YAŞAMADAN ANLAYAMIYOR İNSAN

Önceki yazımı yorumlayan bir okurum, hayata hep katkı yaptığını, ailesine, çevresine yararlı olduğunu ve kendisini feda ettiğini, kendisinin kullanılıp atılan eşya gibi gördüğünü belirtti. Kendisi hariç herkesi memnun etmiş ama anlaşılmamış. Hayata katkı yaparken kendisi hep eksilmiş. Okurum bir gerçeğe parmak bastı. Öyle aileler de az değil ne yazık ki. Ben de sen sana düşen güzelliği yaptın, ancak anlaşılmadın. Bunu anladıktan sonra sınırlarını oluşturmalısın derim. Çünkü iyiliği ancak iyiler anlar! Tabi ki yaşlanmadan akıllanmayı herkes ister ama yaşamadan anlayamıyor insan.

Başkalarını memnun etmek için yaşarsan, herkes seni sever, kendin hariç.! Herkesi memnun edemezsin. Edersen kendini memnun edemezsin. Kendin ol, sen sen olmaktan çıkma, seven öyle sevsin, öyle değer versin. Kendisini arıtamayan başkasını arıtamaz. Hiçbir okul sana “kendin olmayı” öğretemez. Bunu sen öğreneceksin!

Adaletin olmadığı yerde insanlık, insanlığın olmadığı yerde adalet olmaz. Güce tapanların olduğu ve güçlünün haklı çıktığı yerde adalet olmaz, huzur da olmaz, olmuyor da! Onun için ailede ve her yerde adalet şarttır. Ne yazık ki bazı aileler de de sömürü düzeni vardır. Birine yaslanma, birilerine yüklenme, kurnazlığı (sahtekarlığı) vardır. Öyle ki; hayattan hep alıcı olurlar, hiç verici değildirler. Hep beklentili, havalı tavırları ile tüketici, tuzakçı, karıştırıcı ve sömürücü halleri vardır. Davranışları ile topluma zarar verirler. Elindekiler ile değil, elinde olmayanlardan cömert olurlar!!! Öyle nefislerine düşkün, narsist olan aileler ve çocukları tehlikelidirler.

Nefsini terbiye eden kaliteli ebeveynler; toplum için büyük kazanç olup değer üretirler, adalet üretirler, huzur üretirler. Her ne ararsa kendilerinde arayan insanların varlığı topluma ilaçtır.

Karşısındaki insanın iyi olmasını isteyen; önce kendisi iyi olmalıdır.

Eğri iş tutanlar doğrulardan kaçarlar. Kötüler kendilerine tahammül edildikçe azarlar. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötü insandır.

Toplumu sömürenlere sözüm; sıvı bulunduğu kabın şeklini aldığı gibi, bireyin davranışları da içinde yaşadığı aileden ve toplumdan alır. Günümüzde sadece kendini düşünen, her şeye hakkı olduğuna inanan, kendisini diğerlerinden üstün olduğuna inanan ve başkalarını çıkarı için kullanan benciller-hırsızlar sürekli artıyor. Çocuğun her istediği yerine getirilen, tüketim kültürü aşılanan, hatalarına gülünen çocuklar, hatalarını normal görmeye başlar. Bunda problemli ebeveynlerin tutumları etkili. Hele ebeveynler narsist ise çocukları daha da acımasız olurlar. Özgüvenli yetiştireyim derken çevresine zararlı, şımarık çocukların yetişmesi neden olurlar. Bilinmeli ki; şımartılan her çocuk sonunda kendisinden nefret edilen bir çocuğa dönüşür. Herkes çocuklarının özgüvenli olsun ister ama bunu yolu ve yöntemi vardır. Başkalarına zarar vermeden, kimsenin hakkına girmeden, kimsenin ahını almadan, sınırları aşındırmadan, sorumluluklarını bilerek faydalı bireyler olmak şartıyla olur.

Kendilerini bilenler ancak başkalarını anlayabilirler. Bunu da yaşayarak öğrenebiliyoruz ne yazık ki. Demek ki; iyi bir aile eğitimi olmayınca iyi bir toplum, iyi bir okul, iyi bir gelecek kuramayız diyorum.

Günün sözü: Kuvvetini zayıfa değil, zalime kullanabilmeli insan.

        

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Emin Elagöz - Mesaj Gönder

# olan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.