Maraba köylülerinin her sene kutladıkları “dua ekmeği/yemeği” günü


Bir geçiş noktasında bulunması, pek çok kavim ve kültürlerin buluşma noktası ve her dönemde önemli bir merkez olması hasebiyle, memleketimiz Elbistan, dil-edebiyat ve tarih açısından olduğu kadar folklorik unsurlar açısından da alabildiğine zengindir.
İslâm kültürü, Türk gelenekleri ve yerli an‘anelerin harmanlanmasından oluşan bu unsurların pek çoğu artık tarihe intikal etmiş ve unutulmaya yüz-tutmuştur.
İşte, belki de seksen-yüz yaşlarındaki tek tük ihtiyarların –o da ana hatlarıyla- hatırlayabileceği bu unsurlardan bir tanesi de, Maraba köyünde –yeni adıyla Çatova mahallesinde– 1950'li yıllara kadar yaşamış olan “Dua ekmeği/yemeği” geleneğidir.
Bu yazımızda, 28 Mart 1950 tarihli Engizek gazetesinde yayımlanmış bir makaleden hareketle, –İstanbul'da yaşamam sebebiyle tahkik etme imkanı bulamadığım– bu geleneği sizlere tanıtmaya çalışacağım:
Elbistan'ın çalışkan ve büyük köylerinden Maraba'da, ilkbahar mevsiminde yazlık tohumun ekimine, güzel bir törenle başlanırdı.
Şöyle ki:
Çok eski zamanlardan kalma bu âdete göre, ilkbaharda tüm köylüler umumi bir toplantı yaparak, burada, “Dua ekmeği/yemeği” adı verilen bir yemek yerler.
Her ilkbaharda, ekime başlamazdan önce, bir-iki gün, kapan vs. ile çüt (çift) hayvanlarının hamlığı alınır. Ekime başlanılacağı gün de; köyde bir sığır kesilerek eti köylüler arasında paylaşılır. Yine o gün, muhtar tarafından bir dellal çağırtılır. Bu dellal üzerine, her ev dua yemeğine hazırlanarak yemek yapar. Ve köylülerce, uygun görülen bir harman yerine caminin kilimleri serilir. Bütün köylü toplanır, namaz kılınıp Kur’an okunur. Bu sırada, halk namazda iken, hazırlanmış olan yemekler –yapılan bir işaretle– getirilir, sofralar serilir,
O gün, beş yaşından yüz yaşı­na kadar, köyde ne kadar garip gurabâ, yabancı, muhacir/göçmen, yetim... varsa, hepsi halkla birlikte “dua yemeği”nden yer. Yemeğin ardından, köyün imamı uzun bir dua okur, halk da “Âmin!..” der. Peygamberlere salât ü selamdan sonra eller yüze sürülür. Yemeklerden artanlar fakir­lere verilir. Usulen, sofralarda bir miktar ekmek, tepsilerde de biraz pilav bırakılır; bu kalan ekmek parçasını evdeki kadınlar yerler, pilav da evdeki zahirelerin üzerine saçılır.
Yemek bittikten sonra, çiftçi olan her ev, ambarlarından çuvallara 20-30 kilo tutarında bir kaçar çelik/silme tohum koyup tarlalarına çeker ve sürerler. O günden itibaren ilkbahar ekimi başlayıp devam eder. O gün itibariyle yüzelli haneli ve 800 nüfuslu bu köyün eskiden beri devam edegelen “dua yemeği” merasimi, çok güçlü ve adeta dinî bir gelenek halini almıştır.
Bu bilgileri aktaran gazete yazısı şu sözlerle bitmektedir:
“Başka köylerde perişanlık olur, bu köy tertipli ve bereket­lidir. Aç kimse görülmez.Marabalıların bu ‘Dua yemeği’ gününü kutlular (kutlar), yurdun diğer köylerine de tavsiye ederiz.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Hakan Özalp - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.