TECRÜBE İLE SABİT -11-

Türkiye'nin insan ve milli kaynaklarının heba edildiği, bütçesinin boşaltıldığı, ideolojik nedenlerden dolayı sık sık değişen hükümet mensuplarınca devlet kademesindeki yetişmiş kadroların sürgünlere tabi tutulduğu, benden farklı düşünüyor diye kardeşin kardeşi vurmaktan çekinmediği, ilan edilen kurtarılmış bölgelere giren farklı ideolojiye mensup insanın fark edildiği anda ölesiye dayak yediği ya da öldürüldüğü... "12 Eylül 1980 öncesi" denilen bir bir dönem yaşamıştı, bu millet...

O dönemde, Elbistan'da, sol ideolojiye mensup bir genç sağcıların hakim olduğu bölgeye girer, ki bu girişler genelde mecburiyetten kaynaklanırdı. -Ya bir resmî dairede işi vardır ya da bankaya uğraması gerekiyordur.- Fark edilmeden şu işimi yapayım diye aşırı tedbirli ve bir o kadar da tedirgin olarak giderken... bölgeye hakim Büyük Yapalak'lı gençlerin fark etmeleriyle üstüne atlamaları bir olur.

Yere yıkılan gencin döşüne oturan bir Yapalak'lı -ki bunlar "Ş" harfini "S" şeklinde telaffuz ederler- ‘Ulan, şehadet getir, imansız gitme!..’ diye ikaz edince, alttaki genç yaşadıklarının şokuyla soruyu anlayamaz. Ve "O dediğin nasıl bir şeyse sen getir de ardından da ben getireyim!.." der.

Bunun üzerine bizim Yapalak'lı gülerek ‘Ula essoolu essek, ben hoca mıyım, nereden bileyim!?.’ deyiverir.

O gün bu gündür, bu olaya atıfta bulunularak, yeri geldikçe "Ben hoca mıyım" sözüyle sohbet tatlıya bağlanır.

*

Gördük ki; gönlü bizden uzaklaşan her gönül, bizim dışımızda birine yaklaşıyordu!..

Neden 11 Eylül değil de 12 Eylül diye soran gazeteciye, yeterince olgunlaşmasını bekledik diye cevap veren zihniyete hizmet ettiği, nice sonra anlaşıldı.

Bu kardeş kavgası; paylaşılmayan yalnızlıkların, yürek sancılarının, tarifsiz acıların, solan umutların, boşa çıkan beklentilerin, anlatılmaz hüzünlerin, gurbet düşlerinin, sıla özlemlerinin iç içe geçtiği bir süreç yaşattı.

Hainin ve ihanetin artarak devam ettiği bir coğrafyada yaşadığının farkında olan şair Gözükara, varlığın güftesi, hayatın bestesi olan şiirle tamamlıyor sözünü.

 

Gördük

 

Fitne ile bu milleti

Kırk fırkaya bölen gördük

Artırarak eziyeti

Potin giyip gelen gördük

 

Düğününde seyranında

Dümen döndü devranında

İşçi köylü bayramında

Meydanlarda ölen gördük

 

İlk değildi tapılanlar

Sel suyuna kapılanlar

Dış mihraklı yapılanlar

Netekim'li plan gördük

 

Birlik dirlik sermayeydi

Kızılelma tek gayeydi

Vatan-millet bir taneydi

Tam tersini olan gördük

 

Yazık oldu bize yazık

Ne su vardı ne de azık

İlk değildi yenen kazık

Muhtıralar filan gördük

 

Heba edip enerjimi

Törpüledi bilincimi

İpe çektiler gencimi

Hayatları çalan gördük

 

Bitmez vatan heyacanım

Ilık ılık aktı kanım

Alt tarafta çıktı canım

Üst tarafta gülen gördük

 

Düşünürüm ara ara

Kaşıdıkça kanar yara

Sar-sarmala Gözükara

Yangın, yağma, talan gördük

 

Not: Bu yazıya kaynaklık eden Sayın Mustafa Bölükbaşı'na teşekkür ederim

 

 

Ezcümle, hiç kimse, bir başkasını, cevabını kendisinin de bilmediği bir soruyla imtihana kalkışmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.