TECRÜBE İLE SABİT -25-

 

Seni Eşek Sandım Öğretmenim!..

 

1980 öncesinde talebelik yapanların o yıllara ait eskimeyen hatıraları vardır. İlkokula kaydı yapılırken, eğitim ve öğretimin kapısını, babasının Muallim -öğretmen- bey, bu çocuğun eti senin, kemiği benim sözleriyle aralayanların ne de çok anlatacak anısı vardır.

O zamanlar, öğretmenin bir dediği iki edilmezdi. Öğretmenden şikayetçi olunmazdı. O hep haklıydı. Ne yapıyorsa talebesi için yapıyordu. Şimdiki gibi, ‘Öğrencisine sesini yükseltti diye okula baskın yapılıp, öğretmenin öğrencisinden özür dilemesi beklenilmezdi.

Bilmediğini bilene danışan, yaptığı iyiliği unutsa da yapılan iyiliği asla unutmayan neslin son halkasının anlatacağını dinleyecek kuşağa her zamankinden daha muhtacız şimdi...

Kimi hatıralar vardır ki, yaşayanı anlattığında hatırlanır, kimi hatıralar da yeri geldikçe hatırlanır. İşte, o yeri geldikçe hatırlanan ve hatırlandıkça da tebessüm ettiren hatıratlardan biri de, 1970'li yıllarda nahiye, şimdi ise mahalle olan, Afşin Tanır'da yaşanır:

Tanır Ortaokulunda Sadık Mercimek adında bir öğretmen vardır. Sadık Bey, dış görünüş itibariyle kısa boylu ve kel birisidir.

Öte yandan, işini ciddiye alan ve bir o kadar da titiz biri olup, hafta içi anlattığı dilbilgisi dersinden her cuma günü sözlü yapar. Sözlüye kaldırdığı talebe; doğru cevap veremezse başına ne geleceğini düşündüğünden çoğu kez telaşlanır, bildiğini de unutur, cevap veremezdi. Bu yüzden de, her cuma, sözlüden dayak yemeyenin kalmadığı bir ders görülürdü. Hem de ne dayak: Kümeste yakalanmış tilki muamelesi gören talebeler, o gün okula gitmeyi hiç istemezlerdi.

Bir cuma sözlüsünde dayak yiyenlerden Nabi Aslantaş, o hafta sonu, akşamın alaca karanlığında sokakta öğretmenle karşılaşır. O sırada toprak bir ev yıkıntısının bulunduğu bir köşeyi dönmekte olan Nabi, yerden bir kerpiç parçası alarak, öğretmenin arkasından fırlatır.

Kerpiç parçasının sırtına isabet ettiği Sadık öğretmen, dönüp bakar ve köşeyi dönmekte olan Nabi'yi tanırsa da, peşinden gitmeye gerek görmeyerek, ‘Nasıl olsa pazartesi okula gelecektir’ diye düşünür.

Pazartesi olduğunda, öğretmeninin kendisini tanımadığını düşünen Nabi okula gelir.

Öğretmen Nabi'ye sorar:

‘Nabi, söyle bakalım, pazar günü bana neden kesek attın?..’

Başının her zamankinden daha kötü dertte olduğunu düşünen Nabi, kekeme konuşmasına titremesi de eklenerek;

‘Öööğretmenim, seeeni e... e... eşsek saaandım da!.. deyiverir.

Öğretmeni, özrü kabahatinden büyük olan Nabi'ye ne dedi; Nabi o gün akşamı nasıl etti... buralar bize karanlık...

 

Not: Bu yazıya kaynaklık eden Sayın Ramazan Akdağ'a (1963) teşekkürü borç bilirim.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.