TECRÜBE İLE SABİT-30-

Eskiden, Ramazan İmamı Tutulurdu. 

yıllarımızda her camide, daha doğrusunu söylemek gerekirse, her köyde devlet tarafından atanmış bir imam yoktu. İmamı olmayan köy halkları, Ramazan ayı geldiğinde ücretli imam tutarlardı.

İmamlardan sesi ve kıraati yerinde olanlar, haliyle daha fazla olan ücretlerini karşılayabilecek büyük köylere, diğerleriyse küçüklerine imam dururlardı. Bir ay boyunca köyde teravih namazını kıldıran hocaların görevi, anlaşma gereği, kıldırdıkları bayram namazıyla sona ererdi.

O vakitler, camiler taştan ya da kerpiçten olup minareler de -şayet varsa- tahtadandı.

Köyümüz olan Eldelek'te de, minare yapılmadan önce, imam, ezanı, sağ eli kulağında olduğu halde damda dolaşarak okurdu. Daha sonraları, kabukları soyulmuş bir selbi ağacının tepesine üç hoparlör monte edilerek bu işe son verildi. En sonunda da, toprak caminin yerine betonarme bir cami yapıldı; selbinin yerine ise bir hayırsever tarafından minare yaptırıldı.

O zamanlar, geçimin en büyük dert olduğu dönemlerdi. Nitekim, Afşin'ın Alandar köyünden bâdeli âşık Kul Hamit Koca;

 

Yırtık pantol bacağında

Çıplak çocuk kucağında

Et pişmiş mi ocağında

Komşusundan sor fakiri

 

kıtasını içeren ‘Fakir’ başlıklı şiirinde, o dönemdeki yokluk ve geçim sıkıntısının boyutu hakkında izahat verir.

Asıl mesleği imamlık olan Kul Hamit, maişeti için yeterli olmayan bu mesleği fazla sürdüremeyerek, geçimini çobanlık, çiftçilik, köy koruculuğu, destancılık dahil pek çok iş tutarken arada bir de, denk geldikçe yine muayyen bir ücret karşılığında imamlık yapar.

Hayatına dair söylediği bir şiirinde, bu durumdan;

 

Felek bizim ile durdu oyuna

Benim rezilliğim sürdü boyuna

İmam gettim Kerevin’in köyüne

Tek yorganı bir merkebe atmam var

 

 şeklinde yakınmaktadır.

Şimdiki ismi Dokuztay olan Kerevin köyü, Hurman çayının hemen kıyısına kurulmuş şirin bir yerleşim yeridir.

Âşık Kul Hamit Koca, yaşadıkları coğrafyanın Kerevinlilere bahşettiği cömertliği vurguladığı bir şiirinde, bir yandan da,

 

Kerevin’e durduk imam

Yitirmezsek bulduk tamam

Ne cağ var, ne de hamam

Hurman'a dalan çıkıyor

 

kıtasıyla, köylülerin, yerleşik düzenin olmazsa olmazlarından ne denli uzak kaldıklarını anlatır

***

İşte, dönemin günümüze benzemediği o dönemde;

Afşin'ın Çobanbeyli köyünden merhum Recep Mert, bir Ramazan'da Bektaşi köylerinden birine imam durur.

Bir ay süresince camiye pek gelmeyen köylüleri bayram sabahı camide gören Recep Hoca hutbeye çıkıp;

‘Sevgili köylüler! Şimdi sizlere arpadan, buğdaydan, nohuttan bahsetmek istesem, ben bunlardan anlamam.

Abdest, namaz, oruç, zekât da sizin işinize gelmez.

İyisimi birbirinizle iyi geçinin!..’ diyerek minberden iner.

 

Ezcümle: Marifet iltifata tâbidir, iltifatsız metâ zâyidir/Alıcısı olmayan mal zâyi olur öz-deyişinden hareketle;

Alıcısı olmayan sözü de boşuboşuna söylememek gerekir.

Manasız sözden, faydasız işten Allah’a sığınırım.

***

Recep Hoca, Bektaşi köyünde durduğu imamlığın ardından, ertesi Ramazan da Armutalan köyüne imam olur.

Ve samimiyeti sayesinde de köylülerin camiye olan rağbetlerini artırır.

Cami cömaatini çok yakından takip eden Recep Hoca, vakit namazına gelmeyen köylülerle karşılaştıkça niçin gelemediklerini sorar... Ve uygun bir dille nasihatta bulunur.

Namaza gelmeyenler de, Hoca'nın bu iyi niyetli tavrı karşısında ezilip büzülerek, aynı duruma bir daha düşmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler.

Bu sırada, Ramazan'ın on ikisinde, rahatsızlanan köy sakinlerinden biri, çocuklarını yanına çağırarak;

‘Yavrularım!.. Ben hastayım; camiye gidemiyorum. Bugünden sonra orucu da tutamayacağım. Ancak, siz sakın cami işini aksatmayın!.. Sonra Recep Hoca'ya ayıp olur. Beni de soracak olursa durumu izah edin ve selamımı söyleyin. Benim bu 'oniki orucu'mu* kabul ediyorsa etsin, etmiyorsa Kırkısıkraklılar** beni dört gözle bekliyorlar’ der.

 

  * Burada, Bektaşilerin 12 günlük Muharrem oruçlarına telmih vardır.

** Kırkısıkrak: Armutalan'a komşu, Sarız'a bağlı bir Aşiret köyüdür.

 Ezcümle: Gönül zariftir. Zorbalıkla değil, zarafetle fethedilir!..

-Gönül kalesi gülle ile değil, gül ile fethedilir.-

 

Not: Bu yazıya kaynaklık eden 2004-2014 yılları arasından iki dönem Çobanbeyli Belediye Başkanlığı yapan sayın İsmail Mert’e (1962) teşekkür ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.