EN BÜYÜK DÜŞMAN KOMÜNİZM Mİ, KAPİTALİZM Mİ?

Hiç unutmuyorum; üniversitedeki öğrencilik yıllarımda (70’li yıllar) Ankara’daki Kurtuluş Parkı ile Cebeci semtinin birleşimindeki bir kavşağın üzerinde bulunan yüksekçe bir ışıklı panoda, M. Kemal Atatürk imzasıyla büyük harflerle şunlar yazılıydı:

“TÜRK ÂLEMİNİN EN BÜYÜK DÜŞMANI KOMÜNİZMDİR; HER GÖRÜLDÜĞÜ YERDE EZİLMELİDİR!”.

Kim tarafından kaldırıldığını hatırlamıyorum ama, yıllar sonra bu pano kaldırıldı. Belki zamanın şartları gereği söylenmiş bir sözdü veya başkaları tarafından söylenmiş olmasına rağmen politik amaçlarla kullanılmak üzere Atatürk’e mal edilerek söylenmiş bir söz de olabilirdi.

Çünkü bu ülkede herkes “kutsanmış kişilikler” üzerinden birbirlerini dövüyordu. Bazı insanlar eleştirilemez ve dokunulamaz hâle getirilince ya da tabulaştırılarak kutsanınca; bazı insanların bazı insanları “dövmesi” çok daha kolay hâle geliyordu. Onun için Atatürk’e ait olmadığı hâlde O’na aitmiş gibi söylenen birçok söz olabilir. Aynen Peygambere ait olmadığı hâlde Peygamberin sözüymüş gibi hadis uydurarak bazı Müslümanların bazı Müslümanları “dövmesi” gibi.

Zâten Sosyolojik olarak genelde Doğu toplumlarının özelde de Müslüman toplumların kültürel yapısında mit, mitos, kült, hikâye, masal, menkıbe, destan, rüya tabirleri, mucize, kerâmet gibi abartılı anlatımlar sözlü ve yazılı olarak bol bol vardır.

Müslüman toplumlar karakteristik olarak duygusal oldukları ve tefekkür derecesinde düşünce derinliğine sahip olmadıkları aynı zamanda da çok az okudukları için, bu toplumları kimi zaman ideolojik, kimi zaman da teolojik olarak “kutsanmış kişilikler” üzerinden aldatarak tuzağa düşürmek son derece kolaydır.

Onun için bu toplumlarda ve bu topraklarda her zaman ve her dönem mehdi, mesih, kutup, kutb-u âzam, gavs, gavs-ı âzam, seyyid, müceddid, bediü’z-zaman, efendi, hazret ve ulular hiç eksik olmaz. Bundan dolayıdır ki aklî, mantıkî, ilmî ve mâkûl düşünce hep geri plânda kalır.

Atatürk’e ait olduğu söylenen yukarıdaki söz, her ne kadar Türk âleminin en büyük düşmanının Komünizm olduğunu söylese de; bana göre Kapitalizm, Komünizmden çok daha fazla sinsi ve çok daha fazla tehlikelidir. Bu manâda sadece bizim için değil, tüm dünya halkları için en büyük “düşman”dır.

Aslında her iki ideoloji de son derece acımasız ve tehlikelidir. Devlet bazında her iki ideolojinin mensupları da zamanında dünya halklarına az çektirmediler. Savaşlar, işgâller, işkenceler, ölümler, zulümler, sürgünler, talanlar, yağmalar, sömürmeler; evet, her ikisi de insanlığa çok kötülük ettiler. Bu manâda her ikisinin de yatacak yerleri yok ve geçmişleri sabıkalarla doludur ama, tekrar edecek olursak yine de Kapitalizm, Komünizmden çok daha fazla sinsi ve tehlikelidir.

Çünkü Komünizm açık ve tâbir-i câizse “mert” düşmandır. Gerektiğinde açıkça vuruşursunuz; yenerseniz, yenersiniz; yenilirseniz, yenilirsiniz. Kapitalizm ise gizli, sinsi ve kalleş bir düşmandır. Size dost gibi görünür, sizin yüzünüze güler ama; hiç beklenmedik bir anda hançeri bağrınıza, böğrünüze acımazsızca saplar. Son zamanlarda ve şu sıralarda Kapitalizmin en büyük temsilcisinin bize yaptığı gibi.

Güya biz NATO’da ABD ile müttefikiz. İttifak sözleşmesinin 5. Maddesine göre herhangi bir üye saldırıya uğradığı zaman bütün NATO üyeleri o ülkenin yardımına koşar. Siz hiçbir zaman NATO’nun bizim yardımımıza koştuğunu gördünüz mü? NATO’nun bırakınız yardımımıza koşmasını da, bize düşmanlık yaparak saldıranların safında her zaman yer almadı mı? ABD ve yandaşları bize saldıran tüm terör örgütlerini (PKK, FETÖ, DEAŞ, ASALA) hem cesaretlendirip hem de silahlandırmadılar mı? Böyle dostlar(!) düşman başına!..

Ama aynı NATO ve ABD  yıllardan beri Komünizme ve SSCB’ne karşı gerek Kore’de, gerek Kafkaslar’da, gerek Türkiye dâhilinde ve Karadeniz’de, gerekse de dünyanın dört bir tarafında sıcak ve soğuk savaş yıllarında bizi hep kullandı.

Son zamanlarda kullanılmaya ve haksız taleplerine biraz başkaldırınca ve millî menfaatlerimize uygun bir şekilde şahsiyetli bir dış politika izlemeye başlayınca, başımıza gelmedik kalmadı. Sözde “soykırım” iddiasından, Irak, Suriye, Libya, Kıbrıs, Ege, Doğu Akdeniz ve ülke içinde olup bitenlere varıncaya kadar…

İşte Kapitalizm böyle sinsi, kalleş ve tehlikeli bir düşmandır. Yüzünüze bir taraftan gülerken, bir taraftan da aynı anda canınızı nasıl alacağını düşünür. Onun için ona tebessüm etmemek lâzımdır. Tebessüm ederseniz eğer, olsa olsa onun iştahasını kabartırsınız, sizi yer, üstüne üstlük dişinin kira parasını da (yıpranma parası) sizden ister ve alır.

Ayrıca Kapitalizm, insanların özellikle de gençlerin nefsânî ve şehevî arzularını tahrik ederek onların suflî bir hayat yaşamaları için elinden ne geliyorsa onu yapar. Amaç bütün dünyada bir tüketim kültürü ve bir tüketim toplumu oluşturmaktır. Ürettiği her şeyi satmak ister. Para (kapital) onun ilâhıdır. Bu ilâha tapınır. Bunu yaparken de hiçbir ahlâkî kurala bağlı kalmaz ve buna saygı duymaz.

Kitle iletişim araçları ve reklâmlar en büyük silahıdır. Kitleleri algı operasyonlarına tabi tutar ve bu operasyonlarla algıları yöneterek kitleleri köleleştirir, uyuşturucu müptelâsı gibi kendisine bağımlı kılar.

Sahte, yapay, sanal birçok gün uydurur: Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, kadınlar günü,  doğum günü kutlaması v.s. Buna benzer gün, gece ve değişik kutlamaları uydurulmuş dinlerde de görebilirsiniz. Sağcısından solcusuna, milliyetçisinden Müslümanına varıncaya kadar dünyadaki  halklar ve zavallı insanlar da bütün bunlara aldanırlar ve hep birlikte kurulmuş olan bu tuzaklara düşerler.

Çünkü zihinlerinde (kognitif dünyalarında-bilişsel alanlarında) bir defa mağlûp olmuşlardır ve vahşi Kapitalizme karşı mağlubiyeti tatmışlardır. Artık bundan sonra bunların iflâh olması çok zordur. Çünkü zihinsel mağlûbiyet, en kötü mağlûbiyettir. Geriye dönüşü ve tedavisi çok zordur. Artık mankurtlaşma süreci başlamıştır.

Müslümanlar olarak bizler de; insanlarımıza ve gençlerimize ilmî, aklî, mâkûl ve mantıklı, ahlâkî ve aynı zamanda da sahih İslâm anlayışına uygun yeni sunumlar yapamadığımız için, maalesef onların Kapitalizmin acımasız ve ahlâksız kucağına düşmelerine seyirci kalmak zorunda kaldık.

Dolayısıyla sağcısıyla-solcusuyla, milliyetçisiyle-Müslümanıyla hepimiz kapitalistleştik. Hepimiz bu AHLÂKSIZ KAPİTALİZM’den payımıza düşeni aldık.

Vahşi Kapitalizm yüreğimizi söktü, ciğerimizi parçaladı, ruhumuzu esir aldı. Ne aile kaldı ne de ahlâk. Onun için bana göre Kapitalizm, Komünizmden çok daha tehlikelidir.

Çözüm yolu;

Aslımıza, neslimize, değerlerimize ve ruh köklerimize yeniden dönerek bunları tekrar canlandırmaktır. Tabi bunu başarabilmek için de, Müslümanlar ve Türkler olarak bir zamanlar akılla, ilimle, adâletle, merhametle kurduğumuz ve tüm insanlığa armağan ettiğimiz İSLÂM İNSANLIK MEDENİYETİ’ni çok çalışarak yeniden ihya ve inşa etmemiz gerekiyor.

Bu şarttır ve hep birlikte bunu başarmak zorundayız.

01 Mayıs 2021

İlhan AKAR

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.