TECRÜBE İLE SABİT -26-

 

Seninki de hiç olacak iş mi Hasan?!

 

Elbistan Ovası Türkiye’nin dördüncü büyük ovası. İçinde üç ırmak kaynar ve salına salına geçerek Akdeniz’e ulaşır. Her geçtiği yeri cennetten bir köşeye dönüştürür. Çünkü su hayattır. Bu üç ırmak –Ana kaynağı Elbistan Pınarbaşı- birleşerek daha bir coşkulu akar. Akarak geçtiği güzergâhta her ne varsa oraya hayat bahşeder. Geçip gidemediği yere de devlet eli değer tüneller açılarak Amik ovası sulanır.

Ne hikmetse bu cennet ırmağı, Elbistan ovasının içinden gözümüzün içine baka baka geçerde biz onlardan ne bahçe sularız ne de ekin.

Bu ovanın içinden akıp üzerine faydası olmayan bu ırmak mı vefasız, yoksa bu durumu bölge insanına layık gören yetkililer mi gayrısına siz karar verin.

Murat ve Karasu nehirlerinin birleşmesiyle oluşan, Ortadoğu’nun en uzun akarsuyu Fırat, Türkiye’nin yanı sıra Suriye ve Irak’a da hayat veriyor. Fırat ırmağı her geçtiği yere oldukça cömert davranırken, Kerbela (10 Muharrem 61-10 Ekim 680) da 70-80 metre mesafede duran Hz. Hüseyin ve ashabının dudakları susuzluktan çatlamasına rağmen su vermemiş midir yoksa verdirilmemiş midir onda siz bulun gayrı.

Ceyhan, Söğütlü, Hurman içinden akıp giderken yağmur duasına çıkan çaresiz halkın çok alacağı var bu idarecilerden çok…

Hasan Uçak Elbistan’ın Küçükyapalak köyünde (1950) dünyaya gelir. Eğitimin önemine inanan Hasan Uçak öğretmen olur. Hem öğretmenlik yapar hem de yüksek tahsiline devam eden Uçak, okulu bitirdikten sonra bir müddette Kaymakam olarak görev yapar. Çeşitli hadiseler karşısından, kaymakamlıktan da ayrılarak 1980 yılında İstanbul barosuna bağlı avukat olarak karşımıza çıkar.

Daha sonra 1984’de Elbistan’da avukatlık hayatına devam eder.

Kaymakamlık binasının bitişiğindeki adliye binası 1986 yılında o dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından açılır. Yeni adliye binası yapılınca eskisi uçurularak kaymakamlık bahçesine ilave edildi

Elbistan’da Rus buğdayı ekiminin haber yapıldığı Elbistanın Sesi gazetesi o dönemde de Mehmet Göçer tarafından çıkarılmaktaydı.

Küçükyapalak oldukça kurak bir köy olmasına rağmen Hasan Uçak’ta Rus buğdayı eker. Eker ekmesine de gözünü buluttan, gönlünü umuttan ayıramaz. Yağmur yağarsa buğdayın verimi yüzümüzü güldürür diyerek içinde yeşerttiği ümidini kurutmak istemez.

Ceyhan ırmağının sesinin duyulduğu, Elbistan Adliyesinde avukatlara ayrılan odanın penceresinden Avukat Hasan Uçak, arada bir havaya bakmaktadır.

Mesleğe yeni adım atan Avukat Hasan Uçak’ın bunu sık sık yapması, -meslekte bir hayli tecrübeli ve bir o kadar da muzip tarafı olan- Avukat Şirahbil Ketizmen’in dikkatini çeker. Ve;

‘Hayrola Hasan Bey, öyle ikide bir pencereden neye bakıyorsun’ diye sorar.

Hasan Bey’in; ‘Abi, Küçük Yapalak’a Rus buğdayı ekmiştim. Bu sene su kıt, ekin de su istiyor; havaya, yağmur yağmaz mı ola diye bakıyorum’ demesi üzerine,

Ketizmen; ‘Al haaa… Seninki de hiç olacak iş mi Hasan? Hem solcu ol, hem Küçük Yapalak’a Rus buğdayı ek, hem avukat ol, hem de Allah’tan yağmur bekle. der.

Odanın uzunlamasına birkaç sefer gidip gelen Ketizmen, Hasan Bey bu senin dediğin iş eşyanın tabiatına aykırıdır...’ diyerek taşı gediğine kor.

Bu son sözler odada gülüşmelere vesile olurken, söz-sohbet ehli olan Hasan Uçak’ın bilahare bu hatıraları her nakledişi kahkahalarla karşılanmıştır.

Yıl: MS. 2021 hala ova susuz, biz hala göğe bakıyor, yağmur bekliyoruz.

Susayanla suyun arasına girenler dilimi damağımı kuruyor benim.

 

Kurudu dilim damağım

Subaşında susuyorum

Ses verir geçer ırmağım

Utanarak susuyorum

 

Kerbeladan Fırat geçer

Karasu’yla Murat geçer

Köroğlu’nun öyküsünde

Ayvaz ile kırat geçer

 

Karanlıkta düşüyoruz

Yalanlardan üşüyoruz

Su akıyor biz bakıyor

Öyle böyle yaşıyoruz

 

Su içinde kaldık susuz

Anımız yoktur kaygusuz

Topuk çatlak eller nasır

Gecemiz geçer uykusuz

 

Tarifi yok kaygımız var

Hududu yok saygımız var

Aklımızla alay etmen

Biz insanız duygumuz var

 

Hikâyemiz sürüp gider

Gelenimiz görüp gider

Kara bahtlı Gözükara’m

Defterini dürüp gider

 

Ezcümle: yerden su kaynarken gökteki buluta umut bağlayanların, imam Hüseyin’den farkı ok atılmayışının dışında terk edildikleri kader aynı değil mi? Sizce de…

 

Bu anekdot, Mehmet Gözükara tarafından, 28.VI.2016 tarihinde merhum Avukat Şirahbil Ketizmen’in (1932-01 Kasım2019) ağzından derlenmiştir.01 Kasım 2021 tarihinde Hasan Uçak (1950)’a teyit ettirilerek kaleme alınmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.