YARDIM

Nedir yardım?Yardımın tanımını yapalım:Doğada var olan herhangi bir varlığın diğer varlık ya da varlıkların elinden tutması, fazla olanı paylaşması, maddi ve manevi yükünü birlikte kaldırması,gönüller arası köprüler kurması,veren el olması...

Kainatın var oluşunda vardır bazı kurallar. Doğa,  içinde yaşayan tüm varlıklara yardım eder. İnanılmaz olan bu sistemde tüm varlıklar kol koladır. Birbirini yaşatmak, kainatta bir gün daha yaşamak uğruna çalışır ve birbirine yardım ederler. Bulutlar mesela toprakla çok yakın dosttur. Biri yeryüzünde biri gökyüzünde ama harikulade bir yardımlaşma görürsünüz aralarında. Bulutlar ağlar, toprağın bereketine yardım edeyim diye, kana kana içsin yaşasın diye. Ezip geçtiğiniz papatyalar, seviyor sevmiyor uğruna harcadığımız papatyalar, arıların böceklerin yakın dostudur. Arılar, çiçekler olmasa ne kadar kalır hayatta? Dağ, taş, ova tüm hayvanların yaşaması için çaba harcar. Ağaçlar meyve verir adını bile bilmediğimiz ormanlarda. Allah öyle yaratmış ki; tüm canlılar kol kola.

Peki insanoğlu, insanoğlu doğayla, birbiri ile ,eşiyle, dostuyla, memleketi ile kol kola mı?Yeterince yardım ediyor mu muhtaçlara. Yeterince kenetlenmiş miyiz birbirimize? Hayır tabi. Geçen gün bir fotoğraf gördüm. Annesi donmasın diye gece kaldırıp çocuğunu yürütüyor. İnsanoğlunun en büyük sınavı annelik bilir misiz? Bir annenin çocukları donmasın diye üstlerine kapandığını evladını kurtarmak isterken donarak öldüğünü,başka bir yerde yeni doğan bebeklerin donarak öldüğünü, evladıma ekmek götüremedim diyen babaların feryadını, babasının kucağında üzerine atılan bomba ile tanınmaz hale gelmiş çocukları görüyoruz.

İnsanlığın rengi, dili, cinsiyeti, siyasi görüşü, dini, memleketi yok. İnsanlığın sesi yok,dili yok konuşamıyor. Elimizin altında teknoloji var. Oturduğumuz yerden her yere ulaşabiliyoruz. Her türlü haber , her türlü ses hemen yanı başımızda. Cebimizde,elimizde. Bu manzaraları gördüğünüz zaman içiniz acımıyor mu?Kimisi diyor’’Paranın nereye gideceğini bilmediğim yerlere gönderemem.’’Kimisi diyor :’’Yanlış politika, savaş v.s. v.s. ‘’.Yardım etmek çok kolayken, yardım etmemek için gözümüzü  kapatıp yolumuza devam etmek için o kadar çok sebebimiz var ki...Ardı ardına sebep sayıyoruz insanlığın ölümüne şahit olalım diye.

Peygamber efendimizin ‘’Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’’sözü ne kadar ağır .Komşun açken tok yatıyorsan mümin değilsin diyor. Sadakanın dinimizdeki önemini biliyoruz. Peygamber Efendimiz :’’Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et.’’buyuruyor. Peki biz böyle bir peygamberin ümmeti isek; neden komşumuzun kapısı çalınmıyor?Neden bir yerlerde açlıktan insanlar ölüyor? Donarak bebeler ölüyor? Neden son zamanlarda psikoloğa giden insanların sayısı arttı? Gülümsemek sadaka iken; biz birbirimize gülümsemeyi, dertlerimizi paylaşmayı, düşenin elinden tutmayı,sır saklamayı, maddi manevi yükleri  paylaşmayı unuttuk.

Bir bulut olamadık, bir ağaç, bir çiçek. Hangi bulut yağmur yağacağı zaman yer seçiyor? Hangi çiçek dalına konan arıyı kovalıyor? Hangi ağaç dilediğini gölgesinde dinlendiriyor, dilediğine meyve veriyor? Biz yardımlaşma konusunda sınıfta kaldık. Bu sınavda başarısız olduk. Kimse tek başına dünyayı kurtaramaz evet. Dünyayı kurtaramasak da belki hemen yanı başımızda bir yaşlının kapısını çalarız. Bir sıcak ekmek, bir kase çorba belki bizi kurtaracak olan. Belki hemen yanı başımızdaki bir çocuğun eğitimine katkımız olur. Bu ülkeye faydası dokunacak evlatların elinden tutarız. Belki bizim için önemi olmayan ama onlar için çok önemli meblağlar ile insanların hayatına dokunuruz. Belki bir battaniyedir bizi ahirette saracak olan. Belki bir gün bir ağaç oluruz,gölge oluruz ,meyve oluruz. Bir çiçek  ya da bir bulut...

Dinlemeyi bile bırakmışız birbirimizi. Gülümsemeyi, çıkarlarımız öyle sarmalamış ki bizi  mazlumun elinden tutarken bile çıkarlarımız doğrultusunda seçiyoruz. Bulut olup her yere yağamıyoruz. Sadece insan oluğu için yardım etmeyi seçemiyoruz.

Bencil ve seçici olan bu tavrımızı bırakmanın zamanı değil mi? Mümin olmanın, kardeş olmanın, komşu olmanın, arkadaş olmanın, veren el olmanın, birinin hayatına dokunmanın, kin ve öfkeden çıkardan ari bir şekilde sevmenin, sadece insan olduğu için birilerinin elinden tutmanın vakti değil mi?Belki bir bulut kadar , belki bir ağaç kadar, belki bir papatya kadar olmanın vakti gelmiştir...Ahirette bizi saracak olan bir battaniyedir, bir kase çorbadır bizi ruh açlığımızdan kurtaracak olan, belki birilerinin son umududur uzanacak olan elimiz , belki bir sadakadır bizi kurtaracak olan vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder

# son, olan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.