İNSAN BU, SU MİSÂLİ…

Şair ne de güzel söylemiş (Necip Fazıl Kısakürek, Sakarya Türküsü):

"İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar; su, tarih, yıldız, insan ve fikir,
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!”

…………………………………………………

Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. (Bakara, 30).

Ve, ALLAH insanı yarattı…

Ona akıl verdi… Zekâ verdi… Sorumluluk teklif etti ve insanoğlu bu sorumluluğu kabûl etti…

İyi ve doğru yolu gösterdi; Cennet, kötü ve yanlış yolu gösterdi; Cehennem…

İradesinde (bağımsız karar verebilme yetisi) ve tercihinde(özgürce seçim) serbest bıraktı…

Özgür iradesiyle iyi ve doğru yolu seçerse destekleyeceğini vaad etti ve destekledi…

Yine özgür iradesiyle kötü ve yanlış yolu seçerse çeşitli yöntemlerle engellemeye çalıştı (uyarı, nasihat, akletmesi ve tefekkür etmesine vurgu, ibret alması için yaşanmış olaylara kıssalar yoluyla atıf, daha da  olmazsa kendi iyiliği için son çare tehdit)…

İyi niyetle yapılan bütün bu engelleme girişimlerine rağmen, kulun kötü ve yanlış yolda ısrarlı tutum ve davranışları karşısında üzülerek de olsa iradesine ve tercihine saygı(!) gösterdi… Çünkü dinde zorlama yoktu…

Özgür iradeyle yapılan tüm bu tercihlerin sonucunda; ya eşref-i mahlûkât (yaratılmış varlıkların en üstünü), ya da esfel-i sâfilîn (aşağıların en aşağısı) olma ihtimâli vardı…

Ve insanlık tarihine atıfla kısa bir özet:

Meleklerin belirttiği gibi, insanoğlu yeryüzünde çoğunlukla bozgunculuk yaptı ve kan döktü…

Hâlen de bozgunculuk yapmaya ve kan dökmeye devam ediyor…

Şair ne demişti:

“İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

……………………………………………………………….

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.”

Kısa bir hikâye:

Bir gün;

Bir yılan ile bir tilki, nehrin bu yakasında buluşmuşlar. Belli ki; ikisinin de amacı nehrin karşı yakasına vâsıl olmakmış…

Yılan, tilkiye şöyle bir teklifte bulunmuş:

-Tilki kardeş, tilki kardeş!..

-Belli ki ikimizin de amacı karşı sahile vâsıl olmak. Neden böyle ayrı ayrı yüzerek efor sarf edelim ki!.. Sen, benden cüsse olarak irisin. Gel, ben senin sırtına bineyim, boynuna dolanayım; şöyle ‘çek kayıkçı kürekleri mehtap uyanmasın!’ makamında sohbet ede ede, muhabbet ede ede yüzerek karşı sahile varalım!..

Tilki kurnaz ve uyanık!..

Yılanın bu teklifi karşısında; düşünmüş, taşınmış ve yılana seslenmiş:

-İyi de yılan kardeş, sen yılansın! Ya nehrin ortasına geldiğimizde tarihi misyonuna uygun olarak beni sokarsan, o zaman ne olacak hâl-i pür melâlim!..

Yılan başlamış ‘keh, keh’ gülmeye!..

-Yahu tilki kardeş; ben öyle tarihî bir hatayı hiç yapar mıyım!.. O zaman sen de boğulursun, ben de!.. Demiş.

Yine tilki düşünmüş, taşınmış; aklına yatmış olacak ki;

-Haydi atla! Demiş…

Başlamışlar; sohbet ede ede, muhabbet ede ede nehrin serin sularında yüzmeye!..

Derken; vâsıl olmuşlar nehrin karşı yakasına!..

Kumsala çıktıklarında; bekliyor ki tilki kardeş, yılan sağılsın insin de herkes yoluna revan olsun!..

Ama neredee!..

Yılanın keyfi keka!.. Hiç istifini bozar mı?..

Tilki, bakmış ki yılan oralı olmuyor, seslenmiş;

-Yılan kardeş, yılan kardeş; geldik, haydi in de; işimiz gücümüz var, bir an evvel yola revan olalım!..

Demiştik ya; bu yılan!.. Yılan, yılanlığını yapacak!..

Hemen niyeti bozmuş ve tilkiyi sokmaya karar vermiş!..

Ama muhatabı da tilki!.. Her an tetikte mi, tetikte!..

Sezmiş, yılanın kötü niyetini!..

Yılan sağılıp inerken sokmaya tam yeltendiğinde; tetikte duran tilki hemencecik uzatmış sivri ağzını ve yakalamış yılanın başını, başlamış ‘garç, gurç’ ezmeye!..

Sonra, bırakmış yılanın cesedini kumsalın üzerine ama, yılan yere eğri büğrü düşmüş. Almış tilki yılanı ağzına ve bir ip misâli dosdoğru uzatmış kumsalın üzerine …

Geçmiş baş ucuna ve kısa tarihî bir nutuk irat etmiş:

Demiş ki;

-Bak arkadaş!..

-Ben; arkadaşın, dostun eğri büğrü olmasından pek hazzetmem, hoşlanmam!..

-Ben; arkadaşımın, dostumun böyle dosdoğru olmasından hoşlanırım demiş ve haydi eyvallah diyerek çekmiş, gitmiş!..

Ne demişti şair:

“İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

……………………………………………………………….

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.”

21 Kasım 2020

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.