SÖZE BAŞLARKEN GÜLÜMSEMEK VE GÜLÜMSETMEK

İletişimde en çok kullandığımız yol, konuşmadır. İletişimin rahat olabilmesi için kişinin samimi ve dostane olması gerekir. Biraz neşe, iletişime kalite ve kolaylık kazandırır. Gülümseyen insan iletişime açık insandır.

Bugünden itibaren bu köşede okurlarla sohbetim olacaktır. Sohbet için üç şartı; muhabbet, sohbet mekânı, sohbet erbabıdır. Benim yazılarımı okuyorsanız, ilgi ve sevgi var demektir. Aramızda tam karşılıklı olmasa bile bilgi duygu alışverişi varsa sohbet erbabı sayılırız. Artık sohbet mekânı olarak gazete sayfasını ve dijital âlemi de gerçek âlem gibi iletişim kurduğumuz bir mekân kabul edebiliriz.

Yazılarım alışılan deyimle kişisel gelişim kendi deyimimle kişilikli gelişim alanında olacaktır. Klasik anlamda kişisel gelişim değil, insanın kendini tanıması, geliştirmesi anlamında kendi kültür köklerimizden yaralanarak öğrendiklerimi paylaşmak şeklinde olacaktır. Ama mutlaka bunu yaparken üzerine mizah katıp neşeli düşünmenize çalışacağım.

Söze başlamanın zorluğu vardır. Kimi söze başlarken konu başlığını ve konunun ne olduğunu anlatmaya çalışır, kimi yanlış bir düşünceye vurgu yapar.  Bazıları şiirle, bir soru ile bir önemli sözle, bir fıkra ile ya da okuyuculardan veya kendinden bahsederek konuşmaya başlar.

Bu yazıda söze başlarken diyelim ki sözü unuttunuz ve bir anda panik yaşıyorsunuz aşağıdaki fıkraları anlatarak hem kendinizi rahatlatır dinleyicilerdeki havayı yumuşatır, hem de o pozitif havada anlatacağınız konuları hatırlayabilirsiniz.

Temel bir konuşma yapacak bir hafta boyu uğraşmış güzel bir konuşma metni hazırlamış. Konuşma yapacağı salona gelmiş mikrofonu eline almış sonra elini cebine atıp konuşma metnini çıkarmaya çalışmış ama konuşma metni yok. Bir an duraklamış sonra halka dönüp:

-Ey ahali size bir hafta boyunca uğraştım güzel bir konuşma metni hazırlamıştım. Konuşma metnini hazırlarken size ne konuşacağımı bir Allah biliyordu bir de ben biliyorum. Ama şimdi sadece Allah biliyor, demiş.

Bazen bir konuşmaya başlarsınız ilk cümleden sonra aklına bir şey gelmez takılır kalırsınız. Bu durumda halinizi neşeli bir duruma dönüştürmek için şu fıkrayı anlatmak sizi rahatlatacaktır.

Bir fabrikanın açılışını yapan genel müdür açılış konuşmasına şöyle başlar:

-Yüzyıl önce burası ıssız ve tenha bir yerdi.

Arkasını getiremez düşünür düşünür sonra aynı cümleyi tekrar söyler:

-Yüzyıl önce burası ıssız ve tenha bir yerdi.

Yine sözün arkasını getiremez. İyiden iyiye panik olur ve kahredici bir sesle halini açıklar:

-Yüzyıl önce burası ıssız ve tenha bir yerdi. Keşke hep öyle kalsaydı ve ben bir daha çıkmamak üzere o toprağa girseydim.

Söze başlamalarda milletlerin karakteristik özellikleri vardır.

İngilizler konuşmaya önce konuşma konusunda yer alan temel kavramları açıklamayla başlar.

Amerikalılar konuşmaya bir espriyle başlamayı tercih eder.

Biz Türkler konuşmaya “Sayın Bakanım, Sayın Müsteşarım, Sayın Genel Müdürüm ve diğerleri…” diye başlarız.

Bugün ki konumuz söze başlamaktı. Her hafta kişilikli gelişim üzerine mizah katarak bol tebessümlü yazılarla birlikte olacağız.

Bir Elbistanlı olarak Elbistan’ın Sesi Gazetesinde Elbistanlı hemşerilerimle muhabbet etmek benim için bir mutluluktur.

Gününüz ve gönlünüz hep şen olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Durdu Güneş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.