TEC­RÜ­BE İLE SABİT -33-

‘Koç ola­cak Kuzu ağıl önün­de belli olur­muş’

Bizde ‘Söz uçar yazı kalır’ diye bir öz­lü-söz var­dır. Bu ‘deyim’, söy­le­nil­di­ği dö­nem­de, sözün ku­lak­tan ku­la­ğa ulaş­ma­sı­na kar­şı­lık, bu­lun­du­ğu yer­den ha­re­ket ede­me­yen ya­zı­nın çok ki­şi­ye eri­şe­me­ye­ce­ği­ni tel­mih et­mek­tey­di. Anlam kay­ma­sı­na yol açan zaman, de­yi­min ‘Söz uçup gider, ka­lı­cı­lı­ğı ol­ma­dı­ğın­dan kay­bo­lur, yazı ise daha ka­lı­cı ve daha uzun ömür­lü­dür’ şek­lin­de şerh edil­me­si­nin za­ru­re­ti­ne kapı ara­la­mak­ta­dır.
1961 yı­lın­da söy­le­nil­miş, ama kayıt al­tı­na alın­ma­mış bir sözün gü­nü­mü­ze ulaş­ma­sı ne­re­dey­se im­kân­sız gibi bir şey­dir. Ulaş­sa da, kar­şı­mı­za, fark­lı ver­si­yon­lar şek­lin­de as­lın­dan uzak­laş­mış ola­rak çıkar. Oysa yazı öyle midir? Nasıl ya­zıl­mış­sa öy­le­ce in­ti­kal eder.
İşte size ko­nuy­la il­gi­li güzel bir örnek:
Kü­tüp­ha­nem­de, 1961 yı­lın­dan baş­la­yan zen­gin bir El­bis­ta­nın Sesi ga­ze­te­si ar­şi­vi bu­lun­mak­ta­dır. Ara ara in­ce­le­di­ğim bu arşiv, bana, o gün­den gü­nü­mü­ze ya­zıl­mış bir mek­tup gibi gelir. Ya­yım­lan­dık­la­rı ta­rih­ler­de­ki olay­lar si­yah-be­yaz filim şe­ri­di gibi geçip gider göz­le­ri­min önün­den. Do­ğu­mum­dan ön­ce­ki bir ta­rih­te baş­la­yan ar­şi­ve bak­tık­ça ge­ri­ye doğru ya­şa­rım. Olay­lar ve ki­şi­ler ta­nı­dık gelir. Oku­du­ğum ga­ze­te say­fa­la­rın­da­ki ha­di­se­ler adeta ora­day­mı­şım hissi verir bana. Ya­şa­ma­dı­ğım, gör­me­di­ğim bir olayı oku­du­ğum­da şa­hi­di du­ru­mu­na ev­ri­li­ve­ri­rim.
‘Ha­ra­bât eh­li­ni hor görme zâkir / De­fi­ne­ye mâlik vi­râ­ne­ler var?’ sö­zü­nün hayat bul­du­ğu, nice kıy­met­li bil­gi­le­re ula­şı­yo­rum bu ar­şiv­le.
Ya­zı­mız­la ala­ka­lı kıs­mın­dan bah­se­decek olur­sak...
‘Ben kaç şiir def­te­ri yır­tıp attım’ diyen Ab­dur­ra­him Ka­ra­koç’un yır­tıp at­tı­ğı def­ter­ler­den bi­rin­de 19 Ağus­tos 1961 ta­rih­li ve ‘Gü­zel­le­me’ baş­lık­lı bir şiiri de olsa ge­rek­tir. Şah­sen ben, ga­ze­te say­fa­la­rın­da rast­la­ya­na dek, bu şiiri hiç­bir yerde gör­me­mi­şim­dir.
Hangi şiiri mi de­di­niz?..
İşte şu:

Gü­zel­le­me
Bir güzel tö­re­miş ye­ni­den yeni
Bin­bo­ğa da­ğı­nın etek­le­rin­de
Vurdu han­çer ile öl­dür­dü beni
Ku­ru­du al kanım bi­lek­le­rin­de.

En­dâ­mı bir ayrı özel­lik sak­lar
Taze açmış güle ben­zer du­dak­lar
Gü­lün­ce kı­za­ran pembe ya­nak­lar
Bal olur arı­nın pe­tek­le­rin­de

Vi­la­ye­ti Maraş ka­za­sı Afşin
Ye­ni­ce dol­dur­muş 17 yaşın
Tabir caiz olsa öl­çü­sü şah­sın
Yok derim Tanrı'nın me­lek­le­rin­de.

Fil­di­şin­den daha beyaz el­le­ri
Ben­li­ği­mi ben­den aldı ben­le­ri
Sabah akşam kara gözlü bir peri
Gezer Ka­ra­koç'un di­lek­le­rin­de

Ab­dur­ra­him Ka­ra­koç

Kay­nak: El­bis­ta­nın Sesi, yıl 1, sayı 20, 19 Ağus­tos 1961.
***
Sade Ka­ra­koç’un şi­iri­ne mi? Tabii ki hayır. İlk kez oku­du­ğum şi­ir­le­ri­ne rast­la­dı­ğım şa­ir­ler­den biri de Ha­ya­ti Vasfi Taş­yü­rek'tir:

Ço­ba­noğ­lu
Şimdi vakıf oldum dert­li ha­li­ne
Bu ne kadar derin his Çoban Ali
Huk­mey­di san­dım dağ­lar sa­lı­na
Ka­va­lın­dan çıkan ses Çoban Ali

Ko­yak­lar­da bölük bölük kal­mış kar
Kek­lik suya inmiş Ağ­de­re şır­lar
Tu­run­cu ma­zı­lar yem­ye­şil çam­lar
Bu ne dekor bu ne süs Çoban Ali

Dilim ta­ka­sı­na niçin va­rı­yon
Şen yurt­lar­da neden melûl du­ru­yon
Yâ­ri­yin üs­tü­ne yâr mı arı­yon
Doğ­ru­su aş­kı­na pes Çoban Ali

Ben de ilk yâ­rim­le olay­dım keşki
Belki yı­kıl­ma­dı gön­lü­mün köşkü
Ayten'den Ayşe'nin te­miz­dir aşkı
Ta­şı­ma kal­bin­de yaş Çoban Ali

Ha­ya­ti Vasfi'yim gel­dim li­sa­na
Söy­le­yin sö­zü­mün so­nu­nu bana
Azık ge­ti­ri­yor gül Ayşe'n sana
Küs­tü­rür­sün onu kes Çoban Ali

Şair Ha­ya­ti Vasfi Taş­yü­rek

Kay­nak: El­bis­ta­nın Sesi, yıl 1, sayı 24, 23 Ağus­tos 1961.

Oğlum'a öğüt­le­rim
Ey oğul sö­zü­yün sa­hi­bi olsa
Bu pisin ötesi boş­tur de­dir­me
Her la­ti­fe­yi yap den­gi­ni bul da
Bu­nun­la eğ­len­mek hoş­tur de­dir­me.

Eğer bu­lu­nur­san biraz iler­de

Bu halin has­mı­nı dü­şü­rür derde
Sakın kol­tuk, veya beş para yerde
Vasfi'yi pe­şin­den koş­tur de­dir­me.

Bir aşk ataş olsa yansa gön­lün­de
Kara saçlı âhı alma öm­rün­de
Bir­bi­ri­ne uysun sözün özün­le
Bu­nun­la dost olmak suç­tur de­dir­me

Eri­şir­se ben­siz sana bu hitap
Kal­maz yü­re­ğin­de zer­re­ce azap
Ba­ban­dan va­si­yet ne ya­par­san yap
İlla ki ken­di­ne puşt­dur de­dir­me.

22 Mart 1962

Zen­gin­lik yal­nız­ca mal ve para ile olmaz; bin-bir ha­li-çe­şi­di var­dır. Ki gönül zen­gin­li­ği de bun­lar­dan bi­ri­si.
İşte, bu gönlü zen­gin­ler­den biri de âşık Mah­zu­ni Şerif'tir. Ken­di­si­ne kö­tü­lük edeni, ‘Aklı bas­say­dı böyle de­mez­di veya böyle dav­ran­maz­dı’ diye hoş gören ve hiç­bir zaman hiç kim­se­den vaz­geç­me­yen bir gön­lün sa­hi­biy­di o...
Bu ka­na­ate; Bay­ram Bilge Toker’in te­le­viz­yon prog­ra­mı­na bağ­la­na­rak ‘Ağa­bey!’ diye hitap et­ti­ği Ab­dür­ra­him Ka­ra­koç’a it­ha­fen yaz­dı­ğı şiiri oku­du­ğu an var­mış ve kendi ken­di­me ‘Bü­yük­le­rin hoş­gö­rü­le­ri de büyük, dert­le­ri de...’ de­miş­tim.
De­miş­tim, amma bunu ya­şı­nın iler­le­miş ol­ma­sı­na ver­miş­tim.
Oysa, ‘Koç ola­cak Kuzu ağıl önün­de belli olur­muş’ sözü ne özlü bir söz­müş.
Doğum ta­ri­hi­ni, genel kabul gören 3 Ocak 1940 ola­rak kabul eder­sek, 21 ya­şın­da El­bis­tan'ın en cev­val şa­iri­ne hi­ta­ben yaz­dı­ğı şu şi­iri­ne rast­la­yın­ca ‘Koç ola­cak kuzu ağıl önün­de belli olmuş da biz geç fark et­mi­şiz’ dedim:

Ahmet Çıtak'a say­gı­la­rım­la
Güzel El­bis­tan'ın koca Çı­ta­ğı
Mü­şer­ref ol­ma­nın müp­te­la­sı­yım.
Dağ­la­rı­nız koç yi­ği­din otağı
Sıla has­re­ti­nin amâ­da­sı­yım.

Cûş u faal mıdır Sö­ğüt­lü çayı
Ceyh u re­van­mı­dır Cey­han'ın suyu
Mu­ha­lif mi size Kul Hamit Dayı
As­ker­lik dos­tu­nun mah­du­ma­sı­yım.

Sız­lar de­ru­num­da vus­la­tın zahmi
Bir kula has­ret­lik emri ilah mı
Sa­vaş­ta mı sizle şok Hafız Rahmi
Ben o dev­rin sif­tah na­fa­ka­sı­yım.

Çıtak Emmi bin­bir güllü bah­çe­sin
Cem-i rey­ha­nız­la bağ­rı­ma esin
Ta­nı­mam Boz­kurd'u bil­mem leh­ce­sin
Çünkü dost gör­me­nin fu­ka­ra­sı­yım.

‘Men aref’ il­mi­ni oku­yan hoca
Bence gider gelir günde mih­ra­ça
Be­ni-âdem Hak ka­tın­da en yüce
Ehli beyt ra­hı­nın tu­ra­ba­sı­yım.

Hey hat nefse biat etme hey ati
Feh­me­de-gör hırsı olan biatı
Çıtak Emmi evde midir Ha­ya­ti
Ben aşık sev­me­nin âşi­na­sı­yım

Hayat bah­çe­sin­de insan bir çiçek
Devri açıp sol­mak kı­ya­me­te dek
Gerçi bil­mez beni Af­şin­li Uçak
Çünkü âşık­lı­ğın zerre pa­sı­yım.

Alem­bey­li Hacı Lütfü ho­cam­dı
Elli üçte ecel me­yi­ne kandı
Şi­ir­ci kah­ra­man Durdu Efen­di
Der ki Er­çe­ne'nin ha­fı­za­sı­yım.

Çıtak Emmi bitti m'ola ya­zı­nız
Belki bir ay sonra baş­lar bu­zu­nuz
Ne­re­de­dir Ali Ka­ra­göz'ünüz
Der m'ola aşk­lar ej­der­ha­sı­yım.

Üç turna bir­leş­se bir katar tutar
Kib­ri­le kal­kan­lar küf­rü­le yatar
Pahıl âşık aşkın pa­ha­lı satar
Ben dost pa­za­rı­nın be­da­va­sı­yım.

Mah­zu­ni Şerif'im Cı­rık­lı soyum
Afşin'e bağ­lı­dır Ber­çe­nek köyüm
Çıtak Emmi ce­va­bı­nı bek­le­rim
Mu­hab­bet şeh­ri­nin pos­ta­cı­sı­yım.

Şerif Çırık
Ord. Okul Tekn. Asb. 2 Bl.
29.9.1961 Ba­lı­ke­sir

Kay­nak: El­bis­ta­nın Sesi, yıl 1, sayı: 70, 8 Ekim 1961.
***
Evet, ben geç fark etsem de, o dö­ne­min en iyi şa­ir­le­ri ara­sın­da ye­ri­ni alan Ahmet Çıtak ken­di­ne söy­le­ni­len sözü tar­tıp ede­ri­nin ağır­lı­ğı­nı söy­le­mek­ten im­ti­na et­mi­yor. Ha­ya­tın teri ve gön­lün pı­na­rı şi­irin şa­iri­ni met­he­de­rek yaz­dı­ğı ce­va­bi şiiri bir­lik­te oku­ya­lım:

Ba­lı­ke­sir'den Şerit Çırık'ın Ahmet Çı­ta­ğa yaz­dı­ğı şiire cevap
Bir kıy­met­li mek­tup sal­mı­şın bize
Üç gün sonra bura ge­lik­tir dos­tum
Ma­na­sı­na bak­tım de­ru­ni­ni­ze
Ha­zi­ne-yi Rah­man do­luk­tur dos­tum.

Kırk yıl­lık şa­irim 65 yaşım
Üç yüz kadar âşık ağ­rıt­tı başım
Tak­di­re şa­yan­dır gör­me­dim eşin
Ru­hu­nuz um­ma­na da­lık­tır dos­tum.

Bil­di­ri­yon ehli bey­tin ha­lın­dan
Nuri çeşmi ayır­dı­lar gü­lün­den
Ker­be­la'da zalım Yezit elin­den
Şehit olup rengi so­luk­tur dos­tum.

Bu bir hik­met idrak etmez feh­mi­miz
Get­tik­çe yü­rek­te artar zah­mi­miz
Has­mı­nı gö­rün­ce Hafız Rahmi'miz
Koska şişer sanki cu­luk­tur dos­tum

Ha­ya­ti Vasfi'yi düz­me­li başa
Ha­ki­kat sar­fe­den söy­le­mez boşa
Kul Hamit ne dese ge­ti­rir hoşa
Gö­zü­ka­ra kay­pak ba­lık­tır dos­tum.

Boz­kurt ak­ru­ba­mız ilham al­mış­tır.
Kitap yazıp her ta­ra­fa sal­mış­tır
Kırk ya­şın­dan sonra şair ol­muş­tur
Bir irfan yo­lu­nu bu­luk­tur dos­tum.

Şa­ir­ler ya­ta­ğı aslan yur­du­muz
Ulema, âşık­tır bir­çok fer­di­miz
Bir tane yaz­mış­sın iki Durdu'muz
Şa­ir­lik­te mey­dan alık­tır dos­tum.

Cafer Uçak terk-i sanat ey­le­di
Genç ya­şın­da biraz türkü söy­le­di
Lütfü Hoca me­zar­lı­ğı boy­la­dı
Vade hitam bulup ölük­tür dos­tum

Yaz­ma­dı­ğın şa­ir­le­ri sa­ya­lım
Nazar eyle ad­la­rı­nı du­ya­lım
Ab­dur­ra­him Ka­ra­koç'u di­ye­lim
Şa­ir­lik hü­ne­rin bi­lik­tir dos­tum

Bir daha var sön­mez âşık fe­ne­ri
Bin bir çeşit icat eder hü­ne­ri
Zi­ra­at me­mu­ru Durdu Gü­ne­ri
Ni­ce­si­ni yere ça­lık­tır dos­tum.

Ab­dur­rah­man Çıtak 6. oğlum
Şa­ir­lik­te tamam bir hiza boy­lum
So­ya­dı Koca'dır Er­çe­ne köy­lüm
Çer­kez­le­re çalım kı­lık­tır dos­tum.

Şa­ir­lik­te mahir Ulvi Eren'i
Hay­kı­rır­sa dil­den atar fi­re­ni
Ba­ba­sı Çı­ta­ğın sadık ya­re­ni
Din imanı bolat çe­lik­tir dos­tum.

Meh­met Göçer şair ham iken yetti
El­bis­tan'da gelip gül gibi bitti
Mek­tep mü­fet­ti­şi ola­rak gitti
Ne­ca­ti Tokat'ta ka­lık­tır dos­tum.

On iki daha var bil­mi­yom adın
On bi­ri­si erkek bi­ri­si kadın
Zaman azdı gör­mek dün­ya­nın tadın
Si­tem­den gön­lü­müz yı­lık­tır dos­tum.

Gönül mah­sun as­rı­mı­za dar­gı­nım
Va­tan­da­şı dü­şün­mek­ten yıl­gı­nım
Naz edi­yor Halık'ıma kır­gı­nım
Böyle güne bizi sa­lık­tır dos­tum.

Mu­kad­des va­zi­fen Resûl'ün yolu
Mü­ca­hit şe­re­fi dün­ya­nın malı
Adı şirin Ba­lı­ke­sir'in balı
Siz­le­re nasip oluk­tur dos­tum.

Ahmet Çıtak dil­den koy­maz Huda'sın
Se­lâ­met na­mı­na söy­ler se­da­sın
Esir­ge­sin Türk'ün bayı ge­da­sın
İsti­nat­gâ­hı­mız Halık'tır dos­tum.

Ahmet Çıtak

Kay­nak: El­bis­ta­nın sesi, yıl 1, sayı: 91, 31 Ekim Salı 1961
****
Mur­ta­za Gün­doğ­du isim­li bir şair de, ga­ze­te ara­cı­lı­ğıy­la Ulvi Eren’e şu şiiri ya­zı­yor:

Kar­de­şim Ulvi Eren'e
Ulvi boşa yorma ken­di­ni böyle
Şim­di­ki şa­hıs­lar falla ta­nı­nır
An­la­maz in­sa­na sen hemen söyle
Lâ-şek­ki he­pi­si malla ta­nı­nır

Cünun eder eflâk böyle ne­zâ­ni
Değer sev­mez hu­cür­la­rı ya­za­nı
Kimse bil­mez şa­hi­ka­da ge­zâ­ni
Ma­ka­mı mad­de­lik yolla ta­nı­nır

Nâdan des­ter harap etti ci­ha­nı
Acı­rım fi­ki­re çekti yu­ha­rı
Hani seven yiğit Nabi Ni­ha­ni
Kal­leş­çe te­kel­lüm dille ta­nı­nır

Değer ..tı bu meb­la­ğı kap­lı­ğa
Fakir mer­düm ya­ra­mı­yor sap­lı­ğa
Kıy­met nerde asa­le­ti nab­lı­ğa
Aşı­ya­nı radyo pille ta­nı­nır

Abit­li­ği kayıp etti ezelî
Ta­sal­lut­lar ara yerde ge­ze­li
Değer demin ra­ali­ti gü­ze­li
Rakı, şarap, esrar külle ta­nı­nır

Aç gözün olmaz mı vic­da­nı kaba
Sa­vu­rur ef­kâ­rı elin­de taba
Böy­le­si mü­cer­ret ol­ma­yan baba
Şe­re­fi ol­ma­yan dölle ta­nı­nır

Mur­ta­za der Ulvi Eren'i seçek
Şimdi mert ye­ri­ne kal­leş­le köçek
Ya­ra­maz el­la­ğa ..​aalit koşak
Muh­te­ri mu­na­fi elle ta­nı­nır

3 Mart 1962
Mur­ta­za Gün­do­ğan

Ulvi Eren’in Cc­va­bı­nı da bir­lik­te oku­ya­lım:

’Kar­de­şim Ulvi Eren'e’
baş­lık­lı şiire cevap

An­la­maz sö­zün­den, ol­ma­yan arif
Sebep nedir seni üzen Mur­ta­za
Acep neyi etmek is­te­sin tarif
Şi­ve­yi ace­mi­ce yazan Mur­ta­za

Falı bil­mem sen bari izahı
Mıs­ra­la­rın nahoş hem de mi­za­hi
Açık konuş seçer misin ni­za­hi
Ta­nın­ma­dım diye kızan Mur­ta­za

Sadık muk­min çok­tur ne­bi­yi seven
Aşkı ilâ­hiy­le bağ­rı­nı döven
Bilir misin kim­dir ken­di­ni öven
Bahr-i müş­ki­lat­ta yüzen Mur­ta­za

Ha­ta­dan mü­nez­zeh ola­maz beşer
Ancak melez olan kı­ya­met­ten düşer
Cahil esir olur ilim hür yaşar
Mev­sim­siz dö­kül­mez hazân Mur­ta­za

Terk et Fa­ri­si­yi Türk­çe­ye geçek
Ga­li­ba ak­lı­nı boz­muş­tur köçek
Gayen ça­kış­mak­sa bir anket açak
Tel­le­re ve­re­lim düzen Mur­ta­za

Al­tın­cı mıs­ra­da hak­lı­sın biraz
Gör­düy­sen ebe­bey­nin­den garaz
Ner­mit­lik şi­fa­sı ol­ma­yan maraz
Genç yaşta ha­yat­tan bezen Mur­ta­za

Ha­yal-i aşk ile ken­dim­den geç­tim
Bab-ı ne­za­ke­ti elim­le açtım
Ben kendi ye­ri­ne za­tı­nı seç­tim
Gay­ret gös­ter şöh­ret kazan Mur­ta­za

Mak­sa­dın Ulvi'ye ver­mek­se akıl
Ka­rış­maz cev­he­rin içine çakıl
Bir mür­şid ka­mi­lin pe­şi­ne takıl
Rah-i fe­la­ket­te gezen Mur­ta­za

12 Mart 1962
Ulvi Eren

Ya­zı­sı biz­le­re ula­şan ve sözü ku­la­ğı­mız­da kalan o dönem şa­ir­le­ri­nin şi­ir­le­rin­den ör­nek­ler ya­yım­la­ma­ya devam ede­ce­ğiz. Cümle geç­miş­le­ri­mi­ze rah­met di­lek­le­rim­le…

Ez­cüm­le:
Ördek uçar kaz uçar
Çürük yapı tez uçar
Çok eski darb-ı mesel
Yazı kalır söz uçar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.