-TECRÜBE İLE SABİT -20-

Tombaklı Gara Mısdafa klasiği: -ll-

Gara’nın tanker hikâyesi:

Cinganoğlu Gara, Gozlucalıların tankerini sürmektedir.

O dönemde vesayit gısa olduğundan, ufak tefek yükler tanker üstünde nakledilirdi. 

Bir keresinde Gara da, tankere, İskenderun'a gitmek üzere bal yüklüyor. Ballar beş-on kiloluk tenekelerdedir.

İskenderun'a vardıklarında bal sahibine ‘Sen yuharı çıhıp at, ben aşağıdan tutar dizerim’ diyor. Ve adam tankerin üstüne çıkarken, kendisi de aşağıda, yakıt deposunun yanındaki sandığın kapağını açarak bekliyor...

Ve adamın yukardan karpuz atar gibi attığı bal tenekelerinden ikisini kenara dizip üçüncüsünü sandığa atmak suretiyle indirme işini tamamlıyorlar. Bal sahibi tankerin arkasındaki merdivenden inip gelirken Gara da sandığın kapağını kapatıp kilitliyor.

Tabii, malını indiren adam, aklına bir şey gelmediğinden, tenekeleri saymaya da gerek görmüyor.

Nakliye parasını alan Gara, dönüşte Zekeriya'nın evine uğrayıp beş-altı teneke bal indiriyor. Ve Zekeriya'nın evde olmayışını fırsat bilerek, hanımına; 

‘Yenge, bizim yozumuz var. Senin bu kocan adam olmaz. Her sene diyorum ‘Ula gardaşım, al çocukları gel yaylıya’ deyi... Peynirini bas, yağını al, balını sağ, bu arada da çol-çocuk hava alsın, şehrin beton kokan havasında kurtulsunlar diyorum; bir türlü sizi yaylıya getirmiyor!..’ diyor.

Kadın da ‘Aman gardaş, bundan sonra gelirik…’ falan diyor ve ‘İçeri gel de bir şeyler ikram edeyim’ diye de ekliyor. Ancak, Gara, ‘Siz yaylıya gelirseniz ben de gelirim’ diyerek eve girmeden dönüp gidiyor.

Akşam oluyor, Zekeriya eve geliyor.

Karısı ‘Zekeriya’ diyor; ‘senin şöyle bir arkadaşın varmış. Bize beş-altı teneke bal getirdi. Sana her sene ‘Çocukları al yaylıya getir, yağınızı alın, peynirinizi basın, arınızı sağın, çocuklar hava alsın’ diyormuş, sen bizi bir türlü götürmüyormuşsun!?..’ 

Zekeriya ‘Valla avrat, benim eyle bir arkadaşım yok!’ diyorsa da, kendi kendine ‘Anlattığına bakılırsa, bu olsa olsa Cinganoğlu Gara’dır. Kim bilir nerden çaldı da bize indirdi Allah bilir!..’ demeyi de ihmal etmiyor. 

Bal tükeniyor, söz tükenmiyor!..

 

Not: Bu Yazıya kaynaklık eden, İngiliz lakabıyla anılan Küçük Mehmet Oğulları kabilesine mensup Hilmi Küçük'e -1950- teşekkür ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.