DURUN KALABALIKLAR


Düşleri yüreğine sığmayan bir çocukluktu yaşadığımız. Sabahın mahmurluğunda aynalarda gülümseyen bir yüzümüz, gül yetiştirmek için toprak olmaya hazır bir bedenimiz ve dünyayı değiştirecek cesaretimiz vardı. Kocaman umutlarla yürüyorduk hayatın kalbine. Kaygı denizlerinin kıyılarına ulaşmamıştı daha yolumuz. Her şey çok güzel olacaktı. Kazanacaktık. Dünyayı değiştirecektik. Öyle söylüyordu okuduğumuz kitaplar.

Her şey yaz dönüşü çantamdan çıkan bir kasetle başladı. Zaman arabesk günlerin hâkim olduğu demler… Ve biz büyüyen yalnızlığımızla şarkıların kuytusuna sığınıyorduk.

Yabancı bir ses değdi müziğe aşina kulaklarımıza. Yorgun ve boğuk bir ses, bu ses, klasik müzik eşliğinde bir şeyler haykırıyordu adeta. Uçup giden ve haberimiz olmayan kelimeler katarı…

Ve okul… Sıralarında kaybolduğumuz alışkanlıklar yığını bizi kendine benzetiyordu. Ve arka sıralarda demlenen dostluklar.
Bir gün ön sıralardan bize kadar ulaşan bir sohbet dokundu sesimize. Şiir okuyorlardı. Vurucu bir söz gibi dokundu mısralar yüreğime. Garip bir tat bırakarak geçti sanki zihnimden. Ben bu sözleri nereden hatırlıyordum?

Ve evdeyim. İhtiyar kasetçalar ve yorgun bir ses…

‘‘Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak

Haykırsam kollarımı maska gibi açarak…’’

Yıllarca içimizde sakladığımız bir tohum gün yüzüne çıkmaya hazırlanıyordu şimdi. Şiir, gözlerimizin karasındaki umudun sıcaklığı gibi içimizi ısıtan bir yağmura dönüşüyordu.

Büyüyordum. Ruhumu dolduran bir ırmak oluyordu mısralar. Okudukça zihnim berraklaşıyor ve hayatımın merkezine yerleştiriyordum şiiri ve yorgun sesin sahibini. Sabahlar daha aydınlık oluyordu şimdi. Ama heybemizde her zaman umut olmuyordu. Hüznü kuşanarak çıkıyorduk yola, bir umudumuz, bir düşümüz, bir dönüşümüz oluyordu. Yol onun varlık onun…

Çünkü bu yol çileli bir yoldu. Sakarya Türküsünü söyleyerek, mayamızın kandan ve çamurdan müteşekkil olduğunun farkına vararak çıkmalıydık yola. Yolculuk Sakarya’da umuda dönüşüyordu kandan ve çamurdan bedenimizde. Biliyorduk ki bu yolculuk yarınlara dair bir umudu olanların, gül büyütenlere mahsus bir yüreği taşıyanların ve toprak olma telaşında olanların katlanabileceği bir yolculuktu.

Kayıp giden gün başımızı acı rüzgârların çektiği yana döndürüyordu kimi zaman da. Bu dünya bütün genişliğine rağmen bize zindan oluyordu. Avlusu kırmızı tuğlalarla döşeli olmasa da gençliğimizi kuşatan hafakanlarımız çıkıyordu karşımıza.

O zaman ak saçlı annelerimizin dizlerinde kaygı denizlerinde boğulmaktan kurtulmaya çalışıyorduk. Onların gözlerinde yolculuk öncesinin derin boşluğunu hissettiğimizde titreyen bakışlarımızı bir ince tüy gibi rüzgâra emanet ediyorduk. Koşuyorduk. Saçlarımızda yağmur ıslaklığı… Tenimizde acısız yatan bir türkü oluyordu yağmur.

Gençtik ve tüylerimizi diken diken eden bir dua dökülüyordu dilimizden:

‘‘Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…’’

Yüreğimize serpilen tohumların filizlenmesi için koşuyorduk. Zamanın tozlu sayfalarından savrulup giden bir kuru yaprak olmadan, kim var diye sorulduğunda, ben varım cevabını verebilecek miydik? Ustada kalan bu öksüz yapının, tohum saçtığımız toprakların, solmayan tek rengin bayraklaşacağı günün umuduyla koşuyorduk.

Oysa ben toz kanatlı bir kelebektim. Ve minicik gövdeme Kaf Dağını yüklüyorlardı. Şiir demleniyordu damarlarımızda. Dünyaya kafa tutuyorduk ama kendimizden haberimiz yoktu. Aşılmaz denilen dağları aşıyor, içimizdeki iniş ve çıkışlarda kayboluyorduk.

Sonra büyüyorduk ve şiirin anlaşılması için koşuyorduk.

‘‘Bir gün anlaşılır şiir;
Çoğu gitti, azı kaldı.
Ekmek gibi azizleşir,
Çoğu gitti, azı kaldı...’’

Şimdi zaman ve mekân bana emanettir şuurunu kuşanarak şiir demetleri sunmaya çalışıyorum genç ve körpe yüreklere…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Akif Dut - Mesaj Gönder

# yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.