TARAF OLMAK

“Taraf olmak” ile “Taraf tutmak” arasında ince bir çizgi vardır. Taraf olmanın meşrûiyyet zemini daha sağlamdır.

Taraf olmak

Taraf olmanın cevherinde fıtrî ve ontolojik olarak aklî, ilmî ve haklı olanın yanında yer almak vardır. Taraf olmanın özünde iyinin, güzelin, doğrunun yanında durmak vardır. Taraf olmanın yapısında ahlâkî olmak ve hayırda yarışmak vardır.

Taraf olmanın tabiatında objektif olmak ve meselelere nesnel bir açıdan bakabilmek vardır. Taraf olmanın tabiatında özgürlük vardır, baskı ve zorlama yoktur.

Taraf olmanın tabiatında hür irâde ve özgür seçim vardır. Taraf olmanın tabiatında tercih edebilme hürriyeti vardır.

Taraf olmanın cevherinde Allah’ın nasihati ve vasiyeti vardır. Bu nasihat ve vasiyet, insanın hayrına ve iyiliğine delâlet eder. Ama buna rağmen insan, hür irâdesi ve özgür seçimiyle baş başadır. Seçtiği ve tercih ettiği söz ve eylemlerinden dolayı hem sorumludur hem de sorumluluk ilkesi gereği bu tercihlerinin sonuçlarına katlanmak mecburiyeti vardır.

Taraf olmak, safını belli etmek demektir. Âdem’in safında mısın, İblis’in safında mı? İbrahim’in safında mısın, Nemrut’un safında mı? Mûsâ’nın safında mısın, Firavun’un safında mı? Muhammed’in safında mısın, müşriklerin safında mı?

Taraf olmak, hakkın ve hakikatin yanında durmak demektir. Taraf olmak, zâlime karşı mazlumu savunmak demektir.

Taraf olmak, zulme karşı “İsyan Ahlâkı”na sahip olmak demektir. Taraf olmak, haksızlık karşısında susmamak demektir.

Tarafsız insan olmaz. Tarafsızlık, varoluşsal ve ontolojik felsefe olarak insanın tabiatına aykırıdır. Bazı durum ve şartlarda insanlar tarafsız gibi görünürler ve renklerini pek belli etmezler ama, yine de onların şahsî ve mâşerî vicdanında mutlaka taraf olmak vardır.

Çünkü bu duygu, fıtrî ve ontolojik olarak insânî bir duygudur ve insanlar isteseler de istemeseler de bu duygularına engel olamazlar. Şurası bir gerçekliktir ki, böylesine bir duygu her insanda insiyâkî (refleksî) olarak vardır ve yapısal olarak da insânî bir özellik arz eder.

Taraf tutmak

“Taraf tutmak”, taraf olmaya göre daha özneldir. Meşrûiyyet zemini de daha zayıftır. Çünkü, - yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi- taraf olmanın fıtrî ve ontolojik kaynağını İlâhî referanslar teşkil ederken, ama buna rağmen, nihâyetinde son kararı ve sorumluluğu insanın özgür irâdesine bırakırken, taraf tutmanın referanslarını ise daha baştan ve tam olarak insanın bizâtihi indî (sübjektif) ve irâdî tercihleri oluşturur.

Bu tercihler arasında da insanoğlunun hevâ ve hevesleri, istek ve arzuları, çıkar ve menfaatleri, suflî emel ve amaçları, dünyevîleşme ve güç devşirme tutkuları, mevkî ve makam hırsları, firavunlaşma, karunlaşma ve tiranlaşma gibi düşünceleri olabilir.

Çünkü, bu tercih ve düşüncelerin kaynağını tamamıyla dünyaya meyletmiş ve dünyevîleşme tutkusuyla yanıp tutuşan insanın özgür irâdesi oluşturur.

Böyle bir taraf tutma ve tercihte ahlâkî ilkeler, insânî ilkeler, bediî ve edebî ilkeler, hak, hukuk, adâlet ilkeleri, emânet, ehliyet, liyâkat ilkeleri ile şahsiyet ve dürüstlük ilkeleri pek aranmaz.

Taraf tutmada aranan tek ve yegâne ilke, aynı takımdan olmaktır. Taraf tutma ve tercihteki bu özellik, herkese yeter de artar da!.. Maalesef, taraf tutmadaki anlayış budur!

Bu tür taraf tutmalar; aslında spor takımı tutmak, parti takımı tutmak, ideolojik ve politik takım tutmak, cemaat ve tarikat takımı tutmak, mezhebî ve meşrebî takım tutmak, vakıf ve dernek takımı tutmak gibi tamamen gruplaşma fenomeni üzerine binâ edilmiş olan taraf tutmalardır.

Ama bu tür sosyal olgu ve oluşumlardaki taraf tutma parametreleri, hemen hemen tamamıyla indî ve nefsîdir. Başka bir deyişle dünyevîdir. Böyle bir taraf tutmada, yukarıda sayılan ahlâkî ilkeler genellikle görülmez ya da göz ardı edilerek aranmaz.

Spor takımlarının tarafgir taraftarlarının taraf tutma tarzlarına bir bakınız. Çoğunluğu körü körüne ve bilinçsizce taraf tutar. Bu öylesine bir taraf tutmadır ki, ne pahasına olursa olsun taraf tutmaya devam edilir. Hatta takımları çok kötü oynasa, sürekli yenilse, küme düşse, yine de taraftarlar takımlarından vazgeçmezler.

Üstüne üstlük, iyi oynayarak gâlibiyeti ve şampiyonluğu hak eden karşı takıma ve onun taraftarlarına dahi “düşman” olurlar.

İşte, hangi konuda olursa olsun, taraf tutmak böyle bir şeydir. Ve son derece yanıltıcı ve aldatıcı bir tutum ve durumdur.

Evet, taraf tutmak sosyolojik ve sosyal psikolojik bir realitedir ama, asıl olan taraf tutmak değil, taraf olmaktır.

Neye taraf olacağız ve kimden yana taraf olacağız? Bunun temel ilke ve parametrelerini çok iyi ve çok doğru bir şekilde tespit etmemiz gerekiyor. Yoksa gerek bu dünyada gerekse de diğer dünyada hüsran kaçınılmaz olur ne yazık ki!

01 Mart 2022

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder

# olan, spor, son

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.