TECRÜBE İLE SABİT-23-

Tanır; Afşin'e bağlı bir kasaba iken, Kahramanmaraş'ın büyükşehir olmasıyla, köyden daha çok ilçe görünümlü görgüsü ve kültürü ile öne çıkan ve her şeyiyle kendi kendine yeten bir yerleşim yeridir.

Okumuş, yazmış, nüktedan insanların yanı sıra şairleri ile de kendinden söz ettiren; Hurman çayının, içinden salınarak coşkuyla aktığı; mercan alası balıkları görenin aklının kaldığı;

Mustafa Yıldızdoğan'ın besteleyip söylediği ‘Saçların’ şiirinin şairi Hayati Vasfi Taşyürek'le, ‘ Yol ver dağlar yol ver’ türküsünün yanı-sıra ‘ Kız sen İstanbul'un neresindensin?’ şarkısının söz yazarı Âşık Hacı Yener'in doğup büyüdüğü; dillere destan ‘Yazıcıoğlu Osman ile Telli Senem’ hikâyesinin yaşandığı, Derdiçok’un (Ömer lütfü Pişkin’in) meftun olduğu yerin ismidir Tanır...

Devlet fazla hatırlamasa da, tabiatın fazla cömert davrandığı bu beldenin insanları, Anadolu'nun diğer bölgeleri gibi, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını ılık ılık akan kanlarıyla öderken, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar dostluğu düstur edinmiş, katı, aksi, deli settir; ama bir o kadar da mert ve hoş-görülüdür.

Kapısı açık, sofrası yerde, gönlü engin ve alabildiğine de merhametlidir.

İşte, bu güzel köyümüzde, yaptıkları ve sorulan sorulara verdikleri cevaplar ile dikkatleri üzerine çeken Hoca Musa'nın Memmet ile Kara Ali'nin Memmed'in ayrı bir yeri vardır... İkisinin de söylediklerine gücenmek şöyle dursun, söyletmek için az ter dökmezler...

Bir gün, Karali’nin Memmet minareye çıkmış ikindi ezanı okuyor. Minarenin altından da bir atlı camiye doğru geliyor. Bu sırada, sürücü elini yumruk yapmış Memmet Emmi'ye doğru sallıyor. Bunu fark eden Memmet Emmi ‘Hay...yâ...le's...salâ...’ şeklinde, dişini sıkarak ve ara ara uzatıp kısaltarak aynı hareketi yapmak suretiyle atlıya karşılık veriyor. Bu duruma şahit olan köylülerin ‘Memmet Emmi, bari ezan okurken yapmasaydın!..’ demeleri üzerine de ‘Kuzu!.. Adam atın sırtında gidiyor, ezanı bekler mi?!..’ diyerek, gecikecek olursa hayfını alamayacağını anlatmak istiyor.

Meraklısı için, Kara Ali'nin Memmet'ten bir anekdot daha aktaralım:

Bir akşam namazından çıkanlar bakarlar ki misafir daşında bir adam oturuyor. Hava bulanık ve hafif de yağmur atıştırmaktadır. Adamın yanına giden Kara Ali'nin Memmet onu eve buyur ediyor. Adam ayağa kalkınca sağlıklı yürüyemediği anlaşılıyor. Bunun üzerine, Memmet Emmi, yağmura kalmamak için adamı sırtına alıp eve doğru yürüyor. Tabii bu durum ânında birilerinin ilgisini çekiyor. Ve bunlardan, Memmet Emmi'ye tesadüfen karşılaşmış gibi rol kesen muzibin biri soruyor:

-Memmet Emmi, sırtındaki ney?

-Adam, yavrum!..

Bir başkası önüne çıkıp o da aynı soruyu soruyor, Memmet Emmi ona da aynı cevabı veriyor.

Karşıdan gelen bir üçüncü de aynı soruyu sorunca Memmet Emmi keçileri kaçırıyor...

Sırtındaki adamı yere atıp;

-'Adamım!..' desene ula’ diye bağırarak yerdeki adama ayağıyla beş-altı da tepik atıyor.

Tabii, durumu geriden seyreden kafadarlar böylece amaçlarına ulaşmış oluyor.

İleriki sayıda Musa Hoca’nın Memmet’ten de bir kaç anekdot aktaracağım.

Ezcümle, iyi olmanın ve iyi kalmanın bedeli, taşıdığın yükün (değerin) farkında olmaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.