60'lı, 70'li yıllara devam edelim...

Kızılcaoba tarafından gelelim ve Köprübaşı köprüsünü bitirip tam ortasında duralım. Sağa ve sola uzanan caddeler 1937-38’lere kadar yoktu; tamamını Ceyhan nehri kaplardı. Dr. Hasan Bey belediye başkanı iken bu yolları açmıştır. Bundan dolayı caddeye adı verilmiştir.

Köprünün sağında üç dört metre kadar üstüne Gazeteci Ümmet İnanç’ın büfesi vardı. Uzun zaman tek gazete büfesi olarak o zaman var olan gazeteden (Hayat, Ses, Yıldız gibi) mecmualara, plaktan çizgi romanlara, klasik romanlardan hikâye kitaplarına kadar çok şey satılırdı. Bu bakımdan halkın genel kültürüne katkısı az olmamıştır.

Köprübaşı Köprüsü ile Ümmet’in büfesi arasındaki boşluk, duzluca ve kestane satanların yeri idi; duzluca satan Osman emmi daha çok eczahanenin önünde dururdu.

Yıllar sonra, sol tarafa beş metre kadar aşağısına Gazeteci Halıt Karabay briketten büfe yaptırdı ve gazete satışına orada devam etti.

Köprüde dururken tak karşımıza bakalım. Şimdiki adı Kıbrıs Meydanı, ondan önce halk “Şire bazarı” derdi. Köylüler ürettikleri üzüm, alıç, dağdağan, ahlat/yaban/dağ/Kürt armudu, elma, erik, domates gibi meyvelerini, sebzelerini; yoğurt, tereyağı, çökelek, peynir gibi hayvansal gıdaları, sucuk, bastık, samsa, kesme, kuru üzüm, pekmez gibi şıra türlerini getirip burada doğrudan satarlardı. Her pazartesi günü burası ana-baba günü olurdu.

Bu meydanın çevresindeki dükkânları sağdan başlayarak hatırlamaya çalışalım (70’leri düşünerek, eksiğimizi tamamlar, yanlışımızı düzeltirseniz sevinirim); sağ başta iki katlı güzel bir konak vardı. Bunun alt katı rahmetli Eczacı Lütfi Erten’in eczahanesi idi; Göo Yamırhalardan arkadaşım Mehmet Güzel ve kardeşlerinin babaları kalfalığını yapardı; ama aynı zamanda bazı yaralara ilaç da oluşturacak kadar kendini yetiştirmiş bir muhterem idi. Az ötesi evin giriş kapısı, ondan sonra da küçük bir dükkânda Kızılcaobalı Üsün (Dal) Emmi’nin bakkal dükkânı vardı. Sonraki evin de altı dükkândı. Devamında meydana doğru çıkıntılı olarak yapılmış Berber Bahittin’in berber dükkânı vardı. Berber Bahittin tuhafiye dükkânı açınca el değiştirdi ve Öğretmen Şefik Gül emekli olunca tekel bayii gibi bir dükkân açtı. İlerisinde Bayram ve Kemal isimli iki kardeşin dükkânı vardı; dut, çökelek, karpuz satarlardı. Pazartesi günleri Şire Bazarı’na satışa gelen köylülere “TUT VAY YİYECEK YER VAR” veya “GARPIZ VAR YİYECEK YER VAR” diye çağırırlar acıkanlar gelir, dükkâna girer ne istemişse alır, dükkânın sağ ve karşı duvar dibine yapılmış tek tahta yerlere otururlar ve çökelek /peynir de alarak yerlerdi. Sonrasında yıllar sonra Albayların dükkân açtığı yerler ve devamında sağa nehre doğru bir geçiş vardı. Karşıda bugünkü çarşı içine uzanan Cumhuriyet Caddesi duruyor. Caddenin sol tarafı evdi. Az ilerisi malum Selçuk Hamamı. Evin devamındaki yer boşluktu, betonarme dükkân yapıldı ve Berber Bahittin burayı tuhafiye dükkânı yaptı. Sonra evden bozma bir veya iki dükkân oluşturdular. Bunlardan biri 4 metrekare bir yerdi, yıllarca İşçi Partisi’nin Elbistan merkezi olarak hizmet verdi. Sonra ya aynı yer ya da yanındaki Nurhan Kurt isimli biri bisiklet tamir ve kiralama dükkânı açtı. Sol köşede Şahkeremin fırını vardı; Ekmekçi İsmail Ağa uzun yıllar çalıştırdı. Onun yanı Taphasanlar Sokak (Şimdiki Çiçekçiler Caddesi’nin dara hali) ilerler ve Güner Emlak’ın duvarına sürtünerek sağa dönerek Ulu Cami ve çarşıya giderdi...

Şahkerem’in fırınının batı yanında (sokağın öteki tarafında) Taftafların evi vardı; güzel bir konak tipi evlerdendi. Bu evin alt katı bir zaman Şardağı Spor’un lokali, sonra Foto Renk’in babaları rahmetli Fotoğrafçı Hasan Güzelbaba’nın dükkânı olmuştu. Onun yanında yine bir sokak vardı; o da Güneşli Camiine kadar uzanırdı; şimdi de bu sokak aşağı yukarı duruyor. Bu sokağın da solunda Kökerlerin (Terzi Kenan Usta’nın evi) ve devamında meydana bakan Aloğluların evi vardı. Köşeden itibaren iki evin de alt katlarını birer odasının duvarları yıkılıp tamir edilerek dükkân haline getirilmişti. Bunlardan biri de Ağır Dönüm çay ocağı olmuş, biz de rahmetli Şair Seydahmet Kutuzman ile burada tanışmıştık. Alt kattaki bir başka dükkâna Dr. Mesut Yinanç’ın ilk muayenehanesi açılmıştı. (Soldaki fotoğrafta tabelası okunuyor) Daha önce (60’lı yıllarda) Tevfik Usta bu dükkânda tamirciliğini yaptı diye hatırlıyorum; ama yanılmış olabilirim. En başta da görüldüğü gibi Elbistan’ın en güzel konaklarından biri vardı. Nakiplere ait bir ev olsa da Dr. Hasan Bey’e geçtiği söylenirdi. Alt katı Eczacı Oğuz Söğütlü merhumun eczahanesi idi. Daha önce o binanın alt katında Seten (Bulgur değirmeni) varmış, üst katı da Elbistan’ın ilk oteli: ŞEHİR OTELİ olmuş. Bizim çocukluğumuzda da otel olarak hizmet verirdi.

Bu meydan açılmadan önce ortasında Darp Kapı (Bab-ı Derp) Camii vardı. Bab-ı Derp, Kale kapısı demektir. Camiye bu isim; hamamın bu tarafın bitişiğinden bir gabaltı ile kaleye çıkan (şimdiki gibi) sokak başladığı için verilmiş olsa gerek. Cami son yıllarında atıl kaldı. En son imamı Kökerlerden Yüzügüllü Ahmet Efendi’dir. Oğulları Terzi Kenan Usta ile Öğretmen Mehmet Köker rahmetlileri hatırlayanlar çoktur. Ellili yılların ortalarında harap oldu; sonuna doğru tamamen yıkıldı.

Meydan uzun zaman Şire Bazarı oldu; sonra bir ara ortasına bir elektrik direği dikilerek geniş ve dairesel olarak çayır çimen ekildi. Batı köşesine de boruya takılmış musluk ile çeşme yapılmıştı.

Bir ara (sanıyorum, rahmetli Hamza Akbaş döneminde) Kıbrıs Meydanı’nın ortasına belediye iki ahşap dükkân yaptırdı. Bunlardan köprüye bakan köşesindekine Gazeteci Halıt bir süre taşındı gibi hatırlıyorum. Dükkânlardan çarşı tarafına bakan köşedekini evlendirme memurluğundan emekli olduktan sonra arzuhal/ dilekçe yazmak için rahmetli Cansız Hacı kiralamıştı.

Ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı ömür dilerim...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.

01

Dr. Mesut Yinanç - Yazıda ilk muayenehanemi açtığım yer ve tabelada adımın yazılı olduğu belirtilmektedir. Eibistan'da 1971-1976 yıllarında hekim olarak görev yaptım. Bu süreçte hiç muayenehane açmış değilim. Tabeladaki isim benimki olamaz. Orada bir süre Dr. Sn. Şükrü Bayezid muayenehane açmıştı. Daha sonra eczanenin üst katında Dr. Sn. Cahit Evliya muayenehane açmıştı. Durumu düzeltmek ve katkıda bulunmak istedim. Saygılarımla. Dr. Mesut Yinanç

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Mayıs 14:39