4 BİN YIL ÖNCE BİR MEDENİYETİN YAŞANDIĞI; "17 EVLİYANIN YATTIĞI" DOĞDUĞUM YER YENİCE'NİN PANORAMASI:

Malatya ili, Darende ilçesine bağlı Yenice Mahallesi'nin (Beldesinin, köyünün), önce sınırlarını çizelim: doğusu Çaybaşı (Câde), Balaban, Aşağı Ulupınar(Aşağı Setrek)Yukarı Ulupınar(Yukarı Setrek), güneye doğru takiben, Armutlu, Elbistan'a bağlı Kokmuşkuyu, Yoğunsöğüt, Beştepe, takiben Yalıntaş (Aktil), Serçekuyusu, takiben batıya doğru, Darende'nin Kapaklı, Gedikağzı (Mengelis), kısmen Karaoğuz (Şâbik-Sakızlı) kuzeye doğru Tohma Irmağı, Medişıh, (Medine'li Şıh) Mığdı takiben Balaban (Gerimter) ile çevrili.

YENİCE ÇAYININ MEMBAI:

Batı kesimi, Oturak Tepesinin güney arkası Tavşanlar, Tapkır Tepesinin kuzey alt kesimi, Kazanpınarı, Ayuvası, Pırlaklar, Mehmet Ağanın yaylası Akpınar'ın doğusu dörtgen sahadan başlayan Yenice Çayı; Boğaz'da birleşir, Hacı Mahmut Mağarasının batı kıyısı, Leylam Pınarının da batı yanı alt kesimi, takiben Şuğul boğazından döküldüğü yerde değirmen var idi. Belli bir yere gelince, bu su ikiye bölünür.

Çay, sağ tarafa akadursun, yapılan bentten ayrılarak, Şuğul evlerinin ortasından geçer. Şuğul'un mezarlığı alt kesiminden geçer, biraz ileride dik bir bayırdan dökülen yerde de değirmen yerini geçerek; Yukarı ve Aşağı Ötegeçeler ve Aşağı Mahallenin bahçeleri, bu arktan akan su ile sulanır. Bu arkın altında da biri Çavuşun, diğeriyse Çürükler lakabıyla anılır,. Hafız Ateş'e ait olmak üzere 4 değirmen var idi.

Çay ise her üç mahallenin bahçelerini bölerek, Uyuz Pınarı- Purderesi arasından geçerek, Beybağı ve Tozluyurt bahçelerini de bölerek, Tohma ırmağına dökülmektedir Yenice Çayı. Bu mesafe, takriben 7-8 km. olabilir.

OKUL VE CAMİLERİ:

Şuğul, Yukarı Ortageçe, Aşağı Ortageçe, Harmanlar ve Aşağı Mahalle olmak üzere toplam

dört camisi var.

Okul durumu; yaşı 100'e çok yaklaşan Çulha Cuma ve emekli öğretmen Durdu Coşkun'dan öğrendiğime göre, Yenice'ye; temeli taş, üstü kerpiç ve ahşaptan olmak üzere 1932-1933 yılı içinde, köy halkının el ve işbirliğiyle yapılan okul binası 1934 yılında hizmete açılmış. İlk öğretmeni Abdulkadir Koçer diye konuşuluyor. Benim de 1939'da kaydolup, okuduğum okulun yeri: Aşağı ve Yukarı Ortageçenin arası, Yeniceli Mehmet Ağa'nın konağı doğu karşısı üst kesimi idi. Bu okul yıllarca hizmet verdi. Sonradan, Aşağı Mahalle, Maşattepesinin doğu-kuzey alt kesimine, modern okul, var olsun Devletimizce yapılmıştır.

GELELİM: "YENİCE'DE: 17 EVLİYA YATIYOR" İFADESİNE:

Darende'de, Camcılık yaptığı için (Camcı Hacı Hasan Efendi -Akyol-) namı ile anılan, Nakşibendi tarikatı mensubu, Nakşibendi tarikatının Şeyhi: Şairi-Âzam Hulûsî Efendi'nin(Ateş) post arkadaşı, bir hatim gecesi, hatimden sonra başlayan çay sohbetinde: "Yenice'de, 17 Evliya yatıyor" buyurmuş. Aynı sohbete katılan; Şuğul'dan Fazlı Efendi (Sevindir) dinlemiş, benimle bir mini sohbetimizde, bu durumu bizzat ifade etti, hemen not defterime kaydettim. Yani, kaynak; Camcı Hacı Hasan Akyol. 

        

ŞİMDİ, BİLDİĞİMİZ KADARIYLA, BU EVLİYALARI SIRALAYALIM:

1-  Kekgoğ  Hamit namı ile anılan, Hamit Erdem'den dinledim: "4 yıl kadar önceydi, Darende Müftüsü (Sivaslı) köyümüze geldi. Kahraman Kaygusuz Hoca'nın mezarını sordu. Hayrola? dedik. "Bir tarih kitabında okudum. O mübarek Kişi, 33 yıl Osmanlı imparatorluğuna Padişahlık yapan Abdulhamid Han'ın Hocası imiş. Onun mezarını ziyarete geldim" dedi. Biz de, grup halindeydik. Kabrinin; Yukarı Ortageçe doğu karşısındaki mezarlıkta olduğunu biliyorduk. Birlikte gidip gösterdik. Müftü Efendi, oturdu, kabri başında bir Yasin okudu, biz de dinledik, birlikte Fatiha okuyup ayrıldık. Yenice Evliyalarının birincisi: "Allah-u Âlem,  bu zatı muhterem" diyoruz.

2- Şuğul'dan Ömer Efendi, (Kalkan). (Elbistan'da Bağ-Kur emeklisi, Şükür Hakkı'nın babası) Komşusunun, kaynayan pekmez kazanının taşmak üzere olduğunu görür. Hemen, sıvadığı kolunu ve elini yıkayıp,  kazanı karıştırıp, taşmasını önlediği anda, sahibi hanımefendi gelir. Hayretler içinde kalır.

Bir diğeri; Darende esnafı, Sivaslı Abdullah’tan iki metre Nazilli basması talep eder. O da verir. Ayrıldıktan sonra; “Ömer Efendi bunu yapmasa iyi olur” diye gönlünden geçirdikten az sonra, Ömer Efendi gelir, basmayı masasına bırakır: “Evde Havva anneniz olmasa.” deyip ayrılır. Esnaf’ın; “Aman Efendim” pişmanlığı sökmez.

Diğer biri: Darende merkezi ağalarından, ekmek sahibi, sofrası açık, misafirperver Ahmet Efendinin, küheylan atını çalmak için, iki hırsız, ahıra girdiklerinde, Ömer Efendi, atın yularını tutmuş, beklemektedir.        Durum, daha sonra, ifşa olup duyulur.

3- Güçcük Hoca namı ile anılan Mehmet Ali Efendi.(Kalkan). Ev, duvar yapı ustası. Yukarı Ortageçe mahalle karşısındaki mezarlığın, taş duvar ile çevrilmesini gerçekleştirmesinin ardından: "Buraya ilk gelen ben olacağım" der ve de dediği gibi olur; 1-2 ay sonra Hakk'ın rahmetine kavuşur. Başka manevi halleri de görülürmüş.

4- 40 Yıl, Medine'yi Münevvere'de, Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v.)in mübarek kabri şerifinin yan kesimi Cennetilbâkide namaz kılıp, caminin de temizliğini, bakımını yaptıktan sonra, doğduğu yer Yenice'ye dönen ve bazı manevi halleri de görülen Hacı Hasan Efendi (Yücel). Yıllar sonra, Hakk'ın rahmetine kavuşur. Kabri aynı mezarlıktadır,

5- Yenice'de, tarihi bilinmeyen yılda doğan, yıllar sonra, Maraş'a nakleden, Türkiye Gazetesinin 12 ciltlik Evliyalar Ansiklopedisi 4. cildinde uzunca kerametlerinden bahsedilen, 1916 yılında, Hakk'ın rahmetine kavuşan, Hacı Muhammed Hilmi Efendinin kabri, Şeyhadil mezarlığındadır.

İlim, İrfan ve Âlimler yuvası, Kahramanmaraş'ın; Öğretici ve yazarlarından; Serdar Yakar ve Yaşar Alparslan’ın kaleminden çıkan: "Tasavvuf  Risâlesi Hacı Muhammed Hilmî Darendevî” kitabının 29.-, 30, 31 ve 32. sayfalarında yer alan vaazı ile, bilhassa Silsilei Âliyelerini  siz sayın okurlarımla paylaşıyorum:

"Allahü Teâlâ’yı, farzları, haramları, namazla alâkalı meseleleri bilmeyen, gerçek Müslüman olamaz!. Demek ki; mümin cahil olmaz. Bildiği ile amel etmeyen cahil demektir. Bildiği ile alâkalı amel edene; Allâh bilmediğini öğretir. Nitekim Hadis-i Şerifte de: “Bildiği ile amel eden kimseye, Allahu Teâlâ bilmediğini öğretir” buyurdu. İlmi ile amel etmeyen ve ilmini dünya kazancına vasıta kılan âlimden; kendi hâlinde bir cahil çok hayırlıdır."

Vâaz'ın diğer bir yerinde: “Cehennem yoluna düşüp de, Cennet arzu edenin hâli; kuzeye gidip de, Hacc-ı Şerife gidiyorum" diyenin hâline benzer”

Ve yine: “Hırs sâhibi; her zengin fakirdir. Kanaat eden herkes zengindir!” Ve yine: “Tasavvuf ehliyim diyenlere bakarız. Eğer, sözlerinde ve amellerinde, İslamiyet’e muhalif haller görülmezse, onlara muhabbet ederiz. Eğer, İslamiyet’e aykırı hâlleri görülürse, kendilerine tembih ederiz. Dinin doğru olan hükümlerini bildiririz. Bozuk yolları terk ederlerse iyi olur. Terk etmezlerse, kendilerini sevmeyiz!”

Ve yine; “Gözden yaş çıkmamak, kalp katılığından ileri gelir. O dahi, günah çokluğundan ileri gelir. Günah çokluğu ölümü unutmaktan ileri gelir. O dahi, uzun emel sahibi olmasından ileri gelir. O dahi, dünyayı sevmeden ileri gelir. Dünyayı sevmek ise¸ bütün günahların başıdır.”

            Hacı Muhammed Hilmî Efendi’nin (k.s.) Silsile-i Âliyeleri:

1 - Hazreti Muhammed (s.a.v.)

2 - Ebû Bekr Sıddîk(r.a.)

3 - Selmân-ı Fârisi (r.a.)

4 - Kasım bin Muhammed bin Ebû Bekir (r.a.).

5 - Câfer-i Sâdık (r.a).

6 - Beyazıdı Bestamî (r.a.).

7 - Ebül Hasen Harkânî (r.a. ).

8 - Ebû Ali Farmedî (r.a.).

9 - Yûsüf Hemedânî (r.a.).

10 - Abdülhâlik  Ğücdüvânî (r.a.).

11 - Ârif Rivgerî (r.a.).

12 - Mahmud İncirfağnevî (r.a.).

13 - Ali Râmitenî (r.a.).

14 - Muhammed Bâbâ Semmâsî (r.a.).

15- Seyyid Emîr Külal (r.a.).

16 - Behâeddin Nakşibend Muhammed Buharî (r,a.).

17- Alâüddin Attar (r.a.).   

18 - Ya’kup Çerhî Hisârî (r.a.).

19 - Übeydüllah Ahrar Semerkandî (r.a.).

20 - Muhammed Zahid  Bedehşî (r.a.).

21- Mevlânâ Derviş Muhammed (r.a.).

22 - Mevlânâ Hâcegî Emkenkî (r.a.).

23 - Hace Muhammed Bâkî Billâh (r.a.).

24 - İmam-ı Rabbânî Şeyh Ahmed Fârûkî (r.a.).

25 - Muhammed Mâsûm (r.a.)

26 - Seyfeddîn bin Muhammed Ma’sûm (r.a.).

27- Seyfeddin Nûr (r.a.).

28 - Habibullah Mirza Cânan (r.a.).

29 - Gulam Ali Dehlevî (r.a.).

30 - Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.).

31 - Ahmed bin Süleyman Ervâdî (r.a.).

32 - Âşık Muhammed Mısrî (r.a.)

33 - Ziyâeddîn Gümüşhanevî (r.a.).

34 - Nalçacızâde Ahmed Sivâsî (r.a.).

35 - Darendelî Hacı Muhammed Hilmî (r.a.).

Yenice; Allah’ın bir lütfü, sanki Allah’ın hikmeti olsa gerek ki, böyle değerli, insan yetişen ve insanlar yetiştiren, bir mahalle,(Bir köy, bir belde) olduğu görülmektedir. Yukarıda da sözü geçtiği gibi; "17 Evliya’nın yattığı" yer. Dört bin yıl önce, akıllara durgunluk verecek bir medeniyetin yaşandığı yer derken; son halkalar:

Şâir-i Âzam, Duayen, Nakşibendi Tarikatının Şeyhi, Cennet-mekân Hulûsî Efendi’nin (Ateş) eşi ve merhumdan sonra; Allâh'a şükür, aynı post'a oturan, aynı feyzi, muhabbeti sürdüren evlâdı, Hamidettin ATEŞ Efendinin Annesi, merhume Nâciye Hatun Yeniceli,

33 Yıl Osmanlı İmparatoluğunun Padişahlığını sürdüren Abdulhamid Han'ıın Hocası Yenice'li,

Kayseri - Erciyes Üniversitesinde, covid-19 salgın hastalığa aşı bulan heyet başkanı, Prof. Dr. Aykut ÖZDARENDELİ Yeniceli,

Kalkınma hamlesiyle; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın model şehir ilân ettiği, 155 farklı alanda üretim yapılan, komşu ve kardeş İL GAZİANTEP'in Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin Yeniceli ve daha niceleri, onlara ulaşamadım.

(-1-) Hacı Muhammed Hilmi Efendi'nin Kahramanmaraş'taki ahfâdı: Aslantürk'ler, Şirin'ler, Şirikçi'ler, (bir kabile daha var, hatırlayamadım). Un Sandığı kitabıma araştırıp yazmıştım; evlatları, torun,  torun çocukları, Yenice'deki kabileleriyle takriben 200 haneyi bulmaktadır.

6-:Abdurrahman Efendi(Yücel), (Muhammed Hilmî Efendinin oğlu). İmsak vakti kalkar, Şuğul'dan başlamak üzere; "Hakka!.." diye başlar seslenmeye. Elinde bastonu, kapılarak vurarak; "Namaza kalkın" diyerek Aşağı mahalleye kadar inerdi. Muhammed Hilmi Efendi'nin oğlu olan, 1947 yılında Hakk'ın rahmetine kavuşan Abdurrahman Efendinin kabri, adı geçen mezarlıktadır. Yenice'de, Abdurrahman adı konulan çocuk sayısını saymak zor.

            Kısa bir anısı: Oğlu Muhammed, gece, kalp krizinden 20 yaşında vefat eder. Üstüne çarşafı örtüp, hiçbir şey olmamış gibi camiye gider. Her zamanki gibi, sabah ezanını okur. Namazı kıldırdıktan sonra;     "Cemaat; Allah’ın emri vuku buldu. Oğlum Muhammed Hakk'ın rahmetine kavuştu. Buyurun cenaze namazına" der.

7- Derin bilgiye sahip olması dolayısıyla "Büyük Hoca" namıyla anılırmış. Halam; Abaza Haçcası adı ile anılan Hatice Alkan'dan, bizzat dinledim: Büyük Hoca: Annemizden dedemiz: Kapıya gelen dilenciye, oturduğu döşeğin ucunu kaldırıp para verip gönderirdi. Ezan okunmak üzere iken kalkıp camiye gidince, ben, kardeşim koşar, döşeğin ucunu iyice kaldırırdık, para bulamazdık. Camiden dönünce, döşeğine oturur, gelen dilenciye, yine döşeğin ucunu kaldırır para verip gönderirdi." dedi. Daha başka keramete meyyal halleri de görülürmüş Büyük Hoca'nın. Yani, bendelerinin de babamın anneden dedesi,

8- Alibekir Hoca. (Ersoy;) çok sayıda çocuk okutmuş, Nakşibendi Tarikatına mensup, köyün hatim hocası.1946'larda Elbistan'a nakletmiş. Kabri; Hocazâde kabristanlığındadır.

9- Yûsüf Ağa namı ile anılan, Aşağı Mahalle Camisini de yaptıran, Irza Hacı namı ile anılan Hacı Esas; O'nun neslinden!.

Yukarıda adları yazılı şahsiyetlerden ötesi bilinmiyor. Bunların hepsi, tabiî ki,; Allah’a Âlem. Yani Allah bilir. Halkın gözünde, adı geçenlere Evliya gözü ile bakılırmış, bakılırdı. Hani, söylenir: "O kişinin evliya olduğunu kendi bilmez el bilir, diğeri: kendi bilir, el bilmez" kapsamındadır.

GELELİM GEÇİM KAYNAKLARI VE KÜLTÜRÜNE

           

Halkın büyük bir bölümü sonbaharda gurbete gider, Çukurova, Antep, Maraş bölgelerinde çerçilik, boyacılık, kitapçılık, koku (Esans) satarak, elde ettikleri kazançla geçinirlerdi. Ayrıca, babam hallaçlık yaptı yıllarca. Pamuğu, kuzu yününü, elindeki âletle attırır, yorgan diker, döşek köpürdü. Babamdan, kısa bir anı: 1941 yılında kıtlık olmuştu. Elbistan'ın Karahüyük köyünden bir teneke dolusu (17 kilo) Mısırı omuzunda getirdi, Maşattepesi alt kesimindeki tarlamıza ektikmiştik)

KÖYDE SANAT:

Çulhacılık meşhurdu: Çulha İbrahim, Çulha Mehmet ve  Çulha Ahmet Coşkun kardeşlerin çulhacılıkları meşhurdu.. Yenice başta, çevre köylerden gelen ipler ve pamuktan eğrilmiş iplikler, şalvar başta, müşterinin isteğine göre dokur, teslim ederlerdi.

Hacı Mehmet Keleş; çorap dokuma makinesi getirdi. Dokuyup, dokuyup sattı. Çorapçı Hacı Mamet diye anılırdı.

Hacı Mehmet Yıldız: Öğrendiği semerciliği köye taşıdı ve başladı semer yapmaya.

Yenice başta, çevre köylerden yoğun müşteri gelir, at, eşek ve katırlarına semer yapmasıyla meşhur oldu, Semerci Hacı Mehmet diye anılırdı.

Şuğul'da, köşkerlik revaç buldu. Abdurrahim Berçin, Sivas'ta, izleyip öğrendiği, kundura, iskarpin ve yemeni ayakkabı dikilmesi mesleğini köye taşıdı. Bu meslek kısa zaman içinde meşhur oldu, çevre köylerden de müşteri gelirdi. Cömertliğindendir tabiî, kıskanmadı, komşu gençlere de öğretti, onlara da ekmek kapısı oldu.

Bu daldan bir Anısı: Komşusu Abidin Kurt Hoca Marangoz. Bir çift, kundura kalıbı yapmış. Bu kalıbı, Abdurrahim usta, eline alır. Elleriyle indirip kaldırıp tartmış olur. "Şu, şundan bir kundura mıhı ağır" der. Dinleyen biri, yandaki bakkala götürüp terazisinde tartar, dediği gibi, biri birinden bir kundura mıhı ağır gelir. Benim de Melek halamın eşi, İsmail,(Merhum) Recep, Kadı namı ile anılan Mehmet, Saniye kardeşlerin babası olan, Abdurrahım Berçin, böyle zeki bir adammış. Allâh rahmet etsin.

BABAMLA ilgili kısa bir anı anlatacağım izninizle:

Aşağı mahalle cami karşısındaki boşlukta bir değirmen taşı var. Bu taşın deliğine, oldukça sıypak ve de uzun bir mertek dikili durmaktadır. Bu boşlukta bir kasap dana kesmiş., et alacaklar kuyrukta. Olacak ya; kasap: "Bu merteğin tepesine kadar çıkana, sığırın ciğerini parasız vereceğim" demiş. Kimse cesaret edememiş. Babam, ceketini çıkartmış, kendisine çeki düzen verip merteğe tırmanıp, ucuna kadar ulaşınca, kasap:  "Helâl olsun, Süleyman, al ciğeri götür demiş"  Bu anıyı  yaşlılardan dinlemiştim. Allah, hepsine rahmet etsin, Ruhları şâd olsun!

HALKIN GEÇİM KAYNAKLARI:

Her evin, bir ineği, 5-6 koyunu-keçisi olurdu. Hasan çoban, sabahleyin erken: ‘Koyurun haaa!. Koyurun haaa!’" diye seslenir; herkes, erkenden sütünü sağdığı koyunu, keçisini, Hasan Çobana katardı.

Ayrıca, meyvecilik yoğundu: ceviz, erik, bilhassa dut, kara erik, kayısı, üzüm, elma, armut, zerzevatta: domates, patates, soğan,  kabak, sarımsak ekip, kışlık ihtiyaçlarını görürlerdi.

GELELİM, 4 BİN YIL ÖNCE YAŞANMIŞ MEDENİYET KONUSUNA:

Asar tepesi, Maşatbaşı tepesi, Korucu tepesi, Maltepesi, bu tepenin doğu ötesinde 2 daha yığma tepe olduğunu sonradan,  köy halkından, Hamit Ateş'ten öğrendim. Böylece 6 tepe var Yenice'de.

Günün Belediye Başkanı, Garip namı ile anılan Mehmet Rüştü Yücel; Maşattepesi’nin zirve kısmında, dozerle düzenleme yaptırırken, önüne bir tümülüs çıkar. Kesme taşlarla, kantarmalı örülmüş, kapısından eğilerek girilince, ceviz tahtasından yapılmış, biri Kral'a ait, diğeri Kraliçeye ait iki sanduka ile karşılaşılır. Kıyıdaki rafta, Kraliçeye ait, takılar; makas, tarak, cımbız gibi eşyalar görülür. Sandukalar açıldığında, çürüyen kemikler arasında birer yüzük bulunur. Kralın yüzüğünün kaşına Kraliçenin resmi, Kraliçenin yüzük kaşına Kralın resmi işlenmiş. Bu yüzükler, Malatya müzesinde sergilenmektedir. Bu günkü teknik, onu yapamadığı için paha biçilemiyormuş, Arkeologların ifadesine göre.

Maşattepesi’nin güney alt kesiminde vaki kazılar yapılmış, oldukça iri kesme taşlardan örülü odacıklarla karşılaşılmış, bulunan antik eşyalar talan edilmiş, yanar-döner bir cam bardağı, Mehmet Ağaya ikram edilmiş, O da; Sivas Valisine ikram etmiş. Darende o zaman Sivas'a bağlıymış.

DİKKAT ÇEKİCİ, KESİLMİŞ DEĞİRMİ TAŞLAR:

80 cm yükseklik, bir buçuk metre kutrunda;  kepçe tarlada düzenleme yaparken yer altından çıkan kesme  taşlar mevcut. Bunun ikisi, Yenice girişi, sağlık ocağı batı karşısı, Kaya namı ile anılan Abdurrahman Dilekçi'nin evi kapı önünde.

Abdurrahman, arkeoloğa. "Bu taşların görevi nedir acaba?" sormuş. Aldığı cevap, oldukça ilginç; "Yer altından ulaşım sağlamak için kazılan tünellerin kapı girişine monta ederlermiş"

Sözünü ettiğimiz kesme kuturlu taşın ikisi de, Yusuf Ağa’nın yaptırdığı, Aşağı Mahalle Camii kapısı önünde, birisi de, Irza Hacı namı ile anılan Hacı Esas'ın kapısı önünde görülmektedir. (O kesme taş biraz değişik.

SEKİLİ'DE, MODERN BİR ÇARŞI

Aşağı Mahalle evlerinin başlangıcı, sola dönünce başlayan Taşlı Sokaktan ulaşılan Sekili Semtinde, son derece modern bir çarşı olduğu, büyüklü küçüklü kesme taşlardan anlaşılmaktadır. İşin, ilginç yanı: Taş tepesi, Oturak tepesi, Tapkır tepesi, Karakaya, Musu ve Kırankaya tepeleri gezilmiş, bu kesme taşların ocağına rastlanmamış. Nereden kesilip, getirildiği de bilinmemektedir.

TEPELER ARASINA, TUNEL KAZILARAK GİDİLİP GELİNEN YOLLAR:

Yer altından tünel kazılarak yapılan ulaşım gerçeğini, arkeologlardan öğreniyoruz. Bunu doğrulayan, diğer deyimle belgeleyen: Sallı taşlardan yapılmış, bir kişinin rahatça tırmanacağı, zirveye doğru çıkan güzergâh. Bunun alt bağlantısı ise, akıl almaz derin kuyu.

Bin yıldan beri, erozyona uğraya uğraya meydana çıkan taşlardan bir ikisini, tesadüfen gören:; Hulûsî KARAYAR'dan dinleyelim.

"Asar tepesinin batısı, Şaban Osman’ın bahçesinden biraz güney ötesinde, ilginç taşlar gördük. Biraz kazınca, Asar tepesi zirvesine doğru çıkan, sallı taştan yapılmış basamaklar çıktı karşımıza. Bu basamakların alt uzantısına baktık, derin bir kuyu. Kuyuya düşerik diye korktuk. Kuyuyu da, basamakları da kapattık." dedi.

Bu, yeni bilgi için, kısadan yorumum:  "ASAR demek, kıymetini biliniz anlamındadır. O, zirveye doğru tırmanan basamakların uzantısı, o dönem ki krallığın hazinesine dayanmaz mı dersiniz.? Yani, o zirveye doğru tırmanan basamaklar, niçin yapılmıştır? Bunun cevabını, Arkeolog beyin vereceğini sanıyorum.

             Şunu demeakten de geçemeyeceğim: Yer altından tuneller kazılarak, 6 tepeye ulaşım sağlanan bu durum, belki de yurdumuzda, belki de Dünya'da bir ilk olacak. Resmen el konulup, Arkeologların nazaretinde, kazılar yapılarak, durumun sırrı açığa çıkacak; belki de, dünyanın dikkatini çekecek, Turizm zincirine bir halka olacaktır, bu ilginçten de ilginç durum.

Köy halkından olup, Darende Devlet Hastanesinde memur,  İsmail Erden anlatıyor: "30 yıl kadar önceydi. Musa Doğanay'ın eşi vefat etmişti. Korucu tepesinin batı yan kesimindeki mezarlıkta kabri kazıldığında çıkan bir şişe, bu günkü şişelere benzemiyordu. Su doldurunca, yanar döner manzarası görüldü. Bu şişe Hamit Hoca'ya (Erdem) verildi." dedi.

Allah rahmet etsin, benim da hocam idi. O şimdi merhum. Oğlu Mehmet Erdem İstanbul'da yaşıyor. Kaybolmadı ise, alınabilir. Bu şişe de, Arkeolog bey değerlendirebilir.

ASAR TEPESİ’NDEKİ TÜMÜLÜS:

             

Balaban'dan olup, Malatya'da ikamet eden, 2019 yılında 94 yaşında vefat eden, emekli öğretmen Mehmet Ali Cengiz'in ilk görev yeri Yenice.

"Küfür Torbası" adı verilen kitapçığında şöyle denilmektedir: "Demirci Süleyman Ekici'den dinledim: Asar Tepesinin kuzey kesimi, Hamit Hoca'nın üzüm bağı üst kesiminde, Mehmet Ağanın izniyle belli olan bir yeri kazdık. Kesme büyük taşlarla yapılmış oda, ortada çürümüş cesedin kemikleri, yan kısmına yapılmış mini raf seki, rafa dizilmiş cam kavanozlar, içi ise su dolu. Arkeologların ifadesine göre, şişelerdeki su, ölen şahsiyet için dökülen göz yaşları suyu imiş.

YENİCE'DE 400 AT, İNGİLTERE KRALI, TÜFEK KUNDAĞI KONUSU

Sözü geçen kitapçıkta yazılı: Yenice'de, 400 hanenin kapısında birer at, katır varmış. Devamında; İngiltere Kralının TÜFEK kundağı, Yenice cevizinden  yapılmış olduğu yazılı.

BOĞAZDAKİ YAZILI KAYA

            Oturak Tepesi ile Taş Tepesinin arası boğaz, Bahri Yücel'in evi alt kesimi doğu kıyısında,(önce 5 yazmıştım, sonradan öğrendim) takriben 4 metre yükseklik, 3 metre enindeki yazılı kaya. Halen özelliğini koruyormuş. Ancak, alt kısmında bir kaç satır, yoğun yağışlar sonucu meydana gelen sellerden silinmiş.

İşte, 4 bin yıl önce yaşanan medeniyetin bir belgesi daha!. Arkeolog beylere, bu yazılı kaya, geçmişten ışık tutacaktır kuşkusuz.

NEDEN YENİCE ADI VERİLMİŞ? DENECEK:

Adından da anlaşılacağı gibi; çevrelerden gelen ailelerin beğenip,  yerleştiklerinden dolayı Yenice adı verilmiştir. Ancak, Yenice'nin kuruluş tarihi bilinmemektedir.

Kendi lakabımızla ilgili bir anı yazacağım, izninizle: Yoğun sulu bir kar yağmış. Asar Tepesi batı alt kısmında, kar kütüğü yapma yarışında,  Babamın Dedesi, en büyük kar kütüğünü yapmış. O günden beri KÜRTÜKLER lakabı verilmiş. Babam, vefatına kadar, Kürtük Süleyman diye anılırdı.

Yenice Muhtarı Garip GÜRBÜZ'le konuştum. Aldığım bilgileri değerlendirdim. "Nasıl mı?" dediniz. Yenice, yeniden yenileniyor. Meyim yerindeyse, yeni bin Yenice oluyor. Giriş, çıkış, dört köşesine kamere konulmuş. Ayrıca, Mahalle girişi, Korucu Tepesinin batı tarafına açılan Mezarlığın batı-güney tarafına, hayırseverlerin yardımıyla, oldukça geniş bir cenaze uğurlama salonu, çatısı yapılmış, hizmete açılmış.

Bu salonun biraz berisine, 2 katlı bina yapılmış.Taban kasilhane (ölü yıkama yeri), üst kat, cenaze defnini takiben başlayacak, 3 gün sürecek olan taziye evi, (Taziye) salonu.

Bu binanın kaba inşaatı bitmiş, maddiyat yetersizliğinden tamamlanamamış. Bu bağlamda, Malatya'yı, bir Malatya daha yapma azmiyle çalışmakla, Malatya halkının gönlünde taht kuran; Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Selâhattin GÜRKAN Beyin; bu eksiğin tamamlanıp, donanımıyla yardım edeceğinden şüphe etmiyoruz.

Bu yardımı yapmaları halinde, bu taziye salonunda, üç gün, okunan Kur'an-ı Kerimden hasıl olacak sevabın, Sayın GÜRKAN'ın da, geçmişine ulaşacaktır tabiî!.

Şu duruma göre, "17 Evliyanın yattığı, 4 bin yıl önce, akıllara durgunluk verecek bir medeniyetin yaşandığı, isimleri yukarıda yazılı, değerli şahsiyetlerin yetiştiği YENİCE'nin, elde ettiğim yeni bilgiler çerçevesinde, bu yerin ferdi olup, 64 yıldan beri, Elbistan'da, Elbistanın Sesi gazetesini yayınlamakta olan, bendeniz Mehmet GÖÇER kardeşiniz, PANORAMA'SINI yazdım Yenice'nin. Sürçü'lisan etmişsek affola.

            Bu vesileyle, sayın okurlarıma, kucak dolusu selâm, sevgi ve muhabbetlerimi sunuyor, YÜCE ALLAH'a emanet ediyor, Allah'tan, ömür boyu başarı ve mutluluk diliyorum! 12 Aralık 2021.

            Kalın Sağlıcakla. (unsandigi.com)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.