KEDİLER VE ÇEVRE DUYARLILIĞI

Son yıllarda Dünya toplumları ve insanlar, çevre duyarlılığı, çevre temizliği, çevre kirliliği, gürültü kirliliği, çevreye saygı, doğaya (tabiata) saygı, ekosistem, ekolojik denge, iklim değişmeleri, sera gazı salınımı, küresel ısınma, Kyoto Protokolü, Paris İklim Anlaşması gibi sözleri ve kavramları çok duyar oldular.

Yani görünüşe bakılırsa her devlet ve her insan, çevreye, çevre temizliğine ve doğaya karşı sanki çok hassas!..

Sanırsınız ki herkes, tabiata ve tabiattaki varlıklara karşı son derece duyarlı ve çok saygılı!..

Bu konuda güya herkes çok empatik ve sempatik davranıyor, konuşunca mangalda kül bırakmıyor!..

Ânı ve günü kurtarmak için insanlar ve devletler bir takım faaliyetlerde bulunuyorlar, kurum ve kuruluşlar kuruyorlar, bütçeler oluşturup nice paralar harcıyorlar; ama sonuçta sıfır, elde var sıfır!..

Bazı istisnalar dışında neredeyse bunların tamamı yalan, dolan, sahte ve samimiyetsiz!..  İnandırıcılıktan ve gerçeklikten çok uzaktalar. Bu konularda insanların, kurum ve kuruluşların,    devletlerin yaptıklarına, ettiklerine, tutum ve davranışlarına bakarsanız, bunun böyle olduğunu çok rahatlıkla görebilirsiniz.

Bu kurum ve kuruluşlar arasında Birleşmiş Milletler denilen, görünüşte var ama gerçekte hiçbir işe yaramayan, pardon bünyesindeki Güvenlik Konseyi denilen kuruluşun beş daimi üyesinin, bunlar arasında da özellikle ABD’nin kuklası olan ve bu beş daimi üyenin uluslar arası platformlarda salt olarak çıkarlarını savunan ve bunlara hizmet eden, mazlum milletlerin haklarını korumaya ve savunmaya gelince kıllarını dahi kıpırdatmayan, zâten bu mazlum milletlerin bu beş daimi üye tarafından yüzyıllarca ezildiği, sömürüldüğü, doğal kaynaklarının talan edilip yok edildiği artık herkes tarafından bilinen, ama yeri geldiğinde bu mazlum milletlere yine bunlar tarafından (beş daimi üye) olsa olsa en fazla timsah göz yaşlarının dökülmesini mârifet sayan ve bunu da yeterli gören işte bu Birleşmiş Milletler Teşkilâtı var ya; bu teşkilâtın bünyesinde o fakir, o yoksul, daha doğrusu sömürgeci emperyalist ülkeler tarafından yoksullaştırılan bu mazlum devletlerden de toplanan üyelik aidatları ve katkı fonlarıyla oluşturulan UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) denilen örgüt, güya çevre duyarlılığı, doğayı koruma ve temiz tutma, küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin sebep olduğu (asıl sebep sanayileşmiş ülkelerin ve vurdumduymaz insanların aç gözlülüğü, saygısızlığı ve hoyratlığıdır) çeşitli tehlikelerden dünyamızı koruma adına her yıl milyonlarca, milyarlarca dolar paralar sarf ederek güya bu tehlikelerden biz dünyalıları korumaya çalışıyor.

Sonuç; yukarıda ifâde ettiğim gibi sıfır, elde var yine sıfır!..

Bu insanoğlunu anlamak mümkün değil!..

Bir de çok akıllı ve zeki geçiniyorlar!..

Aslında Yaratan bunları akıllı ve zeki olarak yaratmış da ama gelin görün ki aklı ve zekâyı kullanamadıktan sonra akıllı ve zeki olmanın ne anlamı, ne kıymet-i harbiyesi vardır ki?!..

Keşke akıllı ve zeki varlık olmasalardı da dünyamız daha temiz kalsaydı bundan daha iyi olmaz mıydı?!..

Bütün bu düşünce ve analizlerimden sonra, bu konularla ilgili olarak ben şimdi sizlerle bir projemi paylaşacağım:

Bu projeyi de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne göndermeyi düşünüyorum. Birleşmiş Milletler, özellikle de Batı ülkeleri fantaziyi, fantastik düşünce ve projeleri çok severler.

Tahmin ediyor ve umuyorum ki; Birleşmiş Milletler yılın çevre ödülünü benim bu projeme verecektir. Ama şu teklife de açığımdır:

Aşağıda sizlerle paylaşacağım bu projemi, isteyen, benden önce davranıp Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne gönderebilir. Tabiatıyla bu durumda telif hakkım mahfuzdur. Kazanacağımız bu ödülün (tahminen bir milyon ABD doları olabilir) yarısı zahmet edip gönderene, yarısı da takdir edersiniz ki telif hakkı olarak bendenize aittir.

Ama istersek karşılıklı anlaşmayla ödülü, projede adı geçecek olan olayın kahramanına da verebiliriz. O zaman köpeklerin önüne atsanız dahi tenezzül edip yemeyeceği bu ödülü (bir milyon ABD dolarını), projede adı geçen kahramanımızın iznini de alarak, kendisinin çok severek yiyebileceği cinsten bir ödülle de takas edebiliriz.

Bu ödül, projedeki olayın kahramanına BM Sayın Genel Sekreteri ya da zâtının görevlendireceği bir ilgili ve yetkili tarafından BM Genel Kurulu’nun o meşhur yeşil mermerli toplantı salonunda ve bütün BM’ye üye dünya liderlerinin huzurunda, nâmütenâhî ve müstesna bir törenle tevdi edilebilir.

Tabiatıyla olayın kahramanı ödülünü almak ve akabinde de bir teşekkür konuşması yapmak üzere kürsüye dâvet edilecektir.

Bu teşekkür konuşmasını sonraya bırakarak, şimdi gelelim projemize damgasını vuran olayın kahramanına:

Projemizde adı geçen kahraman; “Kedi”dir.

Olay şu:

Gözlem yapan ya da rast gelen herkes bilir ki; kediler def’i hâcette bulunacakları yani kakalarını yapacakları zaman, tenha bir yere giderler, toprağı eşelerler, kakalarını yaparlar, işleri bittikten sonra da insanlar gibi arkalarını dönerek çekip gitmezler.

Peki ne yaparlar?

Kakalarını yaptıkları o çukurdaki kalıntıların üzerini eşeledikleri toprak ile örterler, kapatırlar ve öyle çekip giderler. (Fıtratı ve genleriyle oynanmış bugünkü GDO’lu modernist kediler böyle yapıyorlar mı? Bilmem).

Peki bunu neden yaparlar?

Çünkü kedilerin insanlara göre çevre duyarlılığı ve çevreye olan saygıları çok daha fazladır ve çok daha yüksektir de ondan!..

Bu işlem, insiyâkî (refleksi), fıtrî ve ontolojik olarak Allah’ın kedilere bahşettiği bir husûsiyettir.

Peki bu insiyâkî (refleksi) husûsiyet, insanlara neden otomatik olarak verilmemiştir. Çünkü bunun yerine daha üstün bir vasıf olan akıl ve zekâ verilmiştir de ondan!..

Allah istemiş ve emretmiştir ki; insanlar bu üstün meziyetlerini sürekli olarak kullansınlar. Kullansınlar ki hem çevre temiz kalmış olsun hem de ahsenî takvim üzere yaratılan insanoğlu eşref-i mahlûkat seviyesine yükselmiş olsun.

Yok eğer insanlar bu meziyetlerini kullanmak istemiyorlarsa; o zaman hem çevre kirlenir hem de esfel-i sâfilîn mertebesine inilmiş olur ki; bu da “Belhum Adal” olmak demektir.

Tabii ki böyle bir davranışın hem bu dünyada hem de diğer dünyada bir bedeli olacaktır. Bu kaçınılmaz bir olgu, sorumluluk ve sondur...

Tekrar BM’deki teşekkür konuşmasına dönecek olursak; muhtemelen kedi, kendi lisanıyla salonda toplanmış olan dünya liderlerine şöyle hitap edecektir:

“- Miyav miyav miyav!..

Sayın İnsan Görünümlü Dünya Liderleri!

Siz kendinizi çok akıllı ve çok zeki zannediyorsunuz değil mi? Miyav miyav miyav!.. Beni de nihayetinde bir hayvan ve bir kedi olarak görüyorsunuz ve algılıyorsunuz değil mi?!.. Üstelik de bu hâlime gülüyorsunuz öyle mi?!..

Miyav miyav miyav!..

Aslında siz ağlanacak hâlinize gülüyorsunuz!.. Üstüne üstlük bunun farkında bile değilsiniz!..

Miyav miyav miyav!..

Şu düştüğünüz hâle bir bakın. Allah’ın tertemiz yarattığı şu güzelim dünyayı ne hâle getirdiniz!.. Önce kirlettiniz, sonra da bir sürü paralar harcayarak temizlemeye çalışıyorsunuz. Hele de sonuç alabilseniz… Allah’ınızın aşkına şu zekâya bakın bir hele!..

Miyav miyav miyav!..

Mâdem böyle yapacaktınız, insan olmak yerine benim gibi bir kedi (hayvan) olsaydınız da çevreyi kirletmeseniz ve çevreye saygınız olsaydı daha iyi olmaz mıydı?!..

Miyav miyav miyav!..

Saygıya pek lâyık değilsiniz ama, bir kedi (hayvan) olarak nezaketimden dolayı hepinizi saygıyla selâmlıyor ve bana lâyık görülen yılın bu çevre ödülü için teşekkürlerimi sunuyorum!..”

Alkışlar, alkışlar ve gözyaşları!..

03 Temmuz 2021

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.