ALBUSTANDA BİR KARYE

(On birinci Fasıl) 

On hafta önce yazmaya başladığım “Albustanda Bir Karye” adlı hikâye denemesini kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Günün birinde; Gücük nahiyesine mücâvir Aşağı Gücük beldesinden bir garip oğlan, ol karyelerin birinden sevdaya tutulduğu bir hatunu evlenmek niyetiyle kaçırıvermiş. Kaçırıvermiş, kaçırıvermiş amma velâkin bunu yaparken de affedilmez (!) bir hata yapıvermiş.

Çünkü, sevdalandığı hatunu kaçırmadan önce, civardaki karyelere hükümran olan Gücük’deki Çöl oğullarından izin almamış. Bunu duyan Çöl oğullarının reisi öfkelendikçe öfkelenmiş, köpürdükçe köpürmüş; “- Bre mel’un! Sen benden habersiz nasıl hatun kaçırırsın” diyerek çok hiddetlenmiş ve zavallı genç âşıkları birbirinden ayırmış.

Kanı deli akan oğlanın elinden kızı zorla alarak, Özbek karyesi nâmındaki bir karyede ikâmet eden birisiyle baş göz etmiş. Lâkin, eski iki âşık bir türlü birbirlerini unutamamışlar.

Günlerden bir gün, çeşmenin başında su dolduran genç kız, eski sevdalısıyla tekrar kaçıvermiş. Bunu duyan aşiretin reisi bir aslan gibi kükreyerek; “- Bre mel’un! Sen çizmeyi eyice aştın hâ…” dercesine öfkeden deliye dönüp, bu zavallılara yapmadığını bırakmamış.

Nahiyede çok hüzün verici hâdiseler yaşanmış. Yukarı Gücük ve Aşağı Gücük ahâlisi taşlı sopalı birbirine girmiş. Ol zamanlar Nahiye Müdürlüğüne vekâlet iden rahmetli babam, asâyişi sağlamak kanûnen kendisinin mes’ûliyetinde ve dahî uhdesinde olduğu içün, emrindeki karakol âmirine tâlimatlar vererek hâdisatı sükûnete irdürup, asâyişi yeniden berkemâl kılmaya çalışmış.

Fekat, aşiret reisi bundan pek memnun olmamış. Çünkü ağa, babamdan, kendisinden yana tavır koymasını istermiş. Babam hem hukûken hem de vicdanen adâletten yana bir anlayışa sahip olduğu içün, ağanın bu isteğini yerine getirmemiş.

Bu sebepten nâşî, rahmetli babamın aşiret reisi ile arası açıldıkça açılmış. Haddizâtında, ol hâdisattan evvel araları çok çok iyiymiş. Amma velâkin ol hâdisattan sonra aşiret reisi ve nahiyede bulunan karakol âmiri de başta olmak üzre güçten yana olan sâir devlet memurlarının hemen hemen tamamı, babama karşı cephe almışlar.

Hatta babama korku salmak içün, körpecik bir danamızı dahi bıçaklamışlar. “- Bre zâlimler! Zavallı hayvandan ne istersünüz?”

Derken, gün günü kovalamış ve zaman akıp gitmiş. Babama yapılan tehditler artmaya başlayınca; rahmetli babam, ailemizin emniyeti içün evimizi kendi karyemize taşımış. Geriye kendisi ve ilk mektepte okumamdan nâşî sadece ben kalmıştım.

Nahiyede, babama rağmen istedüğü gibi at oynatamayacağını anlayan aşiret reisi, aşiret ve siyâsî gücünü kullanarak devlet ricâlinden babamın başka beldelere sürgününü rica idmüş amma velâkin bunda muvaffak olamamış.

Çünkü, babam vazifesini bîhakkın yapar imiş. Hatta kendisi Nahiye Müdürlüğüne vekâlet ider iken, zamanın kahramanlar diyarı Maraş vâlisi Necmeddin Karaduman beyefendi tarafından yapılan bir teftişte, zâtına üstün muvaffakiyet pâyesi dahî tevdî edilmiş.

Ol Necmeddin Karaduman, daha sonraları siyâsete atılmış ve dahî Turgut Özal Hükûmetinin ilk TBMM Başkanı olmuş idi. Babamla birlikte bendeniz kendisini tebrik idmek maksadıyla makamına vâsıl olmuş, fekat meşgûliyetinden ve makamında olmayışından nâşî zâtıyla hemhâl olamamış, daha sonra telgraf mârifetiyle “Hayırlı olsun” temennisinde bulunmuş idik.

İşte ol sebepten nâşî babamı nahiyeden sürgüne göndermeye muvaffak olamayan aşiret reisi, etrafındaki bütün dalkavuk ve avâneleriyle rahmetliye tuzaklar kurmaya başlamış, hatta canına bile kastetmeye yeltenmişlerdir.

Bir gice yarısı, içinde babamın da bulunduğu odacısının evini hep birlikte kuşatmışlar ve gicenin geç saatlerine kadar dışarıya çıkmamızı beklemişlerdir. Evin yakınlarındaki babamın emrinde olan inzibat teşkilâtının (karakol) önünde ateş yakan reis ve avâneleri, karakol komutanını da kafaya alup arada bir “- Nüfusçu dışarıya çıksın, hesaplaşacağız!” deyu nara atarlar idi.

Bu arada babam, hâdisatı zabt-u rapt altına almak içün olup biteni teferruatı ile birlikte bir kâğıda aktarmış, fekat hâdiseye şahit olan zamanın hava tahmin memuru korkusundan imzaya yanaşmamış idi.

Nihayetinde rahmetli babam her şeyi göze alup, gicenin geç saatlerinde dışarıya çıkmaya karar vermiş ve zifiri karanlıkta birlikte yola revan olmuş idik.

Babamın maksadı olup biteni kaymakam beyefendiye anlatmak ve bu mes’eleyi bir hâl çaresine koymak imiş.

İşte bundan nâşî Malatya’dan gelüp kaza-i Albustan’a giden şoseye vâsıl olmak içün zifiri karanlıkta yola çıkmamıza rağmen, artık her ne hikmetse aşiret reisi ve avânesi arkamızdan gelmeye cesâret idememişlerdi.

Takrîben bir saatlik bir yaya yürüyüşünden sonra şoseye vâsıl olan babam ve ben, zifiri karanlıkta epeyce bekledikten sonra Malatya istikâmetinden gelen bir kamyonun durması üzerine, kamyona binerek şehre vâsıl olmuş idik.

Ertesi gün olup biteni Mülkî âmire anlatan rahmetli, artık nahiyede durmanın bir mânâ teşkil etmeyeceğine inandığı içün, kendi isteğiyle Albustan Nüfus Müdürlüğüne tayinini yaptırmış ve bundan sonra da kalan ömründe aziz Albustanlılara ve dahî Karye-i Til ahâlisine canla başla hizmet etmekte kusur etmemiş,

Vesselâm…

Cenâb-ı Rabbü’l Âlemîn taksiratını aff u mağfiret eyleyüp, mekânını Cennet eylesin inşâAllah!

Gerçek hayattan alınan bu kısa hikâye denemesini, üzerimde ödenmez hakkı bulunan rahmetli babama ithaf ediyorum…

Kalın sağlıcakla…

08 Ocak 2022

İlhan AKAR

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder

# olan, kaza

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.