ANLAMAK,  ANLATMAK VE ANLAŞILMAK

             Geçenlerde bir güzel insanı ziyaret ettim. Nasılsın dedim. O da, dilim sus pus, içim yangın yeri, yüreğim yaralı dedi. Hayırdır, neden dedim? Anlayanım, dinleyenim yok, nasıl olayım.  Kendimi ihmal ederek yaptığım fedakarlıklara rağmen hak etmediğim vefasızlıkları yaşamam yüreğimi yakıyor dedi.

Anladım ki; dertli insan kırılıp incinmelerini biriktirmiş ve onlardan suskunluk yapmış. Suskunluğu duyan olmadığı gibi; haline bile bırakılmıyor ve hala beklentilerle karşı karşıya. Kendisini kendisine bırakılsın istiyor. Ondan etkilenerek bu yazıyı yazdım.   

              İnsan, kendini tanımadan hayatının anlamına dair bir fikre sahip olamıyor. Öyle olunca da başkalarını hiç tanıyamıyor ve onları hiç anlayamıyor. İnsanlar sizi, sadece aynı yerden canları yandığı zaman anlıyor. Kalbi kirli olanın, dili de kirli oluyor. O zaman da sağlıklı iletişim olmuyor, olmaz da.

              İnsanlar arasındaki iletişim sağlıklı olmayınca da, yanlış anlama veya yanlış anlaşılmalar oluyor. Eğer kafada biriken önyargılar varsa, durum daha da zorlaşıyor. Onun için yanlış anlaşılabilme seviyelerini en aza indirecek sözcükleri dikkatlice seçmek ve iletişim köprülerini iyi kurmak gerekir. Bunun olabilmesi için de iyi niyet gerekiyor.

           Sylviane Herpin, insanları yanlış anlamak veya yanlış anlaşılmak için çok sebepleri olduğunu söyler.  İşte o sebepler: Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız ve söyledikleriniz. Karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anladığını sandığı ve anladığı ... arasında farklar vardır. Hele günümüz de çok kişinin arzu ve menfaatlerine göre anlama kolaycılığı, anlaşma ve anlamayı daha da zorlaştırmaktadır. Gönül aynan temiz ise anlaman da güzel olur, değilse kötü olur.

Mevlana der ki; insanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir. 

    Her insanın kendine özgü bir yaratılışı ve yapısı vardır. İnsanların iç yapısı, karakteri, duyguları, fikirleri, hayalleri, bakış açıları, alışkanlıkları, hassasiyetleri, gözlemleri, ifade ediş biçimleri, donanımları, deneyimleri ve o an ki ruhsal durumları anlaşmayı etkilemektedir.  Etkili ve doğru iletişim huzur verir, ama tersi ise çatışmalara, kırılmalara yol açar. 

           İletişimle derdini anlatamayanlar, anlaşılmayanlar, kırılsa da kırmayanlar, ağlasa da ağlatmayanlar çok acı çekerler.  Anlayanı olmayınca insan, ya içine ağlarmış ya da kimselerin görmediği yerlerde ağlarmış. Dertler ve acılar derinleştikçe ağlamaların yerini sessizlik alırmış derler, doğrudur. Asıl hikaye sessizliğin derinliğinde saklı. 

          Eminim ki; insan, kadir kıymet bilenin yanında değerlidir. İyiyi sadece iyiler anlıyor, iyi olmayanlar anlayamıyor. Adansan da anlaşılmıyorsun.! Erdemli olmayanlar erdemliyi anlayamıyor!

Sonuçta alemi kendin gibi sanma, hiçbir insana kötü olma, ama her kese de iyi olma diyorum.

         Günün sözü:  Dilden anlayana söz emanet edilir. Halden anlayana gönül...!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Emin Elagöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.