ELBİSTAN MÜKRİMİN HALİL LİSESİNDEKİ TALEBELİK YILLARIM VE SAYGIDEĞER HOCALARIM! (Sekizinci Fasıl)

 

Yedi hafta önce yazmaya başladığım Elbistan Mükrimin Halil Lisesindeki talebelik yıllarıma dair hatıralarımı kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.

Ortaokulda olduğu gibi lisede de çok değerli hocalarımız ve sınıf arkadaşlarımız vardı.

Lise yıllarındaki hocalarımızdan aklımda kalanlar ve hatırıma gelenler şunlardır (Unuttuklarım ve hatırlayamadıklarım varsa lütfen beni bağışlasınlar! Âhirete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, yaşayanlara da sağlık, sıhhat ve huzur içerisinde hayırlı ömürler diliyorum!..):

Edebiyat Hocamız ve Yazar merhum Ali İhsan Mıhçı. Felsefe Hocamız merhum Lütfi Yenel. Coğrafya Hocamız merhum Ayhan Erten. Kimya Hocamız Şevket Bey (Soyadını hatırlayamadım, sanırım Kayserili olacaktı). Tarih Hocamız Koçero lakaplı meşhur Remzi Sinan. Matematik, Cebir Hocamızın ismini hatırlayamadım ama siması gözümün önünde. Şöyle uzunca boylu, kumral ve benzi sarımtırak idi. Ama sanırım o sıralar önemli bir hastalık geçirmiş ve vefat etmişti. Yine Tarih Hocamız Harp Okulu’ndan atılan Nadir Kaya. Yine Edebiyat Hocamız emekli okutman- öğretim görevlisi Şair ve Yazar Ali Akbaş. Yanılmıyorsam kısa bir süre Biyoloji dersimize giren Felsefeci Hocamız ve Yazar emekli Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kök (Benim de bacanağım olur). Astronomi, Cebir, Geometri Hocamız Hıdır Arslan (Yanılmıyorsam Çorumlu olacak). Fizik Hocamız Demircilikli Mehmet Emin Çimen. Din Dersi Hocamız Çiçekli Numan Hoca (Soyadını hatırlayamadım).

Ayrıca dersimize girmediler ama Hamido lakaplı merhum Sabri Özkara, Dadaş diye tâbir edilen Edebiyatçı ve Bayburtlu Feridun Narin ile çok değerli hocalar Yılmaz Terzi ve İsmet Keten de vardı. Dersimize girdiğini tam olarak hatırlayamadığım Fransızca Hocası ve Müdür Yardımcısı meşhur Süleyman Özçiftçi ile Okul Müdürü meşhur Kenan Bulut’u da anmak lâzım.

Yılmaz Terzi sonradan Gazi Üniversitesindeki bir fakültede Fakülte Sekreterliği ve Kültür Bakanlığında Genel Müdürlük yaptı. Kendisinin üzerimde hakkı vardır. Saygıdeğer Hocamıza hayırlı ve sağlıklı ömürler diliyorum.

İsmet Keten de uzun yıllar TRT’de çalışmış ve yöneticilik yapmıştır.

Yine hatırladığım kadarıyla lisedeki sınıf arkadaşlarımız da şunlardır (Unuttuklarım ve hatırlamadıklarım lütfen beni bağışlasınlar!):

Salman Berk (Sağlık Bakanlığı Şb. Müdürü ve Bakan Müşavirliğinden emekli), Ahmet Barlas (Emekli öğretmen), Celal Bayar Armut, Mehmet Ali Kaya, Cemil Vural, Hasan Karakoyun, Behçet Ülger (Yanılmıyorsam rahmetli oldu), Ahmet Özcan (Dr. İsmail Özcan’ın ağabeyi), Rahmetli Kemal Gür, Kızılcaoba Mahallesi muhtarının kızı Neriman Gökçecik, Fulya isminde bir kız arkadaşımız, Kadir Yalçınöz, yanılmıyorsam Abdullah isminde iri yarı bir arkadaşımız (Soyadı Karagenç olabilir), yine yanılmıyorsam Kemal Karagöz adında bir arkadaşımız, Ahmet Salt (asker arkadaşım da oldu), Osman Albay (Hüseyin ve Mükremin beylerin ortanca kardeşi), Durdu Çebiş (Soyadı sonradan Çağlayan oldu. Orta boy, tıknaz, sert duruşlu ve ciddi bir arkadaşımızdı. Onun için hem sınıf başkanımızdı hem de Milli Güvenlik Dersinde Subay olan Hocamız sınıfa girmeden önce “Dikkat!” komutunu O verirdi ve biz o andan itibaren ayağa kalkar, büyük bir sessizlik ve disiplin içinde hazır ol vaziyette bekler, Hocamız sınıfa girip “Oturun!” demeden de oturmazdık!), A. Haluk Geyikli (Ayakkabıcı köşkerin oğlu), Fırıncı Kaptan’ın oğlu Hanifi Kaptan (Çok iyi basketbol oynardı ve birlikte basketbol sahasında çok basketbol oynadık), yanılmıyorsam İzmir Eğitim Enstitüsünden mezun Mehmet isminde bir arkadaşımız (Soyadı Horoz olabilir ve rahmetli de olmuş olabilir. Çünkü bildiğim kadarıyla ciddi bir hastalığı vardı). Afşin’den gelen sınıf arkadaşlarımızı daha önceden zikretmiştim.

Daha önce de belirtmiştim; ortaokulda benim Türkçe dersinde temelim iyi atıldığı için, aynı zamanda kitap okumayı da çok sevdiğim için, liseye geçince Edebiyat dersinden hiç zorlanmadım. Hatta sınıfta en yüksek notu ben alırdım. O da 7-8. Yani 70-80 civarında. O zamanlar 10’luk not sistemi vardı.

Yanılmıyorsam Lise 1. Veya 2. İkinci sınıfta Edebiyat Hocamız Ali İhsan Mıhçı idi. Ali İhsan Mıhçı, çok değerli ve çok yetkin bir Edebiyat Hocası idi. Onun için O’ndan yüksek notlar almak çok zordu. En küçük imlâ hatasından bile not kırardı. Dolayısıyla sınıfta en yüksek not 7-8 idi. 9-10 almak hemen hemen imkânsız gibiydi.

Hiç unutmuyorum sınıfta yazılı notlarını okuduktan sonra sınıfa hitaben şöyle derdi: Beni kastederek, “-Şu çocuğa bakın; boyundan büyük notlar alıyor, siz ise ‘….’ Gibisiniz ama aldığınız şu notlara bakın, utanın, utanın!” diyerek sınıftaki çoğu arkadaşa kızar ve azarlardı. Çünkü onların çoğunun notları çok düşüktü.

Ben Edebiyat dersinde şiir, hikâye, roman ve destan türü konuları çok severdim. Zor olmasına rağmen Divan Edebiyatını, Ergenekon Destanını, Firdevsî’nin Şehnâme’sini, Ali Şîr Nevâî’nin Çağatay Lehçesi ile yazılmış şiirlerini, Beydebâ’nın Kelile ve Dimne’sini, La Fontaine’in Fabl türü eserlerini büyük bir zevkle okurdum. Piyesleri ve tiyatro eserlerini de çok severdim. Daha ortaokulda okurken Ömer Seyfettin’in hemen hemen tüm hikâyelerini okumuştum. Özellikle “Ferman” ve “Kaşağı” beni çok etkilemişti.

Divan Edebiyatı şairlerinden Fuzûlî, Bâkî, Nef’î ve Nedim gibi şairlerin kaside, gazel, mersiye, naat, hiciv türündeki eserleri çok hoşuma giderdi. Çünkü duygusal bir mizaca sahip olduğum için, benim lirik ve romantik yanım biraz ağır basardı.

Ayrıca Servet-i Fünûn ve Sebîlürreşâd dönemi şair ve edebiyatçıları da çok ilgimi çekerdi. Bunların yanında Şinasi’ler, Namık Kemal’ler, Yahya Kemal Beyatlı’lar gibi edebiyatımıza damgasını vurmuş şair ve mütefekkirler de hiç unutamadığım isimler arasında yer alan çok değerli ediplerimizdendi.

Sınıfımızda benden çok cüsseli hatta yıllanmış arkadaşlar vardı. Yani aynı sınıfı birkaç yıl tekrarlayanlar vardı. Yanılmıyorsam o zamanlar bunlara “Belgeli” deniliyordu.

Allah taksiratını affetsin, Ali İhsan Mıhçı Hocamız kendisini mesleğine adamış çok bilgili ve disiplinli bir Edebiyatçı idi ve bildiğim kadarıyla sonradan birkaç kitap da yazmıştı. Kendisi zayıf, ince, uzun boylu bir fiziğe sahipti. Bacakları da biraz ince ve uzun olduğu için öğrenciler arasındaki lakabı “Pergel” idi.

Ben liseden mezun olup üniversiteyi kazandığım sıralar, kendisinin de tayini Ankara İmam Hatip Lisesine çıkmıştı. Rahmetli Hocamı bu lisede ziyaret ederek biraz hasbihâl etmiş ve hasret gidermiştik!..

Yine çok değerli başka bir Edebiyat Hocamız vardı; Şair-Yazar Ali Akbaş.

Ali Akbaş Hocamız, yanlış hatırlamıyorsam o zamanlar üniversiteden yeni mezun olmuş ve bir dönem dersimize girmişti. Ama O da çok bilgili, mesleğinin ehli, idealist ve dürüst bir insandı. Bize kompozisyon yazdırır, bunları ciddiyetle değerlendirir ve yazma alışkanlığı kazanmamız için bizi teşvik ederdi. Hatta şimdi adını unuttum ama -Kantarmalı olacaktı herhâlde- çok efendi ve sempatik bir arkadaşımızın kompozisyonunu çok beğenmişti ve O’na özel ilgi göstermişti.

Ayrıca Ali Hocamızın resmi de çok iyiydi. Bir vesile ile bir gün kara tahtaya beyaz tebeşirle çok güzel bir manzara resmi çizmişti.

O zamanlar kara tahta ve beyaz tebeşirden başka bir şey yoktu. Yanlış hatırlamıyorsam bu kara tahtaları zaman zaman, soba borularının içindeki kara kurum ile yumurta akını birbirine karıştırarak bulamaç haline getirdiğimiz sıvımsı bir madde ile boyardık.

Ali Akbaş Hocamız daha sonraları Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak, Hacettepe Üniversitesinde Okutman, Ahmet Yesevî Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak çalışacak ve daha nice eserler vücuda getirerek ödüllü eserleriyle bu aziz millete olan vefa borcunu ödeyecektir!..

Üzerimde hakkı vardır. Hakkını helâl etmesi dileğiyle, Allah kendisine sağlık, sıhhat, âfiyet içerisinde nice hayırlı ömürler nasip etsin inşallah!..

NOT: Devam edecek…

11 Eylül 2021

İlhan AKAR

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.