TEKNİK GÖRÜŞ MATEMATİK; DİLİMİZİN TEK MİRASI

Günlük kaygılar… Bugün herkesin bu kaygıları az veya çok arttı sanırım. Siz değerli okurları bu kaygılardan kurtaramam, ancak sizi farklı düşündürebilirsem az da olsa sizi bu kaygılardan uzaklaştırabilirim diye düşünüyorum. Bu yazımda size insanoğlunun belkide şans eseri ortaya koyduğu gerçek ve şimdilik tek yolu olan evrensel bir iletişim tekniğinden bahsedeceğim. Bu iletişim dilinin adı matematik.

Bizi ‘BİZ’ yapan ilk şey biz olduğumuzun farkında olmamız ise bunun en önemli ikinci ayağını da iletişim kurmadaki kabiliyetimiz sayesinde elimizde bulunduruyoruz. Dillerden matematiğe geçiş yapacağım çünkü yukarıda belirttiğim üzere matematik aslına inerseniz ve özümsemeye çalışırsanız en önemli dilimiz. Hemde tüm insanlık hatta daha ötesi varsa onunla da konuşabileceğimiz…

Tarih nasıl ki kayıt ile başladı ise kayıt tutmakta semboller kullanılmasını gerekli kılmıştır. Sembollerimizi başta içi içe yaşadığımız canlı ve cansız varlıkların şekilleri oluşturuyordu, bunun ispatı İngilizlerin özenle reklamını her alanda yaptığı stonehenge (stonehenc) ten 2000 yıl daha eski olan Şanlıurfa sınırları içerisinde yer alan Göbekli Tepe kalıtlarında görülmüştür. Bu iptidai şekiller yine yetersiz kalarak ve sürekli elden ele değiştirilip geliştirilerek ilk alfabetik şekiller kullanılmaya başlandı. İnsanoğlu bunuda yetersiz gördü ve ilk dil alimleri bu şekilleri kurallar belirleyerek kategorize hale getirdiler ve alfabeler oluşturuldu. Bu kısma kadar dilin normal gelişimi gibi görünen süreç içerisinde insanlar bu ‘dili’ hayata dair iletişimlerinde kullanmak için geliştirdiklerine göre eksik olan bir şeyler vardı… Ticaret bundan 5000 yıl öncede var olmuştu. Bunu Akdenizin dibinde bulunan agora yüklü gemi fosillerinden ve önce Sümer sonra Mısır ‘yazılı’ kaynaklarından biliyoruz. Yazılı kaynaklarda farklı birtakım sembollerde dikkatimizi çekti işte bunlar ticaretin asıl önem verdiği sembollerdi yani sayılar… Kadim Sümer ve Mısır tabletlerinde ticaret kayıtları ve vergi miktarları sayı sistemleri geliştirilmesini ve konuşma dili yanında sayı sistemlerininde kullanılmasını zorunlu kılmıştır. İşte sayı sistemlerinin bulunması insanoğluna kâinatın yolunu açacak dilin doğuşudur…

Kadim Sümer ve Kadim Mısır tabirini kullandım, Sümer ve mısır medeniyetlerini bu biçimde tarif etme nedenim bugünkü hemen hemen tüm bilimsel ve kültürel altyapının temellerini bu medeniyetlerden almasıdır. Özellikle Sümer medeniyeti Sümer (ETİ) devletinin kökünün Anadolu topraklarında bulunması, Anadolu’da şekillenen ilk yüksek siyasi yapı olması bakımından bugünkü Türk toplumu açısından çok ama çok önemlidir. Ulu önder Atatürk’ ün kişisel çabaları ile araştırılmaya başlanan Güneş dil kuramı ile mesafe kat edilmiş fakat sonra yalnızlığına terk edilmiştir. Sümerliler ve Mısırlılar için matematik en başta temel ihtiyaçları olan açlıklarını gidermek için kullanılmıştır. Tarım toplumuna geçildiğinde bir günün uzunluğu, mevsimlerin süreleri, ekimin ne zaman yapılacağı, yağmurun ne zaman geleceği, hasat zamanının ne zaman yapılacağı, kışın ne zaman geleceği, takvim oluşumu, alınan hasatın miktarı, devlete ne kadar hasatın vergi verileceği, maaşların hasat olarak hangi miktarda ödeneceği vb milyonlarca gündelik iş için sayılar çözümü oluşturmuştur. Sümerliler 6’nın katları şeklinde işleyen sayı sistemi kullanmış ve altının farklı katlarını kullanan zaman çizelgeleri ve ağırlık sistemleri oluşturmuşlardır. Buldukları günün 24 saat oluşu, ayın 30 günden oluşması (yılı 360 günden hesaplamışlardır ve bizim ay dediğimiz 12 eşit parçaya bölmüşlerdir) gibi çalışmaları modern zamanlarda bile kabul görmüş ve hala kullanılmaktadır.

Sayıların ve zaman kavramının bilişsel dünyamıza eklemlenmesi insanoğluna görünmez bir biçimde çağ atlatmıştır. 10 adet sembol diller ne kadar değişse ve gelişse de tarihin başlangıcından beri kullanılan tüm ulusların ortak dili olmuştur. Her ulus bu dile kendi alimleri ile yeni eklemeler yapmış ancak bazısı anonim bazısı ise günümüz tabiri ile patentli bu eklemeler matematik dilini bir zümreye mal etmemiş aksine tüm insanlığın ortak ve en popüler dili olmasını sağlamıştır. Bu kadar tarih anlatımından sonra size matematik ile ilgili ilginizi çekebilecek birkaç özelliğinden bahsedeyim. Toplumumuzun çoğu dört işlem tabir edilen eksen içerisinde ve para-borç, alım-satım ilişkisi için matematiği kullansa ve bu yeterli olsa da, tüm dünyayı hatta evreni 1,5 kg lık insan beyninin algılaması için matematik elzemdir. Aslında matematik ile yaşayan beyinler için tıpkı 2000 li yıllarda gösterime giren MATRİX üçlemesinde olduğu gibi sayılar hayatın her alanında gözlerimizin önünde akmaktadır. Matematik sayesinde en basit alış-veriş işlerimizi hallettiğimiz gibi, içinde yaşadığımız dünyamızı modelleyebiliriz ve beyinlerimiz matematik ile deneyimlemeleri kayıt yaparak öğrenebilirler; x3 + zaman derecesinde bir fiziksel boyutta yaşayan ‘BİZ’ ler farklı alemlerin varlığını ilk önce X’ in derecesinin değişmesi ile matematik sayesinde fark ettik (Farklı alemlerin varlığını matematik bu kadar gelişmeden önce yüce kitabımız da bize haber vermektedir). Dört, beş veya daha farklı boyutlara bugünkü teknoloji ile fiziki olarak ulaşamasak bile matematiksel olarak bunu başarabiliyoruz. Bu da düşünsel gücümüzü saydığım boyutlara taşıyor. Somut örneklere gelirsek, piramitlerin inşası, yıldızların konumunun tespiti ve bu sayede pusula ile konumumuzun bulunması ve haritaların çizilmesi matematik sayesindedir. Haritalar coğrafi keşifleri getirmiş ve dünyayı küresel bir köy haline çevirmiştir. Küresel köye hakimiyet daha fazla matematik gerektirmiş, dünya savaşları çıkmış, Almanların enigma şifreleri, ilk jet motorları ve kıtalar arası ilk füzelerinin hesap ve modellemeleri hep matematik sayesinde olmuştur. Matematik dilinin temeli olan 0 ve 1 kullanılarak yazılan kodlar bilgisayar dili olmuş, radyo sinyali olmuş fiberoptik sinyali olmuş ve kelimeler sayısal sembollere dönüştürülüp iletilmiş tekrar cihazlarda çözülmüş ve ses olmuştur, görüntü olmuştur, bugün artık oyun olmuş, video olmuş, internet olmuş, eğlence olmuş ve insansız cihazlarla iletişim kurularak ülke savunması olmuştur. İşte aslında dünyadaki matematik budur. Düşünürseniz herşeydir…

Matematiğin kâinat dili olmasına gelirsek; Geçtiğimiz yıl güneş sistemini terk ettiği yine matematik tabanlı radyo sinyalleri göndermesi sayesinde tespit edilen (Güneş sistemi çapı yaklaşık 15 trilyon KM veya 4,3 ışık yılı) Voyager 1 (Gezgin 1) uzay sondası üzerinde altın bir plak bulunmaktadır 1977 yılında uzay yolculuğuna başlayan bu plak üzerinde güneş sistemimizin ve sistem içindeki dünyanın koordinatları mevcuttur. Yani tıpkı okyanusa yollanmış içinde mesaj bulunan bir şişe gibi kâinatın derinliklerine gönderilen gezgini bir gün en az bizim kadar akıl sahibi bir başka canlı topluluğu bulursa hiçbir dünya dili bilmesine gerek kalmadan sadece matematiğimizi deşifre etmesi ile bizimle iletişim ve temas kurabilecektir. İşte insanoğlunun yalnız olduğumuz evrene gönderdiği umudu veya en büyük trajedisi kelimeler ile değil sayılar ile yazılmıştır…. Günlük kaygılardan sonsuz umutlara doğru düşündürdüysek iyi okumalar diliyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder

# hasat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.