Cehaletin Eleştirisi ve Yeni Nesillerin Sorumluluğu

Solgunluğundan, yorgunluğundan ve sorumluluğundan pay almaz kimseler üstüne. Paylaşmaz kimseler yükünü ve görmezden gelinir emekler. Tektir, tek başınadır hayat ortaya çıkarma, kişilik yetiştirme, karakter yerleştirme ve iyi insan olma mücadelesinin ortasında. İnsan şekillendirirken yalnızdır, eleştirilirken de yalnız. Sistemin, teknolojinin, resmiyetin, bürokrasinin, veli ve arkadaş çevresinin kıskacında eğitme ve öğretme savaşındadır. Okul öncesi ayrı bir dünya, sınıf öğretmenliği ve ilkokul ayrı bir dünya, branşlar ve ortaokul ile liseler ayrı bir dünyadır. Yükseköğretimde öğretmenlik ayrı, yükseköğretimde öğretmenlik bölümlerinde öğretmen olmak ise çok ayrı bir sorumluluk ve yüktür. Öğretmen olup, eğitimci olup öğrencilere kavuşamadan, atanamadan beklemek ise işkence gibi bir durum, yük ve külfettir.

Adı Eğitim-Öğretim olsa da görev sadece müfredatı öğretmek kısmına indirgenmişken anne-baba tarafından, aile tarafından verilmesi gereken eğitim dahi öğretmenden beklenir hale gelmiştir. Lise yıllarından itibaren yol herkese açıktır ve isteyen herkes öğretmen olabilecekken olmayanlar ve olamayanlar tarafından tartaklanırlar hayat boyunca. Yatmakla, yatarak maaş almakla suçlanırlar sürekli ancak yatana maaş veren devlet veya özel herhangi bir iş yeri tarihte daha görülmemiştir. Velev ki yatarak maaş alınıyorsa öğretmen olmanın yolları, şartları belli buyursun herkes olsun engel olan da yok, olmaz diyende yok.

Mevcutta yaşadığımız salgın süreci nedeniyle uzaktan eğitim yapılırken hiç kimse uzaktan eğitim şeklinde ders işlemenin sınıf içerisinde öğrencilerle yüz yüze ders işlemekten en az beş kat daha yorucu ve sıkıntılı olduğunu görmüyor. Uzaktan eğitim ders planlamalarının ve tanımlamalarının idari zorluğu ve sıkıntıları, altyapı yetersizliği ve internet problemleri nedeniyle yaşanan problemler bilinmeden öğretmen evinde oturduğu yerden ders anlatıyor zannediliyor. Sınıf ortamında yüz yüze dahi zapt edilemeyen cıvıl cıvıl çocukların, ergenlik dönemindeki gençlerin bilgisayar ve telefon başından nasıl sınıf yönetimi yapılacağını görmeden, bin bir zahmet ve maddi külfetlerle şahsi olarak elde edilen malzemeler ve teknolojik aletlerle evlerden nasıl ders işlendiğini görmeden eleştirmek işin en kolay ama eğitime hiç katkısı olmayan tarafıdır.

Evlerinde iki, üç, beş çocukla ilgilenmeye tahammül gösteremeyenler onlarca, yüzlerce öğrencinin aynı anda dört dörtlük bir ilgi ile yetiştirilmesini beklerken öğretmenden,

Öz bakım becerileri başta olmak üzere ailede alması gereken eğitimi almadan ve öğrenmeye hazır hale gelmeden okulda her şeyi tas tamam hale getirilmesi beklenirken öğretmenden,

Evde, sokakta, çevrede ve yanlış ortamlarda yanlış davranışlar kazanmışken hepsinin silinip yerine en güzel davranışlar ve kişiliğin yerleştirilmesi beklenirken öğretmenden,

Aymazlıkların, sorumsuzlukların, ailevi problemlerin, parçalanmış ailelerin, televizyon ve sosyal medyanın şekillendirdiği çocuklar ve gençler ile daha onlarca sıkıntılı durumlar sonucunda ortaya çıkmış olan problemlerin hepsinin sihirli bir değnek ile dokunarak düzeltilmesini ve güzelleştirilmesini beklerken öğretmenden,

Bürokrasinin ağırlığı, evrak iş ve işlemleri, sistemin getirdiği zorluklar ve zorunluluklar, eğitim paydaşlarının çıkarmış olduğu engeller, görev ve meslek harici yüklenen işler, her çeşit etkinlik ve organizasyonlarda dolgu malzemesi gibi kullanılmalar ve görevlendirilmeler eksiksiz, karşılıksız ve zamanında yapılması beklenirken öğretmenden,

Okulun ve eğitim ortamlarının temizliği, kontrolü, boyası-badanası, ısınması, nöbeti, stajı, atölyesi, uygulamaları, pikniği, gezisi, ödüllendirmeleri, ziyaretler, denetimler, sınav görevleri vb. onlarca ders harici ekstra faaliyetlerin yerine getirilmesi beklenirken öğretmenden,

Tüm bunların haricinde asıl görevi olan müfredatı, öğrenme şekilleri ve öğrenme eşikleri farklı olmasına rağmen tüm öğrencilerine tam olarak öğretmesi, matematiği, fiziği, kimyayı, okumayı, yazmayı, teorik dersleri, pratikte uygulamalarını, hayatına davranış olarak yansıtmalarını muntazam ve muazzam şekilde öğrencilere kazandırmasını beklerken öğretmenden,

Evine iş götüren tek meslek öğretmenlik iken, okula gelmeden derslerine hazırlanarak gelmek zorunda iken, ödevlendirmeler, kontroller, sınav hazırlıkları, sınav okumaları, soru çözümleri, okuma yazma etkinlikleri, sosyal faaliyet etkinlikleri, yarışmalar, sosyal kulüp çalışmaları, sınıf rehberlik çalışmaları, değerler eğitimi çalışmaları, milli bayram kutlamaları, belirli gün ve hafta kutlamaları ve etkinlikleri gibi bir sürü zaman alan çalışmalar ders saatleri dışında ve çoğu özel zamanlardan fedakarlık edilerek yapılırken nasıl yatarak maaş alıyor ve hangi geriye kalan arada yattığı yerden para kazanıyorsa öğretmen buyursun herkes olsun ve herkes yattığı yerden vakit kaybetmeden para kazanmaya başlasın.

Toplumun kalkınması ve gelişmesi, insanımızın aydınlanması ve dirilmesi, tüm bireylerin iyi yetişmiş olması, ülkenin geleceğinin kurgulanması, tüm sektörlerin kalifiye insanlarda donatılması, ülkedeki kamu veya özel tüm sektörlerin kaliteli ve yüksek standartlara kavuşması sadece ve sadece iyi eğitilmiş ve iyi yetiştirilmiş insanlarla mümkündür. Her alanda gelişmenin ve yükselmenin tek çaresi eğitimdir. İyi ve kaliteli eğitimin tek çaresi de iyi yetişmiş öğretmenlerdir. Geleceğimizi güzelleştirecek olan tek umut sadece eğitimi ve öğretimi düşünen, öğrenci yetiştirmekten başka derdi olmayacak olan öğretmenlerdir.

Eğitimi, eğitim sistemini, önündeki engelleri, karşılaşılan sorunları ve problemleri eleştirebiliriz, tartışabiliriz, değiştirilmesini de isteyebiliriz, çözüm önerileri geliştirip daha iyi sistemlere ulaşmanın yollarını da hep beraber arayabiliriz ancak öğretmen ve öğretmenleri karalama yoluna giderek, hakaret ederek, küçük görerek, saldırarak, durmadan eleştirerek ve değersizleştirerek sadece ve sadece eğitimin etkisini düşürür, kalitesiz hale getirir ve daha alt seviyelere gitmesine sebep oluruz.

Empati yaparak, üzerindeki sorumluluk ve yükü düşünüp destek olarak, kıymetlendirerek ve daha değerli hale getirerek öğrencilerimizin de daha değerli ve kıymetli bir eğitim almalarının önünü açmış oluruz. Her zaman iyi bir eğitim öğretim için iyi bir öğretmene ihtiyaç vardır ve önemli olan iyi öğretmen yetiştirilmesi için yapılması gerekenlerdir. Yükseköğretimden toplumsal konular ve kanunlara,  yönetmeliklere kadar eğitimin ve eğitimcinin önündeki engelleri kaldırarak, yolunu açıp işini kolaylaştırarak, manevi olarak destekleyerek, eğitim ortamları ve okulların yüklerini ortadan kaldırarak daha kaliteli bir eğitim seviyelerine çıkabiliriz.

Sözüm meclisten dışarı değil tam meclisin içerisine olarak söylüyorum ki herkes; Gelişmiş ve refah düzeyini yükseltmiş toplum olmanın, ekonomik olarak zengin bir ülke olmanın yolunun eğitim olduğu konusunda hemfikirdir. Sorunsuz, sıkıntısız, dertsiz, sağlıklı, huzurlu, yaşam koşullarının iyi, yaşam alanlarının güzel olduğu bir ülke durumuna gelmenin yolunun eğitim olduğunda herkes aynı fikirdedir. Ancak eğitim ve eğitimcileri yıpratarak, kırarak, değersizleştirerek ve eğitimi öncelik olarak görmeyerek tüm toplum kendimizle çelişiyoruz ve çatışıyoruz. Eğitim gelişmiş veya gelişecek olan tüm toplumların tek yolu ve tek önceliğidir, öyle olmalıdır.

Öğretmen toplumun ışığıdır ve yakmasını bileceksin, enerjisini tüketmeyeceksin, önüne duvar örüp perde çekip kapatmayacaksın.  Öğretmen öğrencisinin, çevresinin, etkileşim içerisinde olduğu herkes için rehberdir ve yolunda gitmesini bileceksin, yoluna çukurlar açmayacaksın, yoluna kayalar dökmeyeceksin, rehberini karalayıp eğitimsiz insanların peşine düşmeyeceksin. Öğretmen çocuğun, öğrencisinin sıcaklığıdır, ateşini söndürmeyeceksin, üzerine su dökmeyeceksin, hevesini kırmayacaksın ve bu sıcaklığını bitirmeyeceksin. Öğretmenlik görev memurluğu değil eğitimciliktir, insan yetiştirme sanatıdır ve öğretmeni görev memuru olarak görmeyeceksin.

Öğretmen derken insan yetiştiren, karakter şekillendiren, duygu şekillendiren eğitimciden bahsediyoruz ki aynı zamanda diğer görevlerini de zaten yapmaktadır. Kendini geliştirmiş, bulunduğu her ortamı ve çevreyi değiştiren, güzelleştiren, toplumda her ortamda kabul gören, bilgi ve sevgi ile dolu, yol açıp rehber olan, çevresini aydınlatan ve geliştiren eğitimcilerden bahsediyoruz.

Öğretmen derken ticaret yapma, araç alıp satma, bina yapma, inşaat yapma, emlakçılık yapma, tüccarlık yapma, komisyonculuk yapma, galericilik yapma vb. gibi mal ile meta ilgilenmekten değil bizzat insan ile çocuk ile genç ile geleceğimiz dediğimiz gençlerimiz ile can ile uğraşmaktan ve ilgilenmekten bahsediyoruz.

Mesleği eğitim olan, görevi öğretmek olan ancak ışık olmak yerine boyunduruklar altına girerek biat yolunu seçenlerden bahsetmiyoruz. Devletinden maaş aldığı ve kendisine yetiştirmesi için verilen öğrencileri bulunduğu halde enerjisini, bilgi ve birikimini başka yollarda tüketenlerden bahsetmiyoruz. Aklını ve iradesini kiraya verip nemalarıyla geçinerek tarikatlar, cemaatler, dernekler vs. onlarca oluşumun içerisinde sömürülen ve sırtına basılarak eğitimsizlerin yükseldiği basamak olanlardan bahsetmiyoruz. Kişilik ve şahsiyetini öğretmen etiketini kirletme pahasına ayaklar altına alanlardan, onur ve haysiyetini nefis arzularına feda ederek iki büklüm olanlardan söz etmiyoruz.

Öğrencisiyle bilgi, ilgi ve sevgi üçlemesinde bütünleşip öğrencisiyle yücelen öğretmendir diyoruz. Yetenekleriyle, bilim ve aklın ışığıyla öğrencilerinin geleceğini şekillendirmek için fedakârca emek harcayan insan sanatçılarından bahsediyoruz. Severek, ilgilenerek ve bilgisiyle güçlendirerek hayatlar, canlar şekillendiren geleceğimizin kurgulayıcılarından bahsediyoruz.

“Oğlum, kızım kalın giy dışarı soğuk üşürsün.” diyen bir anne-baba şefkatiyle oğullara ve kızlara hayatları boyunca toplumda üşümemeleri ve düşmemeleri için gereken cesareti, güveni, sıcaklığı, bilgiyi, karakteri ve kişiliği giy demeden giydiren öğretmenlerden bahsediyoruz.

Herhangi bir maddi-manevi karşılık beklemeden, çıkar elde etmeden, işini ve mesleğini ticarete dökmeden eğitimci kimliği ile toplumda onurla, haysiyetle ve gururla eğilmeden ve bükülmeden dim dik duran eğitimcilerden bahsediyoruz.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN;

“Öğretmenler! Yeni nesli, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitmenleri, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin yeteneğiniz ve özveriniz derecesiyle uygun olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu kalite ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizlerin, seçkin görevinizin yerine getirilmesine büyük özveriyle varlığınızı vereceğinize hiç şüphe etmem.” Dediği yeni nesillerimizin mimarları eğitimcilerimizden bahsediyoruz.

Yaratılışta yüceliği verilen insanın beyin, akıl, şuur, idrak ve iradesinin en üst seviyede uyandırılarak ilimle, bilimle, bilgiyle, insanlığın teknolojik ve küresel gelişmeleriyle, yaratılış insanlığından çıkarmadan, insani, ahlaki, milli ve manevi duygularla donatılmış alanında en üst yeterliliğe sahip uzman bireyler olarak yetiştirilmesinde ve toplumumuza kazandırılmasında ilkokuldan yükseköğretime kadar emek ve pay sahibi tüm fedakâr eğitimci ve öğretmenlerimize minnet ve şükranlarımızı borçluyuz. Hepsine saygı ve selam olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mikail Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.