiğimiz sayının manşetinde, o haber, muhterem halkımızın bilgisine sunuldu, bildiğiniz gibi.

 Malûmunuz, ATATÜRK: "Basın halkın müşterek sesidir" buyurmuş. Bu kapsamda, bildiğiniz gibi; 23/08/1957 yılından beri Elbistan halkının sesi olduk, olmaya da devam ediyoruz, inşallah devam edeceğiz de. Müsaadeniz olursa, gazetemizin; yayın, seyri ve okunması durumundan biraz bilgi vermek istiyorum:

 Okunması yönünden Elbistanın Sesi Gazetesi; Sibirya, Filipinler, ABD ve Avrupa'da, kısaca, internetin ulaştığı ülkelerde, ilgilenenlerce okunmaktadır.

Böyle, geniş yelpazede okunduğundan dolayı, ilgili birlikçe: her ay, ufak da olsa bir harçlık gönderilmektedir şirketimizin hesabına.

Ayrıca gazetemiz; Anadolu'da yayınlanan 800'ü aşkın gazete içinde, ilgili kurumca, önceki yıllar 2. seçilmiş, o günün Bakanı tarafından imzalanan takdirname elimizde.          

Bunu demekle, gazetemizin önemini izah etmek istedim. Böyle olunca, yazdığımız yazılardaki arz, talep ve dileklere ilgisiz kalınmaması imkânlar ölçüsünde gereken yapılırsa, Elbistan halkı memnun olacak, halkı memnun ettiğinizden sizin de gönlünüz ferahlayacaktır kuşkusuz.

Ayrıca, bu hizmet ve eserlerinizin gazetemiz vasıtasıyla yayınlanması, seçildiğiniz partinin, gelecek genel seçimde faydasına olacağı kesinlikle tartışılmaz. Şimdi, Halk adına arz ve talep ettiğimiz birkaçını sıralayalım:

1- Pınarbaşı Mahallesi AEL Caddesinin, İsmet Zedeli ve Köker Apartmanı arasında, bir dönümü aşkın boşluk saha, çok güzel bir çocuk bahçesi olmaya aday. Sağ olun, daha önce arz etmemiz üzerine gelen ekip. Greyderle, biraz düzenleme yaptı. Bu, işin başlangıcı olduğu belli.

Tekrar, donanımlı ekibiniz gelir, beton parçalarının parçalanıp kaldırılması, diğer düzenlemelerin yapılıp, bir çocuk bahçesi olacak hale getirilmesi, bir, ya da 2 günlük bir iş. Belki birkaç kamyon toprağa lüzum görülebilir. Kısaca bu yerin: baharın başlangıcında, çimleri de ekilip, çocukların oynayacağı kayganlıkların da yerine konulması; şehrimizin yeşile bürünme zincirinin ilk zinciri: "BU YIL, ELBİSTAN YEŞİLE BÜRÜNECEK" diye, gazetemizde yayınlanan müjdeli haber doğrulanmış olacak, halkımız da sevinecektir tabiî..

Sayın Başkanım,

Bu yerin, yapılan ve yapılmakta olan apartmanlar ve çevresindeki hanelerle birlikte bu semt,  bin haneyi bulmuş, belki de geçmiştir. Gelip gördüğünüz, etrafı seyredip taramanızın ardından, bir ya da iki çocuk bahçesine daha lüzum göreceksiniz. Tabiî ki takdir sizin.

2- "Tereciye tere mi satıyorsun?" demeyeceğinize ve de bağışlanacağımı umarak ifade ediyorum:

Şehrin temizliği, malûmunuz; bilhassa yerli ve yabancı turistlere karşı aynadır. Bu konuda vaki mini sohbetlerde konuşulanları dinliyorum, hemen hep: ünlü Elbistan şehrinin, temizlik yönünden şanına lâyık olmadığı yolunda.

Sayın Başkanım, sözü geçen temizlik konusu, öyle, büyük yatırımlar gibi yük olacak değil Belediyemize. Hani halk deyimi: "Fakirlik Allah'tan, kirlilikte mi Allah'tan" bir söz var. Maşallah, eleman yönünden yeterli kadroya sahip belediyemiz Böyle olunca, sade ve sadece. Elbistan’ı Temizleme Seferberliği ilan etmeniz kalıyor.

3- Yaptığınız basın açıklamalarınızda; yeni imar planında, kaç kata ruhsat verileceğine dair pek bilgiye rastlanmadığını görüyoruz. Hani;

"İlimiz deprem riskinde, 15-20 kata ruhsat; Elbistan, deprem riskinden, Allah'a şükür uzak 4-5 kata ruhsat" verilmesinin sebebini, Ankara'dan sormuştuk. Ne üzücü ki, cevap dahi verilmedi. Demek istiyoruz ki, bunun detayıyla bir açıklamanız, halkımızı memnun edecektir diyoruz, yine bağışlanacağımızı umarak.

4- "Reklam satışın sırdır" çerçevesinde, bazı yaptığınıza ilâveten yapacağınız konular da var. Örneğin; evvel  Allah, Milletvekilimiz-Bakanımız Sayın Mahir Ünal'ın ligi ve gayretleriyle, Elbistan’ımıza kazandırdığı, sizin de başkanlığına seçildiğiniz, 300 iş yeri, 5 bin işçinin de istihdam edileceği; Hayvancılık Organize Sanayii, tam yatırıma alındı mı?, alındıysa, başlanacağı tarih belli mi? Elbistanlıların, bunu merak ettiğini sık sık duymaktayız. Zaten, bu önemli işin, bir an öce başlaması, İnşallah: 2023 yılı haziranında yapılacak  genel seçim için, fevkalâde reklam olacağı da tartışılmazlardandır. Bu konuda da, teferruatlı bilgi vermeniz, halkımızı son derece sevindirecektir.

Maaselâm. Kalın sağlıcakla. 08/04/2022

…………………………………….                                                                                            


SAYIN ANNE VE BABALAR: EVLATLARINIZIN: GEREK İLİM-BİLİM DALINDA OLSUN, GEREK SOSYAL YAŞANTISINDA OLSUN, ADAM GİBİ ADAM OLUP; YÜKSEK MEVKİLERE GELMELERİNİ, İŞ HAYATINDA; İSTEDİĞİBİ BAŞARIYI ELDE EDEBİLMELERİNİ İSTİYORSANIZ: PEYGAMBERİMİZİN BU HADİSLERİNİ OKUYUNUZ, OKUTUNUZ!

(kaynak: Abdulkadir Gölpınarlı'nın; Sahih'i Buharî, İbnimâce gibi Hadis kitaplarından seçerek:

(Hz. Muhammed ve Hadisleri" kitabı).

BİLGİ ve BİLGİN

1- Ey insanlar, gerçekten de Allah bana; bellettiğini size de belletmemi emretti. 

2- Yaltaklanmak ve haset etmek müminin huylarından değildir. Ancak bilgi elde etmek için olursa, o başka.

3- Bilginler yahut bilgi öğrenenden başkası benden değildir.

4- Bilgi de, bilgin de, bildiğini tutan da cennettedir.

5- Bilgin ve bilgi etmeye çalışan; kusurlu ve suçlu bile olsa cennete girer.

6- Dileyip belleyenden yahut söyletip belleten bilginden başkası için yaşayışta bir hayır yok.

7- İnsanlar iki kısımdır: bilgin, bildiğini belleyen; bu ikisinin başkasında da hayır yoktur.

8- İnsanlar ya bilgindir, ya bilgi elde etmeye çalışan, ikisinin arasında bulunan kişilerde de hayır yok.

9- Şu bilgi alınmadan, kaldırılmadan elde etmeye çalışan sevapta eşittir. Bunlardan başka insanlarda da hayır yoktur.

10- Bilgin insanın yüzüne bakmak ibadettir.

11- Bilgin kişiyle düşüp kalkmak; oturup kalkmak ibadettir.

12- Gençten bir şey öğrenmek, bir bilgi elde etmek için ihtiyar adam, utanmadan, çekinmeden o gencin huzurunda oturmalı.

13- Kendisinden bilgi elde ettiğiniz adamı da büyük sayın, kendisine bilgi bellettiğiniz adamı da.

14- Bilginler yeryüzünün ışıklarıdır, peygamberlerin halifeleridir.

15- Bilginler, Padişahla, buyruk sahipleriyle düşüp kalkmadıkça, peygamberlerin eminleridir; fakat padişahla düşüp-kalkarlar, dünyaya dalarlarsa peygamberlere hıyanette bulunmuş olurlar, o vakit çekinin onlardan.

16- Bilen kişinin bilgisinden vay başına gelenlere, bilginizin de bilginden vay başına gelenlere.

17- Bilgilerin gayreti, himmeti, bildiklerini tutmaktır; aklı az olanlara uğraştıkları şeyse rivayet edip durmaktır.

18- Gerçekten de bir tek bilgin, İblise 20 tane ibadet edenden daha çetindir.

19- Allah, bir ümmet içinden bilginin canını aldı mı, o bilgin, bir gediği dolduran taş mesabesinde olduğundan Müslümanlık duvarında öyle bir gedik açılır, kıyametedek kapanmaz artık.

20- Küçük çocuğun bir şey ezberlemesi, taşa yazılan yazıya benzer, insanın büyüdükten sonra bir şey ezberlemesi su üstüne yazılmış yazıdır sanki.

21- Allah, bildiğini saklamayacağına, herkese öğreteceğine söz ve vâid almadan hiç bir bilgine bilgi vermez.

22- Bilgiyi gizleyene her şey, hatta denizdeki balıklar, havadaki kuş bile lânet eder.

23- Bildiğinizi öğretin, öğretirken kolaylaştırın, güçleştirmeyin, nefret verip kaçırmayın ve birbirinize kızdı mı susun.

24- Faydalanılmayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan defineye benzer.

25- Söylenmeyen, belletilmeyen bilgi; yoksullara harcanmayan, kimseye faydası dokunmayan defineye benzer.

27- Kim bir bilgi belletse, onunla amel edenin ecri sevabı; eksilmemek şartıyle bir ecir, bir sevap da öğretenedir.

28- Bir bilgi bellemek için memleketinden göçen kişinin suçları; daha adımını atmadan yargılanır gider.

29- Bilgi edinmek için memleketinden çıkan kişi, dönünceye dek Allah yolundadır.

30- Bilgi elde etmeyi dileyen, cennet bahçesinde gezer tozar.

31- Bilgiyi elde ettikten sonra halka söylemeyen, belletmeyen kişi, defineye sahip olan, fakat muhtaçları doyurmayan kişiye benzer.

32- İnsanlara hayırlı şeyler belleten, fakat kendisini unutan, (bildiğini tutmayan) bilgin, halkı aydınlatan, fakat kendisini yakıp bitiren ışığa benzer.

33- Yazıklan olsun bilmeyene, yazıklan olsun bilip de, bildiğin tutmayana.

34- Her bilgi sahibi, bilgiye açtır.

35- Âdemoğullarının nefsi, bilgi elde etmeye uğraşmada hep gençtir, hiç kocamaz.

36- Bilgi sahibi olarak uyumak, bilgisiz olarak namaz kılmaktan hayırlıdır.

37- Bilgiyle yapılan az ibadet fayda verir de, bilgisiz olarak yapılan çok ibadetin faydası yoktur.

38- Allah bir kulu ayağılatmak istedi mi; bilgiyi haram eder ona.

39- Kimsecikler, bir bilgiyi yaymaktan daha üstün bir sadaka veremez.

40- Bilgisinden faydalanılan bilgi, bin tane iadetle oyalanan kişiden hayırlıdır.    

41- Bilgi elde etmeye çalışmak, dine ne de güzel bir yardımdır.

42- Bilgi elde etmeye çalışan kişi, Müslümanlığın direğidir.

43- Bilgisizler arasında bilgi; elde etmeye çalışan ölüler arasındaki diriye benzer.

44- Bilginle ibadet eden arasında yetmiş derece vardır.

45- Bilgiye dair ne dilerseniz öğrenin; fakat, ant olsun Allah'a, bilginizi tutmadıkça, bilgi bellemek yüzünden hiç bir sevaba giremezsiniz.

46- Kimden bilgi öğreniyorsanız, ona karşı alçak gönüllü olun; kime bir şey belletmiyorsanız, ona karşı da alçak gönüllü olun, cebbar bilginler olmayın.

47- Büyüklerle oturup kalkın, bilginlere sorun, hikmet sahipleriyle görüşüp konuşun.

48- Allah, kesin olarak hiç bir kişiye bilgisizlikle yücelik, üstünlük vermez ve kesin olarak bilgiyle de hiç bir kimseyi alçaltmaz.

49- Ne güzel bağıştır, gerçek sözü duyup da Müslüman kardeşine gelip ona da öğretmek.

50- Ümmetimin hayırlıları bilginlerdir; bilginlerin hayırlıları da merhametli olanlarıdır. Bilin ki Ulu Allah, bir tek suçunu bile bağışlamadan bile bağışlamadan önce, bilgin kişinin kırk suçunu bağışlar. Bilin ki merhametli bilgin, kıyamet günü öylesine gelir ki: parıl parıl parlıyan yıldız nasıl etrafı ışıtır, parlatırsa onun nuru da yalım-yalım yanar, her yanı ışıtır. O aydınlıkla doğuyla batı arası dolar, her yana gidebilir.

51- Bir an bilgiyle meşgul olmak, bir an kitaba yazıya bakmak, altmış yıl ibadetten hayırlıdır.

52- Bilgi öğrenmek her mümine farzdır.

53 - Bilgi elde etmeye çalışın, bu hususta âdeta yarışın birbirinizle; çünkü gerçek bir erden duyulan bir söz, dünya yüzünde ki altınlardan, gümüşlerden daha hayırlıdır.

54-  Bir an bilgi etmeye çalışmak, bütün bir geceyi ibadetle geçirmekten hayırlıdır. Bir gün bilgi elde etmeye çalışmak, üç ay oruç tutmaktan hayırlıdır.

55- Bilgi elde etmek her Müslümana farzdır; fakat ehil olmayana bir şey öğreten, mücevherleri, incileri, altınları domuzların boyunlarına kişiye benzer.

56- Bilgiyi yazın da yitirmeyin.

57- Bilgin bir kişinin yatağına dayanıp bir an kitabına bakması, ibadetle meşgul olan kimsenin yetmiş ibadet etmesinden hayırlıdır.

58 - Güzel-güzel sormak, bilgi elde etmenin yarısıdır.

59 - Ne mutlu bilginlere, ne mutlu ibadet edenlere, yazıklar olsun sokaklarda başı boş gezenlere.

60- Ne mutlu bilgisizliği terk edip öğrenene, üstlük elde edene, adaletle muamelede bulunanlara.

61- İnsanların iki bölüğü var; bunlar düzgün oldu mu, bütün insanlar düzelir, bunlar bozuldu mu: bütün halk bozgunluğa düşer; Bilginler, bilgiu sahipleri.

62 - Bilgin kişinin ibadet edene üstünlüğü, ay ışığı bulunan bir gecede, ayın öbür yıldızlara üstünlüğüne benzer.

63- Bilgin, ibadet edenden tam yetmiş derece üstündür; her derecenin öbür dereceyle arası da gökle yer kadardır.

64- Bilgiyle mal bütün ayıpları örter, bilgisiuzlik ve yoksulluk bütün ayıpları açar.

66- Bilgi benim mirasımdır, benden önceki peygamberlerin mirası.

66- Bilgi definelerdir, o definelerin anahtarı da sorulur. Sorun, Allah rahmet etsin size; soruda dört kişiye de ecir var: Soran, öğreten, dinliyen, bunları bevin.

67 - Bilgin kişinin sermayesi; kibri terk etmektir.

68 - Bilginler üç çeşittir; birinci kısmı bilgiyle yaşar, insanlar da onun sayesinde yaşarlar da, kendisi bildiğini tutmaz, kendi kendisini helâk eder gider. Bir de ilmiyle yaşıyan, başkasını yaşatmıyan, halka faydası dokunmayan bilgin var.

69- Sana öyle huylar öğreteyim ki; ulu Allah, onlarla faydalandırır seni: Bilgi elde etmeye bak, çünkü bilgi müminin dostudur, yumuşaklık  veziridir, akıl kılavuzudur, amel işini gücünü düzüp koşunıdır, hoşlukla muamele babasıdır, bilim kardeşidir, sabır da ordusunun kumandanıdır.

70- Halkın içinde Allah'ın en fazla sevmediği kişi, buyruk sahiplerini ziyaret eden bilgindir.

71- Bir bilgini, padişahla düşer kalkar gördün mü, bil ki o,  hırsızın biri.

72 - Tamah bilginlerin kalplerinden hikmeti giderir.

73- İnsanların en kötüleri, insanların arasına katılan kötü bilginlerdir.

74- Fazilet ehlinin faziletini, gene fazilet ehli bilir

75 - Gerçekten de Yüce Allah, bilgiyi halktan çekip almakla ortadan kaldırmaz; fakat, bilgin kişinin ölümüyle çeker alırda, sonucu hiç bir bilgin kalmadı mı; insanlar başlarına bilgisizleru getirirler, onlara bir şeyler sorarlar, onlar da bilgisizce yanlış hükümler verirler; hem halkı doğru yoldan saptırırlar, hem kendileri saparlar.

76- Senin vasıtanla, Allah'ın bir kişiyi doğru yola sevk etmesi, gün doğuşundan batısına kadar olan yerleri elde etmekten daha da hayırlıdır sana.

77 - Şüphe yok ki Allah'ın öylesine kulları vardır ki, insanların  ne olduklarını bilirlar, anlarlan,

78 - Şüphe yok ki ilmin aşağılık kişilerden aranıp istenmesi,kıyamet alâmetlerindendir.

79- Babanın oğluna yazıyı belletmesi, güzel bir ad koyması, evlenmek çağına girince evlendirmesi, oğlun, babasının boynuna düşen haklarındandır

80- Allah'ım, beni bilgiyle zengin et: akılla yumuşaklıkla beze; kötülükten çekinmekle ulula; kötü işlerde bulunmamakla güzelleştir.

81 - Allah'ım, gerçekten de sığınırım: korkmayan alçalmayan yürekten; duyulmayan kabul edilmeyen duadan, doymayan nefisten; fayda vermeyen bilgiden, bu dördünden sana sığınırım.

82- Bilgin olarak, bilgi tahsiliyle meşgul olarak, bilgiyi duyup dinleyerek yahut da bilgiyi severek yaşamaya bak, bunlardan biri olamaz da; beşincisi olursan, helâk oldun gitti.

83 - Çin'de bile olsa bilgiyi arayın, gidin elde edin, çünkü bilgi sahibi olmak her Müslümana farzdır. Şüphe yok ki; melekler, aradığı, dilediği şeyden razı olduklarından dolayı bilgi sahibi olmak isteyenin üstüne kanatlarını gererler.

84- Dört şey var ki, dört şeye doymaz: göz bakmaya, yer yağmura, kadın erkeğe, bilgin de bilgiye.

85- Cennet bahçelerinden geçerken eğleşin. Cennet bahçeleri nereleridir dediler. Dedi ki; Bilgi meclisleri.

86 - Biriniz, kardeşinin yanına geldi oturdu mu, ona bir şey öğrenmek için soru sorsun, onu alt etmek için soru sormasın.

87- Oğluna yazıyı, yüzmeyi, ok atmayı belletmek; ona temiz gıdalarla besleyip yetiştirmek, babanın boynuna düşen haklardandır.

88- Kim; ben bilginim derse, odur cahilin tâ kendisi.

89 - Yazıklar olsun ümmetime kötü âlimlerden.

90- Ümmetimin helâki kötülük eden bilginler yüzünrendir.

91- Bilgisiyle öğünen kişiye düşman olun.

92 - Bilginler arasında öğünmek, yahut akılsızlara görünmek, yahut halkın gönüllerini kendisine çekmek için bilgi elde eden, cehenneme .yönelmiştir.

93- Din hukukunu bellemek, her Müslümana mutlak gerekli bir şeydir.

94 - Dini hükümleri bilen, din hukukundan anlıyan bir tek kişi, şeytana karşı bin tane ibaret eden kişiden daha çetindir.

95 - Her şeyin bir direği var, bu dinin direği de hukuk bilgisi.

96 - Hekimlikten hiç bir şey bilmediği halde hekimliğe kalkışan, halka borçludur.

97 - Bilgin'in afeti unutmaktır; ehil olmayana bilgi öğretmekse bilgiyi yitirmektir

98- Aklı başında, arif kişilerin uyumaları ve yiyip içmeleri ne mutlu.

99 - Bir an düşünmek, yetmiş yıl ibadet etmek ten hayırlıdır.

100 - Hikmet müminin yitik malıdır.

101- Müminin yitik malı bilgidir; mümin bir sözü yazdı mı, belledi mi, ona bir başkasını da katmak ister.

102 - Hangi kaptan çıkarsa çıksın iyi-kötü, kimdi bulunursa bulunsun hikmeti almaya bak.

103 - Hiçbir şey bilmeden fetva veren, bir şey hakkında kında hükümde bulunan kişinin günahı boynuna. Ki mümin kardeşine bir iş buyurur, fakat doğrusunun da, ondan başka türlü olduğunu bilirse, gerçekten de ona hainlikte bulunmuş olur.

104- Dinin hükümlerini bilmeden ibadet edip duran kişi, değirmen döndüren eşeğe benzer.

105 - Bilgi etmeye çalışan kişi, tahsilini bırakmadan ölürse şehittir.

106- Size öyle kavimler gelecek ki, onlar; onlar bilgi elde etmek isteyecekler; onları gördünüz mü, Allah elçisinin vasiyeti üzere hoş geldiniz, merhaba deyin, onlara fetva verir.

107- Bilgiyi şeref ehlinden sorun, onlardan öğrenin, onlarda bilgi varsa yazın, çünkü onlar yalan söylemezler

108- Üç şey var ki yemin ederim, mutlaka böyledir: Sadaka vermek yüzünden hiç bir kulun  malı eksilmez. Zulma sabreden kulun şerefini, üstünlüğünü Allah arttırır. Halktan dilenme kapısını kendisine açan kula, Allah'ta yoksulluk kapısını açar.

109- Şiir belleyin; çünkü şiir, dilinizi, konuşmanızı düzeltir, düzgün bir hâle getirir.

110- Bazı sözler vardır ki büyüdür, adamı büyüler, hayran eder, bâzı şiirler de vardır ki felsefedir, fikirlerle yüklüdür.

111- Gerçekten de öylesine sözler vardır ki ve gerçekten de öyle şiirler vardır ki büyüdür san ki ve gerçekten de öyle şiirler vardır ki hikmetlerden ibarettir adeta.

112 - Şiir de söz demektir, güzeli, güzel söz gibidir, çirkini; çirkin söz gibi.                                                                                             

113 - Şüphe yok ki, bazı sözler vardır, büyüdür âdeta; gene şüphe yok ki bazı bilgiler vardır, bilgisizliktir san ki ve gene şüphe yok ki bazı şiirler vardır hikmetlerle dopdoludur; gene de şüphe yok ki bazı sözler vardır, çoluk çocuktur tıpkı.

114-Bilginlerin sarf ettiği mürekkeple, şehitlerin kanları tartıldı: bilginlerin mürekkepleri ağır geldi.

......................................................................................................................................................                                                


KUR'AN-I KERİM'DE, PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED'E, CEBRÂİL ALEYHİSSELÂM TARAFINDAN TEBLİĞ EDİLEN SON DERECE BU FAYDALI MEÂLİ BİLGİNİZE SUNUYORUZ:

"Muhakkak ki bu Kur'an en doğruya hidayet eder. İyi işler işleyen müminlere büyük mükâfata nail olacaklarını müjdeler ve onlar ki, ahirete inanmazlar. Onlara elim bir azap hazırladık. İnsan da şerri öyle davet ediyor ki, hayra dua eder gibi istiyor. İnsan daima acelecidir.

Biz, gece ve gündüzü iki  ayet,(nişan) kıldık. Gece nişanını sükûnet için ışıksız, gündüz alâmetini de ışıklı kıldık, ta ki, Rabbınızın fazlından verdiklerini arayasınız, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz ve her şeyi açıktan açığa tafsil ettik. Her kişinin amelini boynuna doladık. Kıyamet günü ona kitabını(amel defterini) çıkaracağız. Oku denecek, onu önüne açılmış bulacak. Kendi kitabını oku! Bugün kendini hesaba çekmeğe nefsin sana kâfidir diyeceğiz. Kim doğru yolda giderse, kendi nefsi için hidayete gider,  kim saparsa kendi zararına sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenip vebalını üstüne almaz. Biz peygamber göndermedikçe kimseyi azaba düçar etmeyiz. Biz, beldeyi Helâke maruz bırakmak istediğimiz zaman, oranın refah ve nimet içinde yüzenlerine emrimizi göndeririz, onlar da fıska dalarlar, azabı hak ederler. Biz de onu alt üst ederiz. Nuh'dan sonra nice nesilleri yok etmişizdir. Rabbin, kullarına günahlarına âgâh olması, onları görmesi elverir. Her kim bu şimdiki hayatı isterse, dilediğimize istediğimiz kadar çabuk veririz. Sonra cehenneme yaslanacaktır, oraya hâkir ve zelil olarak girer. Herkim mümin olduğu halde, ahireti ister ve ona nasıl lazımsa, öylece çalışırsa, onun ve emsâlinin emeği meşkûr ve makbul olur. Biz, cümlesine ve onlara da, bunlara da Rabbinin âtâsından yardım ederiz. Rabbinin âtâsı yasak değildir. Bak, onların içinden bâzısını diğer bâzısına nasıl taftil ettik. Muhakkak ahiret ise, dereceler itibariyle daha büyük, fazilet itibariyle daha yüksektir." (İsarâ Sûresi, Âyet: 9-12). Kaynak, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları, SİYER-İ NEBÎ kitabı. s. 65 - 66.

 Hazırlayan Osman Keskinoğlu.

.............................................................


Mİ'RAÇ'DA TEŞRÎ' KILINAN HÜKÜMLER:

Miraç'daki ahkâm pek yücedir. O makamdaki İlâhî tebliğat; İslâm dininin temelini teşkil eder. İsrâ Sûresindeki o ayetlerin meali şöyledir:

"Rabbin ferman buyurdu ki: O'ndan başkasına aslâ tapmayın, ana ve babanıza iyilik edin. Onlardan biri yahut her ikisi kocayarak ihtiyarlık çağlarında biri yahut her ikisi kocayarak ihtiyarlık çağlarında senin eline baktıkları sırada, sakın onlara: "ÖF! BIKTIM! USANDIM" deme, onları azarlama, onlara tatlı söz söyle. Onlara merhametinden tevazû kanatlarını yere kadar indirerek; Ya Rabbi de, onlar beni küçüklüğümde nasıl beni büyüttülerse, Sen de onlara merhamet buyur, (Acı).

Rabbiniz, sizin içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kimselerseniz, Allah da günahtan dönüp tevbe edenleri yargılayıcıdır.

Hısımlara, yoksullara, yolculara hakkını ver, ama: malını israf ile saçıp savurma. Zira israf edenler, Şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise nankördür.

Rabbinden umduğun bir rahmeti dileyerek beklerken, onlardan yüz çevirecek olduysan; tatlı bir söz söyleyerek gönüllerini al.

Elini boynuna bağlamış gibi kısıp sıkma, büsbütün de açma, yoksa ya cimri diye levm olunursun veya elin boşalır, pişman olursun.

Rabbin dilediğinin rızkını genişletir de, daraltır da. Çünkü O, kullarının her halinden haberdardır, onları görücüdür.

Evlatlarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin, biz; onlara da, size de rızıklarınızı veririz. Onları öldürmek hakikaten büyük bir suçtur.

Zinaya kat'iyyen yaklaşmayın. Zira o fuhuştur ve pek kötü bir yoldur.

Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Meğer ki hak ile ola. Her kim nifak yere öldürüldüyse, onun velisine salâhiyet verdik, o da, katil de haddi tecavüz etmesin. Çünkü o bir kere yardıma ermiştir.

Öksüzün, ergenlik çağına erinceye kadar malına el sürmeyin. Meğerki en iyi veçhile ola. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Zira, sizden ve ahidden mes'ulsünüz.

Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile  tartın. Bu daha hayırlıdır, akıbeti daha iyidir.

Bilmediğin bir şeyin peşine düşme (ardı sıra gitme). Çünkü, kulak, göz kalp, bunların hepsi ondan mesuldür.

Yeryüzünde azamet taslayarak, gururla yürüme; çünkü sen, yeri yaramazsın, uzanan dağlara eremezsin. Bütün bunların fena ciheti, (kötüsü), Rabbin nezdinde  istenmeyerek kerih şeylerdir.

İşte bunlar, Rabbinin sana vahy ettiği hükümlerdendir. Allah ile beraber; başka ilâh edinme; yoksa yerinerek(kovularak) Cehenneme atılırsın. 

(Kaynak: Abdulbâkî Gölpınarlı tarafından 50 yıl önce, "Sahih-i Buharî, İbni Mâce" gibi önemli Hadis kitaplarından seçerek toparlayıp neşrettiği Hz. Muhammed ve Hadisleri Kitabı)

 1- Ölümü istemeyin!

 2- İman ehlinden bir mümin, bir bedendeki baş mesabesindedir: beden, baş ağrısından nasıl hasta düşerse, mümin de iman ehlinin uğradığı dert yüzünden hasta düşer, elemlere dalar.

3- İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mümin; katlanmayan müminden üstündür.

4- Müslümanlar kardeştir; hiç birinin öbürüne karşı üstünlüğü yoktur! Ancak; Allah'tan çekinmekle üstünlük elde edilebilir.

5- Düşün de bak; sen kızıl yahut simsiyah renginden dolayı, hiçbir kimseden hayırlı değilsin. Üstün olmak istersen, hayırlı olmak istersen, çekin Allah'tan.

6- Müslümanlar, şartlarına vefa ederler.

7- Mümin kardeşine, zalim olsun, mazlum olsun, yardım et. "Zalim olunca, nasıl yardım edeyim?" dendi. Dedi ki; "onu zulümden men edersin, işte bu da ona bir yardımdır.

8- Mümin mümine nispetle, âdeta bir yapıdır. Duvarın taşları nasıl birbirini pekiştirirse, müminler de birbirlerini pekiştirirler.

9- Biriniz, bir din kardeşini sevdi mi? sevdiğini ona bildirsin.

10- Şüphesiz, her biriniz kardeşinin aynasıdır, onda bir eziyet, bir meşakkat gördü mü? O meşakkatten kurtarmalı onu.

11- Muhâcir, kötülükten geçendir, fenalık etmeyendir.

12- Kavminin, boyunun tarafını güdüp gözeten, halkı o yana çağıran bizden değildir. Kavminin, boyunun tarafını güderek savaşan, bizden değildir. Kavminin, boyunun tarafını güderken ölen bizden değildir.

13 - İnsanlar, tarağın dişlerine benzer; birbirlerine eşittir.

14 - Müslümanlıkta ne şunun, ne bunun soyundan gelmekle övünme, yerinme vardır; ne şu yahut bu boydan olmakla övünme, yerinme.

15 - Allah; bütün insanları bir topraktan toplar.

16 - İnsanlar Âdem evladıdın. Âdemse topraktan yaratıldı.

17- Hepiniz de Âdem evlâdısınız. Âdemse topraktan yaratılmıştır. Artık, soyla, sopla, babayla, dedeyle övünen kavmin devri bitsin; yoksa Allah katında bok böceğinden de aşağı olursunuz

18 - Ne mutlu Allah için sevişenlere.

19 - Allah'a inanmaktan sonra; işlerin en üstünü insanlarla sevişmektir.

20 - Allah'a inanmaktan sonra aklın başı, akıllılığın alâmeti insanlarla sevişmektir. Hiç kimse danışmadan kaçınamaz, danışma ihtiyacından kurtulamaz. Ahirette iyi kişiler, dünyada iyilik eden kişilerdir. Ahirette kötü kişi olanlar da; dünyada kötülükte bulunmuş olanlardır.

21 - Ulu Allah dedi ki: "Benim için sevişenler, sevgimi hak ettiler. Benim için buluşanlar, sevgimi hak ettiler. Benim için, birbirlerini dolaşanlar sevgimi hüak ettiler. Benim için birbirlerine mal verenler sevgimi hak ettiler. Birbirlerinin sevenler, sevgimi hak ettiler. Birbirlerini sevenler, nurdan minberlerdedir; onların yerlerine Peygamberler, gerçekler, şehitler bile gıpta ederler.

22 - Gerçekten bu Ulu Allah, sizin yüzlerinize, mallarınıza bakmaz, ancak yüreklerinize ve yaptığınız işe bakar.

24 - Birbirinize buğz etmeyin, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize haset etmeyin, kin gütmeyin, Allah kulları kardeş olun.

25 - İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.

26 - Yaratıkların hepse Allah ayâlidir; Allah'a en sevgili olanı, ayâline, halka en faydalı olandır.

27 - Kendin için neyi seviyor, neyi istiyorsan, insanlar için de onu sev, onu iste.

28 - Her doğan çocuk, yaratılışı salim olarak doğar. Dili meramı anlatıncaya dek de böyle kalır. Sonra, anası, babası, onu Musevi yahut Hristiyan yahut da Mecusi yapar.     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.