TECRÜBE İLE SABİT -5-

Eskiden evlerde ne radyo vardı, ne de televizyon... Haberleşme, şehirler arasında tel (telgraf) çekilmek, yakın mesafelerde ise atla ya da yaya gidilip gelinmek suretiyle sağlanırdı.  Ölüm ve hastalık gibi çabuk ulaştırılması gereken haberlerde ise mutlaka atlı çıkarılırdı.

Tarlalar kara sabanla sürülür, ekinler orak ve galıçla biçilirdi. Ve orak mevsimi kırk gün sürerdi. Ekinlerin tarladan harmana kağnıyla çekilmesi, öküzlerin çektiği gemle sürülüp yaba ile savurulması, samanın çetenle kevikliğe çekilmesi ancak güz bitimine yakın tamamlanırdı.

Her işin insan gücüne dayalı olması, insanlar arasındaki imece ruhunu tetiklerken, komşuluk ilişkilerini de kuvvetlendirirdi.

Köy evleri birbirine bitişik olup cümle kapıları dışarı açılır, evin diğer üç yanı üç komşunun duvarıyla ortak olurdu.

Bu ortak duvarların birinden komşuya camsız küçük bir pencere açılır ve bu pencere hem haberleşme için kullanılır, hem de komşuda pişen yemekten bir kaba konularak komşuya ikram edilirdi. "Komşuda pişer, bize de düşer" özdeyişi işte o zamanlardan kalma bir deyimdir.

Kışları imkanı geniş ailelerce açılan köy odalarında ocak-başı sohbetler yapılır, cenk kitapları okunur, köy dışından gelen yatılı misafirler yemeklenip ağırlanır, çeşitli ev-içi oyunlar (yüzük oyunu vs.) oynanır, sıra türküleri çağırılır ve irfan meclisleri kurulurdu.

Yazdan kışa yorgun giren insanlar bir araya geldiklerinde, dinî sohbetlerin ardından zikir çekilir, bu manevi havanın tesiriyle namaz kılanlar çoğalır, manevi bir iklim yaşanırdı.

Bu konuda Eldelek köyü de komşu köylerden geri kalmazdı.

Benim anadan ebem, İncecik köyünden gelin gelmişti. Adı Fadime olmasına rağmen köyün büyükleri kendisine "İncekli," diğerleri de "Gelin bacı" diye hitap ederlerdi.

Dayılarımın dayıları İnceciklidir, anlayacağınız...

Bir gün, büyük dayım Mehmet dayılarını ziyaret için İncecik'e gider.

Köye vardığında meydanda bir grup insanın sohbet ettiğini görür. Selam verip hatirleştiği galabalıkta Temur Dayı yanındakilere bir gün önce gördüğü bir rüyasını anlatır. Dayım, rüyayı sessizce dinledikten sonra oradan ayrılıp doğruca dayılarının evine varır.

Vardığı günün gecesine de köydeki odalardan birinde zikir halkası kurulur. Mecliste Temur Dayı da bulunup yine çevresindekilere yukarıdaki rüyayı anlatır. Bu sırada yanlarına yaklaşarak Temur Dayı'nın anlattığı rüyayı tasdikleyen Dayım odadakilerin dikkatini çeker. Hayrete düşen Temur Dayı "Bu delikanlının söyledikleri doğru" diyerek Dayı'ma "Sen bunları nereden biliyorsun?" diye sorduğunda Dayım "Ben de rüyandaydım ya... Ben seni gördüm, ama sen beni göremedin!.." diye, hayretler içinde kendilerini dinleyen kalabalığın hayretini daha bir artırır.

Derken, zikir faslı başlar. Ama herkesin gözü Dayı'mın üzerindedir. Ve Dayım da bunun farkındadır. Zaman ilerledikçe millet cûşa gelir. Kimi başını sağa sola, kimi ileri geri sallamakta; kimisi de arada "Allah!.." diye bağırmaktadır. Tabii dayım da bu coşkudan nasibini alır. Ve sağ elini kaldırıp, "Allah!.." diyerek, yakınında yanmakta olan gaz ocağının üstüne indirir ve bir süre bekledikten sonra da çeker. Bu durum diğerleri tarafından yarı keramet gibi algılanır. Bunun üzerine, dayım bu işi bir kaç kez daha tekrarlar. Onu gören yanındaki bir delikanlı da bunu dener ve bu işi, yanan gazocağının sıcak demirine fazla dayanamasa da kısa aralıklarla tekrarlamaya devam eder.

Zikir halkası gecenin bir vakti dağılır.

Yatma vakti de geldiğinden, odada kalanlar yatakları açıp içine girerler. Ancak, gecenin ilerlemiş saatine rağmen, keramet hususunda dayımla adeta yarışa giren genç uyuyamıyordur. Dayımsa horul horul uyumakta!.. Derken, genç sonunda dayanamayarak, dayımı uyandırıp "Bu işi nereden başıma sardın yav?! Elimin yanığından gözüme uyku girmiyor. Sen nasıl oluyor da böyle horul horul uyuyabiliyorsun?" diye sorunca...

dayım elini göstererek;

"Benim elimin nasırından etime ulaşmadığı için beni rahatsız edecek bir durum yoktur. Sen hangi halına güvendin de yanan gaz ocağının üstüne elini bastın?.." der.

Bunun üzerine "Peki ya o rüya işi neydi?" diyen gence

"Öğleyin anlattığı rüyayı dinlemiş olsan sen de Temur Dayı'yla birlikte anlatabilirdin. İşin sırrı, Temur Dayı'nın anlattığını unutmasında yatmaktadır" cevabını verir.

Bunları duyan genç, "Ben de sandım ki sen keramet gösteriyorsun... Ben de deneyim dedim. Demek yaptığın işin sırrı keramette değil, iki defa dinlediğin rüya ile elindeki nasırdaymış?!.." der.

 

Bu hadise karşısında aldım kalemi elime, o güne dair neyimiz vardı, bu güne nasıl evrildik, gâh iç çektim gâhi tebessüm ederek başladım yazmaya.

 

Eskiden:

 

Eldelek köyünden ta İncecik'e

Vararak dayıyı görmemiz vardı

Yunus'ça bakardık güle çiçeğe

Hakikat sırrına ermemiz vardı

 

Havaya sis çöker ovaya duman

Yeniyi eskitir gelecek zaman

Aç-açık kalmasın hiç kimse aman

Kurdu, kuşu dahi sormamız vardı

 

Genci sevip yaşlıları sayardık

Her kim eman dese onu duyardık

Kanuna yasaya şartsız uyardık

Bıyığı yukarı burmamız vardı

 

Yorgan-döşek kısa, sergi hasırdı

Yokluk kıtlık çektiğimiz asırdı

Topuklar çatlaktı eller nasırdı

Toprağı sabanla sürmemiz vardı

 

Yaz işleri güz sonunda biterdi

Ocaklar yanınca baca tüterdi

Süyük başlarında kuşlar öterdi

Kar'ı pekmez ile karmamız vardı

 

İrfan meclisiydi Ocak başları

Keskin kenarlıydı köşe taşları

Akıl almaz koca-karı işleri

Çıbanı soğanla sarmamız vardı

 

Bulgur kaynatırdık unluk tutardık

Cibinlik kurarak damda yatardık

Kağnı sesi ile paya satardık

Köye goska goska girmemiz vardı

 

Ağlayanın kirpik ucu ıslanır

Gözükara'm âşık maşukun tanır

Fakat sevdim demeye de utanır

Ucu yanık name vermemiz vardı

 

Ezcümle, "Elinde ateş tutanı ermiş, hırka giyeni derviş sanmayacaksın!"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.