ÇALIŞMAK YA DA ÇALIŞABİLMEK

O meşhur fotoğrafı veya günümüz tabiri ile caps’i görmeyeniniz yoktur sanırım; Elinde kazması ile patlak boruya kazarak ulaşmaya çalışan özverili işçi ve başında bekleyerek işi yaptıran! Şefi, müdürü, muhasebecisi, amiri, memuru vs… Bir kişilik bir iş ve tiyatro gibi onu izleyen koca bir yönetim ekibi. Bu olay veya olaylar artık hemen hemen her şirket ve kurumsal organizasyonda gerçek olmaya başladı. Başladı ki ‘yalın üretim!’ adında bu tip girdiye karşı çıktı miktarı düşük kurumlara eğitimler verilir ve düzenlemeler getirilir oldu.

 

İçinden geçtiğimiz şu sıkıntılı süreçte üretimin ve üretmenin etkisinin ne kadar önemli olduğunu anlamayan kalmadı sanırım. ‘Senin üretmemen, sadece tüketmen ve kendi çevreni bu tüketim ile tahrip etmen, benim alım gücüme ben istemesem de etki ediyor!’ Bu mantık artık küresel bir boyut kazandı ve hem memlekette hem de dünya ülkeleri olarak, bireylerin üretmemesi zincirin halkaları gibi birbirini geriyor ya da kopartıyor. Kollektif bir bilinç ile hareket edilmesi ve odağın her şartta üretim olması bireyleri, şirketleri, devletleri ve dünyayı bu mutsuz ekonomik buhrandan çıkartacaktır. Araştırma yapmak isteyenler için örnek vereyim, tıpkı 1929 büyük ekonomik buhranından çıkıldığı gibi…

 

Gelelim bu haftaki ana konumuz olan girişte anlattığım fotoğrafın gerçek şirket-kurum ortamlarına yansımasına. Üst yönetim kavramları özellikle kurumsal yapı kazanan şirketlerde artık vaz geçilmez bir organ halini aldı. Peki üst yönetim organı nasıl oluştu ona bakalım. Severek işini yapan işçi kardeşimden şirketi çok memnundu. İşçi ekipmanını alıyor, borusunu tamir ediyor, sonra her gün iş listesine bakıp elinde olan işleri zamanında ve eksiksiz yapıyordu. Üstüne düşen işi yaptığı için mutluydu da… Şirkette günler böyle giderken patronun aklına bir gün bir fikir geliyor ve bu çalışkan işçimizin performansını! Dolayısı ile şirketinin karlılığını artırabilmek için alanında uzman bir yönetici işe alıyor… Aldığı yönetici işçinin çalışma saatlerini ve çalışma şeklini gözlemliyor ve çalışma saatlerini daha iyi kullanabileceği, böylece gün içinde %25 daha fazla işi bitireceği kanaatine varıp bunu sayfalarca raporluyor. Tabi yöneticimizin bunu raporlayabilmesi için konforlu bir odaya, sadece işine odaklanabilmesi için bir sekretere ve bu raporlamayı yazdırabilmesi için bir kâtibe ihtiyacı oluyor ve bunlar işçinin çalışarak kazandığı şirketin sermayesinden temin ediliyor. Raporlamayı yapıp artık şirketin performansını artırmak için işçiye bir dizi eğitimler aldırmak gerekiyor, yönetici ne yapıyor?Bunları kendisi yapamayacağı için bir yardımcı daha alıyor ve eğitimden sorumlu yapıyor. Bu yardımcı arkadaş eğitimciler buluyor, bu eğitimciler ve kendisi için şirket içinde bir yer ayarlıyor, masalar koltuklar, klimalar kahve makineleri… Eğitimci- misafir ağırlamaları vs.Şirket organizasyonu büyüyor, bunlarda şirketin kesesinden gidiyor… Bu arada bizim fedakâr işçi kardeşimiz performansı %25 artacak diye günlük eğitimlere katılıyor, evraklar imzalıyor, bildiği işi yapacağı yerde şirket içerisine yeni kurulan ofislerin koridorları arasında bir aşağı bir yukarı gidip geliyor, kafası karışıyor, bunlar demek ki gerekli diyor, listesindeki işleri bitmiyor çünkü bu kağıtlar daha önemli…Yönetici bitmeyen işlere bakıp sürekli çalışkan işçiden savunma istiyor, güllük gülistanlık çalışan işçimizin morali bozulmaya başlıyor ve severek! Yaptığı işi bir bakıyor ki söylenerek yapmaya başlıyor. İş burada da kalmıyor tabi bu can sıkıntısı her gün evde kendisinin dönmesini dört gözle bekleyen ailesine de yansıyor mutsuzluk artıyor. Yöneticimiz büyüttüğü kurumsal şirketin temizliği için bir temizlik firması ile anlaşıyor, yemek işleri için bir yemekçilik firması ile sözleşme imzalıyor, o kadar özverili çalışılıyor ki şirketteki çalışanlar sadece işlerine odaklansın diye kişisel tedarikler için bir eleman işe alınıyor, çay ocağı kuruluyor, bu kadar para döngüsü faturalar için muhasebe servisi kuruluyor, sözüm ona işler yapılıyor da yapılıyor. İşte asıl işin ne olduğundan, nasıl yapıldığından zerre kadar haberi olmayan bir üst yönetim böyle dünyaya geliyor sevgili okurlar. Daha sonra patron ne yapıyor karlılığı %25 artıracağına bir de bakıyor ki şirketi aşırı borçlanıyor. Patronda bu sorunu çözmek için alanında uzman bir denetçiyi ücretini ödeyip şirkete çağırıyor ve sorunları bulup raporlamasını istiyor. Alanında uzman yüzlerce şirketi kurtarmış denetçi bir iki ay şirketin üst yönetiminde zaman geçirdikten sonra özenerek hazırladığı janjanlı raporunu sunuyor ve suçlu tahmin edebileceğiniz gibi verimi %25 artacağı yerde düşen ve mutsuz olan çalışkan işçi kardeşimiz oluyor ve şirket işten onu çıkartarak sorununu çözüme kavuşturuyor.

 

2019 yılında bir TV röportajında şu an uzaya turist göndermeye çalışan, şu füzeleri yere dik indirip kaldırmayı başaran Elon MUSK tam da bu anlattığım olaya benzer bir açıklama yapmıştı ve üst yönetimlerden! tepki çekti tabi ‘Yönetim birimleri asıl işi gereksiz yavaşlatıyor!’ Yalın üretime, hızlı üretime, milli paramızın kuvvetli olması ve dolaylı olarak bizim kuvvetli olmamız için üretime, her ne şartta olursa, hatta ne olursa olsun, hangi sektörde olursa olsun üretime odaklanmak için üreteni, üreticiyi odağına alan çözümler üretmeliyiz. İyi okumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder

# olan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.