SÖYLEMEK İSTERİM

              İnsan her an hata yapabilme özelliği olan, her türlü nefsani arzularına uyabilen, zaman zaman zaaflarına yenik düşebilen bir varlıktır. Yaratılış icabı mükemmel olan, ancak mükemmel olamayan bir varlık.  İşte burada en az hata yapan ve yaptığı hatalardan ders alan, mükemmelliğe giden yolda mücadele etmek esastır. O yolda engelleri aşabilen, acılara sahiplenen insan, olgunlaşır ve insan-i kamil olur. Değilse çürüme olur.

            Aslında insanoğlunun meyli iyiliğe ve doğruluğadır. Ancak yanlışlar doğruların yerine konmaya başlarsa, iyilik duygusu bozulursa, toplum bozulur. Doğrulara bağlı yaşamanın kaybettireceği düşüncesi yayıldı mı; işte orada insanlar, yanlışa direnemez hale gelir. Herkes yapıyor mazeretine girer ve kötülükler virüs gibi yayılır. O niye böyle ben değilim; o niye yararlanıyor da ben yararlanmıyorum diyen bir zihniyet (ahlak)bozukluğuna gelinir.

 Aldatmanın akıllılık, masumiyetin aptallık, haksız kazancın zihinlerde meşrulaştığı, paylaşmanın çıkara göre şekillendiği, doğruların ve yanlışların birbirinin yerine geçtiği yerde yaşamak insanın ayarlarını bozmaktadır. Bozulmanın arttığı yerde arınma zorlaşır. Böyle bir toplumda utanmaz yüz, tükenmez söz ve işitmez kulaklar oluşur. İşte o zaman işimiz zorlaşır. Orada insanı hayat değil, bencil, adaletsiz ve zalim insanlar yorar.  Nasıl mı? Söyleyeyim: Yanlış yapan, hatayı başkasına fatura etmek ister.(!)

  Ahlaksız ebeveynler, ahlaklı çocuklar ister. Kişi kendisinin değil, başkalarının düzelmesini ister(!)

Soru çalarak hukukçu olan hukuk ve adalet ister. Yalancı siyaset yalansız vatandaş ister(!)

Namaz kılar ama rüşvet alır, adam kayırır. Oruç tutar ama kamu hakkını yer(!)

 Namussuz erkek namuslu hanım ister. Domuz eti yemez ama kul hakkını yer (!)

Tembel müdür, müfettiş çalışkan öğretmen ister. Sahtekar amir dürüst memur ister(!)

Tembel öğretmen çalışkan öğrenci ister. Öğrenmek için değil, diploma için okur(!)

Sağlıksız doktor sağlık dağıtmak ister. Esnaf üçüncü sınıf mal satar, birinci sınıf fiyat ister.(!)

İşte öyle istekler ne kadar makul karşılanabilir!? İnsanların halleri, sıfatları, yaptıkları inandırıcı olmalı ki; etkili olsun.  Aksi olursa kötülük sahne alır. Halkı kandırmayı hüner sayar ve hatta yapmayanı aptal görür hale gelir. İşte o zaman eşit vatandaşlık duygusu yara alır ve sosyal uyum sorunu gelişir. Böyle bir toplumda insanların kalbi kırık, vicdanlar çürük olur. Güçsüz isen, arkan yoksa, sıradan vatandaşsan hakkını alman zorlaşır. Bilinsin isterim.

 Esasında karşıma kul hakkıyla çıkmayın diyen bir dinin mensubuyuz!  Din güzel ahlaklı olmayı, adaletli olmayı ve kul hakkına saygı duymayı zorunlu kılar!

 Hayatın ve devletin dayandığı iki temel sütun ahlak ve adalettir. Ölçü; insanları layık olduğu yere koymak ve hak etmiş olduklarına göre muamele etmektir. Her şeye rağmen takdir edeceğimiz güzel insanlarımız var. Onları desteklemek ve çoğaltmak zorundayız. Onun için güvenilir, temiz insanların duygu ve taleplerine cevap verecek hikayelere ihtiyaç vardır.  Söylemek isterim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Emin Elagöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.

01

Mbati.. - Diline. kalemine sağlık sayın hocam. sayın meslektaşım. Çok güzel ifade etmişsin devamını dilerim...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Mart 07:33