ÇATIŞMA PSİKOLOJİSİ

Geçen haftaki makalemde “Korku Psikolojisi” üzerinde durmuş, korku duygusunun kaynağını ve insanlar üzerindeki etkilerini incelemeye çalışmıştım. Ayrıca gerçek korkunun ne olduğunu gündeme getirmiş, üzerinde beyin jimnastiği yapmaya gayret sarf etmiştim.

Bu makalemde de “Çatışma Psikolojisi” üzerinde durarak, konuyu sebep – sonuç ilişkisi bağlamında ele almaya ve sonuçları itibariyle bireysel ve toplumsal ilişkileri nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışacağım.

Daha önceki makalelerimde ontolojisini, orijinini, alt yapısını ve arka plânını incelemeye çalıştığım “kompleks, kibirlilik, inatlaşma, nefret ve korku” psikolojilerinin, mahiyetleri ve sonuçları itibariyle insanları nasıl bir çatışma psikozu ve çatışma duygusu içine soktuğunu açıkça belirtmiştim. Buradan hareketle bireylerin ve toplumların çatışmacı bir anlayışla ve acımasız bir şekilde birbirleriyle nasıl mücadele ettiklerini de vurgulamış olalım.

Diğer duygularda olduğu gibi, çatışma duygusu da insanın doğasında potansiyel olarak var olan duygulardandır.

İnsanoğlunun tarihine bakıldığı zaman, esasında insanlık tarihi bir yönüyle çatışmaların ve savaşların tarihidir.

İnsanlık tarihinde ilk çatışma Âdem’in çocuklarıyla başlar. Aslında bu bir çatışma değil, tek taraflı bir saldırıdır. Kâbil, haksız yere kardeşini öldürmüştür.

Olay Kur’an’da şöyle anlatılır:

“Onlara Âdem’in iki oğlu hakkındaki haberi gerçek olarak oku. Hani her biri birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. -Kurbanı kabul edilmeyen-, ‘Seni öldüreceğim’ demişti. O da, ‘Allah sadece müttaki olanlardan kabul eder. Andolsun sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi uzatmam. Ben âlemlerin rabbinden korkarım. Ben dilerim ki sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenesin ve cehennem halkından olasın. Zalimlerin cezası budur’ dedi. Nefsi kendisini kardeşini öldürmeye yöneltti ve nihayet onu öldürdü; böylece ziyana uğrayanlardan oldu. O anda Allah bir karga gönderdi. Karga ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeliyordu. ‘Yazık bana, şu karga kadar bile olmaktan, kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim!’ dedi; sonunda da pişmanlık duyanlardan oldu” (el-Mâide 5/27-31)”. (TDV İslâm Ansiklopedisi, Hâbil ve Kâbil Maddesi).

Meseleyi daha da ileriye götürerek değerlendirecek olursak; aslında ilk çatışma Âdem üzerinden tâbir-i câizse Allah ile İblis arasında geçmektedir.

Şöyle ki;

 

“Araf Suresi, 11. ayet: Andolsun, Biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.

Araf Suresi, 12. ayet: (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

Araf Suresi, 13. ayet: (Allah:) "Öyleyse oradan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin."

Araf Suresi, 14. ayet: O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.

Araf Suresi, 15. ayet: (Allah:) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi.

Araf Suresi, 16. ayet: Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."

Araf Suresi, 17. ayet: "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

Araf Suresi, 18. ayet: (Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (Âyetlerin mealleri “Kuran Fihristi” ne aittir).

 

Görüldüğü gibi çatışma kaçınılmazdır. İnsanoğlunun yaşadığı yeryüzünde çatışmasız bir dönem yoktur. Keşke olsaydı!..

 

Marks’ın diyalektik kurgusu da böyledir. Ama burada önemli olanın; kaçınılmaz olan bu çatışmada insanların kimin ve neyin yanında yer alacağı, kimin ve neyin karşısında duracağıdır. Yani mesele, safları net bir şekilde belli etme meselesidir.

 

-Allah’ın yanında, İblis’in karşısında mısınız? Yoksa İblis’in yanında, Allah’ın karşısında mısınız?

 

-Hâbil’in yanında, Kâbil’in karşısında mısınız? Yoksa Kâbil’in yanında, Hâbil’in karşısında mısınız?

 

-İbrahim’in yanında, Nemrut’un karşısında mısınız? Yoksa Nemrut’un yanında, İbrahim’in karşısında mısınız?

 

-Mûsâ’nın yanında, Firavun’un karşısında mısınız? Yoksa Firavun’un yanında, Mûsâ’nın karşısında mısınız?

 

-Hakikatin yanında, bâtılın karşısında mısınız? Yoksa bâtılın yanında, hakikatin karşısında mısınız?

 

-Haklının yanında, haksızın karşısında mısınız? Yoksa haksızın yanında, haklının karşısında mısınız?

 

-Mazlumun yanında, zâlimin karşısında mısınız? Yoksa zâlimin yanında, mazlumun karşısında mısınız?

 

Söyleyiniz Allah aşkına; kimin yanında, kimin karşısındasınız!..

 

Söyleyiniz Allah aşkına; neyin yanında, neyin karşısındasınız!..

 

İşte bütün mesele budur aziz dostlar!..

 

Olmak ya da olmamak!..

 

Keşke mümkün olsaydı da medeni insanlar gibi herkes, herkesin görüşüne, düşüncesine, inancına, etnik kökenine, dünya görüşüne ve siyâsi düşüncesine saygılı olabilseydi ne kadar güzel olurdu değil mi?

Olmuyor işte!..

Benim, senin saygılı olması meseleyi halletmiyor ki!..

Tek çiçekle bahar gelmiyor ki!..

Herkesin, tüm toplumun böyle olması gerekmez mi?!..

Olmuyor işte!..

O zaman bir toplumda barış, huzur, kardeşlik, birlik, dirlik ve beraberlik nasıl sağlanacak?

‘Gücü gücü yetene’ orman kanunu mu uygulanacak?

O zaman Mâverdî’nin, Fârâbî’nin, Gazâlî’nin, Eflâtun’un ve diğerlerinin “ideâl devlet” ve “ideâl toplum”ları nasıl inşâ edilecek?

Yesrip’ler, nasıl “Medine”ler olacak?

Bedevî toplumlar nasıl medenîleşecek?

“Medine Vesikası” ve yeni medeni vesikalar nasıl oluşturulup hayata geçirilecek?

 Lütfen söyler misiniz bana; nasıl, nasıl, nasıl olacak?!..

26 Haziran 2021

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder

# olan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.