Heba olan milyonlar / Kaç çocuumuz var gı

BİR DOKUN-2

Ceyhan nehrini kanala çeviren beton duvarları “güzelleştirmek” için sarı taşlar döşenmişti. Üst tarafa set olarak yapılanlar güzeldi ve gerekliydi; ama bu taşlar?..

Beton rengi, kara beton rengi evet çirkindir. Hele şurasına burasına renk verecek artık boyalar, kireçler vs dökülünce çirkinlik had safhaya çıkabilir. Bizim nehrin duvarları da öyle olmuştu. Olmuştu da taş döşemekten başka boyama veya başka ucuz ve kalıcı malzemeler kullanarak “güzelleştirme” mümkün değil miydi? Bunu elbette mimarlar, mühendisler daha iyi bilirler; onlara ve işten anlayan başkalarına da sormak ORTAK AKLIN eseri oluşmasını sağlamak gerekirdi.

Ben düşünürüm, karar veririm ve emrederim; görevliler de icra eder” mantığı hâkim oldukça daha nice emekler ve nice milyonlar heba olur gider...

N’oluyor şimdi?

Daha ilk yılından itibaren Ceyhan’ın neminin etkisiyle taşlar gevşiyor ve düşüyor. O yıllarda da kaç kere her kademeden yetkiliye bizzat gösterdim, fotoğraflayıp yayımladım. Dinleyen olmadı. Ya da artık yapacak bir şey yok çaresizliği ile elleri kolları yanlarında kaldı.

Ceyhan Nehri kenarında gelip gidenler bakarlarsa, bu sarı taş duvarların birçok yerinde döküldüğünü, ayrıldığını, kimi yerlerde tamir edilse de pek tutmadığını ve dökülmeye devam ettiğini görecektir. İşte size Köprübaşı’dan üst tarafının görüntüsü.. Yeni yönetim nasıl bir çare bulacak, bulabilecek mi hep beraber göreceğiz...

KAÇ ÇOCUUMUZ VAR GI[¹]

Elbistan’da üç yıl şiir atışması düzenledim. Sonuncusu Elbistanlı ile Afşinli şairlerin arasındaydı. Bunun için hazırlığı bitirdim ve şairlerle görüşmek, atışmanın şartlarını, kimlerin katılacağını, şiirlerini bana nasıl ulaştıracaklarını vs belirlemek amacıyla rahmetli Ahmet Bulut ile Afşin’e gittik. Orada ikisi de şair olan Erol Boyunduruk (Giryani) ve Arif Taşkale ile buluştuk. Konuşup karara bağladıktan sonra hep birlikte yörenin ünlü ve yaşlı şairi Osman Konak’ı evinde ziyaret ettik. Niyetim onu atışmaya dâhil etmekti. Evi, Afşin’den Çobanbeyli’ye uzanan yolun 5 km ötesinde idi. Gittik. Tanıştık. Uzun süre sohbet edip çayını içtik. Gelmişken, bir gün gerek olur diye Osman Konak hakkında bilgi almak amacıyla sorular sordum ve verdiği cevapları yazdım. Son sorum şuydu:

Osman amca, kaç çocuğun var?

(Yalanım varsa iki gözüm önüme aksın) Osman Konak, durdu, düşündü, sanki hesaplarken bocalıyor gibi bir tavrı ve hesap yapan parmak hareketleri vardı. Çayları tazelemek üzere mutfağa giden ikinci hanımına seslendi:

‒ Hatcee... Hatcee; gelele.. Bizim kaç çocuumuz var gı?

Not: Meğer ikisinin de hem önceki eşlerinden hem de birlikte çocukları olduğu için sayamamış...
...................................................................
[¹] Arif Bilgin, Elbistan Fıkraları, GÜLE GÜLE ÖLLLDÜK, Cilt:2, sayfa: 19-20

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.