Elbistan’ın Güzide Gençleri,

Elbistan’ın Güzide Gençleri,

ŞAFAK YAĞMURU NAMZEDİ KARDEŞLERİM!

Değerli Dostlar!

İstiklal Marşı’mızın TBMM’ de Aziz Milletimiz için Milli Marş olarak kabulünün 101.Yılını idrak ediyoruz.

Bu vesile ile bir kez daha, sizlere dokunmak istiyorum. Ruhunuzda, zihninizde taze bir tat bıraksın. İnşallah.

İnsanın niyeti güzel olunca işin başı da ortası da sonu da güzel oluyor. Niyetimiz derin bir sevdayı ve siz sevdalılara hatırlatmak.

İsteğimiz ve dileğimiz gözümüzün nuru, ümidimiz ve geleceğimizi emanet     edeceğimiz siz gençlere Mehmet Akif’i layıkıyla anlatmak.

M. Akif’i: büyük yapan şey derdinin, çilesinin ve rüyalarının büyüklüğüdür.

Kişiliği ile aslında başlı başına bir tarih aslında bir kutlu adam.

Hedefimiz ise, her birinizin birer Asım olmanız için hiç durmadan çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Dedik ya işte…

Niyet hayır olunca, işin başı da ortası da sonu da hayır oluyor.

“Makam, mevki, rütbe, unvan, bunların hepsi cekettir. Ceketi asar bir yere gideriz. Arkamızda sadece insanlığımız kalır.”

Güzel şahsiyet örnekliğini her birimiz gösterelim. Evlatlarımızı çift kanatlı yetiştirmeliyiz. Sıra dışı olacağız. Özgüven verelim, kalpleri fethedelim muhabbetimiz olsun, birbirimizi kardeş gibi sevip, sayalım.

Sakın endişe etmeyin, zamanınızdan çalıp sizlerin canınızı sıkmayacağım.!!!

Kıymetli Kardeşlerim!

Ülke olarak kitap okuyan ve düşüncelerini yazıya dökebilen, küçük yaşlardan başlayarak ortak bir anlayış içinde  milli ve manevi değerlere bağlı; tarihine, milletine ve devletine sahip çıkan, çıtası ve kalitesi yüksek insan yetiştirmek zorundayız.

Geleceğe milletçe sağlam adımlarla yürüyebilmemiz için okuyan, araştıran, sentezleyen, sorgulayan, bilgi ve becerilerini daima yenileyen ve bütün bunları her türlü şartlarda  anlatıp savunabilen ve davasına sahip çıkan bir  gençliğe( Nesle) her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var.

Sizlere duyduğum saygı ve sevgiden cesaretle ve siz gençlerimizin müsaadesiyle İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un en büyük rüyasını anlatmaya çalışacağım.

Sevgili Gençler, şundan emin olunuz ki şu anda Mehmet Akif Ersoy karşınızda olsaydı sizlere: “Mübarek Vatanın Elbistan’ımızın İdealist Gençleri!

Ey Asım’ın Nesli…” diyerek seslenirdi. Zira bu, onun en büyük hayaliydi!!

İşte onun en büyük hayali olan “ASIM’IN NESLİ”ni anlamaya, sizlere Asım ve Asım olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Asım’da; iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış, doğuyu ve batıyı iyi bilen, karakterli, ahlaklı, kişilik sahibi, vatanı, milleti, bayrağı, dini  için her türlü fedakarlığa hazır bir nesil tasavvurunu anlatır.

Mehmet Akif Ersoy, Millî Mücadele ruhunun ve İstiklal Marşı’mızın şairi olmakla birlikte maddi ve manevi hayatımız üzerinde derin izler bırakan  kutup yıldızı bir şahsiyettir.

Hikmet yüklü şiirleri, hatiplerin hitabelerini tezyin etmek için en çok başvurdukları kaynaklar arasındadır.

Mehmet Akif Ersoy; inançlı, sözünün eri, güzel ahlak ve değerlerine sadık adam oluşu konusunda, muhalifleri bile ittifak etmişlerdir.

Mehmet Akif Ersoy; bir veteriner hekim olmakla birlikte küçük yaştan itibaren aldığı eğitim ve terbiye onu Türk Milleti’nin fikir ve düşünce önderi haline getirmiştir.

Arapça ve Farsçayı ileri düzeyde bilmesi Doğu Kültürü’nü; Türkçe ve Fransızcayı çok iyi bilmesi de Batı Kültürü’nü tanımasına vesile olmuştur.

Mesleğini icra etmek için Anadolu coğrafyasını karış karış gezmesi, devlet görevlisi olarak Berlin’e ve Ortadoğu’ya olan seyahatleri sırasındaki gözlemleri, özelde memleketimizin genelde tüm İslam âleminin, hatta insanlığın içinde bulunduğu kronik problemlerini yerinde tespit etmesine imkân sağlamıştır.

Onu anlamak aslında imkanlarımızı ve zaaflarımızı önümüzdeki entelektüel fikri tıkanmayı nasıl aşabileceğimizi anlayabilmemiz açısından önemli.

İşte tüm bu gözlem ve tecrübeler onun bilgi dağarcığı, şairlik ruhu ve gençlik ideali ile birleşince “Safahat” gibi  harikulade bir eser meydana gelmiştir.

Şimdi gelelim asıl sizleri ilgilendiren bölüme!!!

Yani Mehmet Akif Ersoy’un bahsettiği Asım’ın Nesli’ne.

Asım, Mehmet Akif’in Safahat adlı eserindeki 6. bölümünün adıdır.

Şairin hemen herkes tarafından çok iyi bilinen “Çanakkale Şehitlerine” şiiri de Safahat adlı kitabın “Asım” adlı bölümde yer alır.

Bu bölüm 1924 yılında yayınlanmıştır. Mehmet Akif’in yüreği yangın yeridir.

Çünkü Osmanlının dört bir taraftan kuşatılması vardır. Osmanlı insanlığın son adası.

İslam dünyası Osmanlı demektir, bu nedenle gençlerin kendi tarihlerini iyi öğrenmeleri ve bilmeleri bakımından önemlidir.

Konuşma şeklinde ve hikâye edilerek yazılmış bu eserde; Dört kişi arasında geçen konuşmalar yer alır.

Bu dört kişi; Hocazade, Köse İmam, Hocazade’nin oğlu Emin, Köse İmam’ın oğlu Asım’dır. Eserde Hocazade diye anılan kişi aslında Mehmet Akif’in taa kendisidir.

Asım, Hocazade’nin öngörüleri doğrultusunda kendisi gibi olan arkadaşlarıyla birlikte pozitif bilimler öğrenimi görmek üzere Berlin’e gider.

Tıpkı Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in:  “İlim Çin’de bile olsa gidiniz, alınız.” dediği gibi.

Dolayısıyla Üstad Mehmet Akif, Asım adlı eseriyle bizlere idealindeki Türk ve Müslüman gençliğini işaret etmektedir. ” Şimdiki millete mal olmuş, milletin ruhuna kök salmış bir şairdir.

Akif’in ruhu dirilmiş ve genç nesle sinmiştir… Bizler onun için diyoruz ki: boşuna yaşamadın, boşuna savaşmadın ve boşuna ölmedin.

Şimdiki zamanın ve geleceğin adamıdır M. Akif.

Onuruyla, zulme isyanıyla, vakar ve dik duruşuyla, ahlak ve başarısıyla tarif etmeye çalıştığı örnek ve model gençliğe ise “ASIM’IN NESLİ” adını vermiştir.

Bu sebeple Mehmet Akif, hikayesindeki Asım  gelecek nesillerce örnek alınması gereken bir şahsiyettir.

Asım üzerinden Müslüman gençliği idealize edip bu örnek gençliğe “ASIM’IN NESLİ” adını vermiştir. M. Akif’in Asım’ı asrımızın gelecek asırlara tahsis edilmiş bir hediyesi, bir heyecan selamıdır. Asım’ın nesli  M. Akif gelecek için, geleceğin projesini çizdi. Asım’ın nesli! Dünya ‘ya dünya kadar, Ukba’ya ukba kadar değer verecektir.

Allah’a iman itici bir güç olacak, mutlaka gelecek onun omuzlarında yükselecekti… Yoruldum, bıktım, usandım demeyecek çalışacak, güçlü bir imana, iradeye azme sahip olacak…

Dolayısıyla “Asım” adlı manzum eserde geçen “Asım’ın Nesli” ifadesini en iyi şekilde anlayıp idrak etmenin yolu, Mehmet Akif’in “Safahat” adlı eserinin tamamını anlayabilmekten geçer.

Akif başlı başına bir cihandı. Ancak o zaman nasıl müstesna, mümtaz, faziletli, imanlı bir şair, bir millet şairi olduğunu anlarız.

O yüzden de sizlere tavsiyem bu eşsiz eseri tekrar tekrar okuyup özümseyin.

Asım’ın Nesli kesinlikle sizlersiniz. Medeniyetimizin Elbistan’ın Şafak Yağmurlarına selam olsun. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve Minnetle anıyorum. Bu mübarek cennet vatan, millet, devlet, din ve bayrağımız için şehit olan kahramanlarımızı ve gazilerimiz ile Mehmet Akif Ersoy Merhum rol model büyüğümüzün ruhlarına el Fatiha diyelim. Efendim.

Kalın sağlıcakla.

12 Mart 2022/ Ankara

Adnan Yılmaz

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.