TECRÜBE İLE SABİT -6-

"Bizim Hac'olacak Na Hâlimiz var"

Bilindiği üzere, dünyaya gelen her insan, doğal olarak ihtiyar adayıdır. Tabii, bu işte öncelik ana babalardadır. Bundan dolayıdır ki, "Allah'ım! Beni evlatlarımdan daha uzun ömürlü eyleme!" cümlesi her ana babanın duasıdır. Ma'şerî irfan, bunu "sıralı ölüm" tabiriyle veciz bir kalıba sokmuştur.

Öte yandan, dünya acılarının en can alıcısı, evlat acısıdır.

Allah'ım bu acıyı hiç kimselere yaşatmasın!

Evlat acısı gören ana-babaların sıcak tebessümleri buza dönüşürken, hayata dair ne varsa anlamını yitirir ve bakışlar boşluğa takılır...

 

Bu yazımda sizlere, Elbistan ve Afşinlilerin ismen ya da şahsen tanıdığı -Tomates Bayram namıyla bilinen- merhum Bayram Emmi'nin babası Mehmed Emmi ile Cemile Bacı'dan bahsedeceğim...

Gayem kimseyi tahkir etmek olmadığından, "Yiğit lakabıyla anılır" nüktesince, merhumun lakabını zikretmekte de bir beis görmüyorum.

Tomates Bayram yeterince dünyalığa sahip, oldukça zengin birisidir.

Dünya telaşından fırsat bulduğu bir yıl hacca gider. Ve, hac süresince aldığı lezzetin hiçbir lezzete benzemediğini fark eder.

İç huzurunu yakalayarak döndüğü hacdan gelişinde, "Gelecek yıl da anamla babamı hacca göndereyim de, onlar da bu manevi iklimi tatsın, benim aldığım hazzı alsınlar" diye düşünmektedir.

Gün geçer, yıl döner; Bayram Emmi kendi kendine verdiği sözü tutarak, anasıyla babasını Hac’a gönderir.

Bayram Emmi'nin ana ve babası, oğullarının zoruyla gittikleri hacda oldukça zorlanırlar. -Bu zorlanma, ilerlemiş yaşlarına da bağlı olabilir.-

İtişe-kakışa yaptıkları tavafın getirdiği sıkletin yanı sıra, güneşin yeryüzüne daha yakın olduğu hissini veren kavurucu sıcağından oldukça bunalmış, nefes nefese kalmışlardır.

Tam bu sırada, onları otururken gören tanıdık biri;

"Mehmed Emmi, Cemile Bacı nasılsınız, nasıl gidiyor?.. Haccın rükûnlarını yerine getirebiliyor musunuz?" diye sorar.

Bunun üzerine, isteksizlik, bezginlik ve bir o kadar da yorgunluğu yüzüne yansıyan Mehmed Emmi;

"Komşum, Bayram bunu bize bir iş etti; yoksa bizim hacı olacak ne halımız vardı" deyiverir.

 

Bizlere tahammülsüzlük ve bitkinlik olarak yansıyan ihtiyarlık, aslında tâkat getirememenin sonucudur. Her daim teşhis tedaviden önce gelir.

Şair yüreğimizde uçuşan hüzzam kuşlarının kanat hışırtılarının çıkardığı sesler şiire dönüştü. Kulak verelim bakalım, bize ne diyor:

 

Bizden geçmiş

 

Mekke Medine'ye düştü yolumuz

Bizim hac'olacak halımız geçmiş

Fırsat kaçtı göz önünde hâlimiz

Çiçekli, meyveli dalımız geçmiş

 

Yaş geçti geç kaldık hacca gitmeye

Tâkatim yetmiyor tavaf etmeye

Külden köz beklenmez yanıp tütmeye

Kar yağdı üstüne külümüz geçmiş

 

Dizde derman yoktur gözde fer yoktur

Soluklanmak için serin yer yoktur

Gönül gözü görür bizde sır yoktur

Dağılmış arılar balımız geçmiş

 

Gül ağacı gül verir mi kurursa

Yaprak gazel olur poyraz vurursa

Her şey alt-üst olur zaman durursa

Yeşilimiz soldu alımız geçmiş

 

Beni anladı mı okuyan bilmem

Geçti Gözükara eğlenip gülmem

Neyi değiştirir yaşayıp ölmem

Hane tarafına salımız geçmiş

 

Ezcümle, "Severek ve de vaktinde yaptığın iş zevke; vakitsiz ve takatsiz yaptığın iş ise eziyete dönüşür."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.