ELBİSTAN’DA ERMENİ MEZARLIĞI NEREDEYDİ

20 yıl kadar önce kıymetli dostumuz Prof. Dr. Nedim Ünal ve birkaç arkadaşla sohbet ederken birden bana döndü ver sordu:

‒ Arif sen Elbistan’ın tarihini, kültürünü araştırıyor ve yazıyorsun, sormak isterim, biz Türkler 1000 yıldır Elbistan’dayız değil miyiz?
‒ Evet.
‒ Peki, Türklerin 1000 yıllık mezarlığı nerede? Garipliğe de baksak Hocazade’ye de baksak oraların 1000 yıllık olmadığını görürüz. Bu durumda nerede bizim mezarlığımız?

Gerçekten nerede idi bizim mezarlığımız?

Bazı bilgilerim vardı, onları naklettim. Buna rağmen kafamda büyük bir soru işareti olarak kalmıştı. İlk fırsatta, Terk Eden Elbistan (4 cildi yayımlandı, 5. ve 6. ciltleri de yayımlanmak üzere) isimli kitaplarımda yer verdiğim konularla ilgili bilmediklerimi, hayatta olan, tanıdığım, Elbistan’ın yerlisi ve 80 - 90 yıllık hayatlarını sürekli Elbistan’da, babalarından ve dedelerinden dinleyerek, görerek, öğrenerek geçirmiş yaşlılarımıza sorar öğrenirdim. Yine araştırmaya ve soruşturmaya karar verdim.

Kitaplarımda yer verdiğim için burada özetleyeyim:

1) Belediyenin kuzey taraf bahçesinin de ötesinden başlayarak Cumhuriyet Meydanı ve eski Hükümet Konağının (Bugünkü Kent Müzesi) yeri ve bahçesi, Yakuboğlu Ekmek Fabrikasına kadar genişleyen alan tamamen mezarlıktır. İçinden cılga bir yaya yolu geçermiş.

2) Eski Devlet Hastahanesi’nin, üstündeki Verem Dispanserinin, Kızılcaoba tarafındaki caddenin, Mükrimin Halil Lisesi’nin, aralarındaki caddenin ve bugünkü Gençlik Merkezi’nin bulundukları alanın tamamı mezarlıktır.

3) Ulu Cami’nin güney ve batı tarafındaki bahçesi mezarlıktır.

4) 1915’lerden sonra Ebe Hacer Hanım’ın bağışlamasıyla oluşturulan Gariplik Mezarlığı. Buraya ilk zamanlarda beş on yerli defni yapıldıysa da daha çok Elbistan’a gelip bir sebepten ölen işçiler, yolcular, hatta misafirler; hastanede veya cezaevinde vefat eden yabancılar, devlet görevlisi olarak gelip burada kendisi veya ailesi vefat edenler; kısaca yerli olmayıp ‘garip olanlar’ defnedilmiştir. “Gariplik” denmesinin nedeni de budur.

5) Yine aşağı yukarı aynı yıllara denk gelen Hocazade Mezarlığı oluşmaya başlamış ve sonraları halkın kullanımına açılmıştır. İlk yıllarda o mezarlığın bir kısmı kendi bahçeleri iken, Osmanlının büyük âlimlerinden (Erginözlerden) Yemlihazâde Mustafa Kâmil Efendi’nin oğlu Salim Efendi (bu zâta halk Hocazâde” dermiş) vefat edince vasiyeti üzere kendi bahçesine gömülmüş. Daha sonra yakın mahallenin ve derken Elbistan’ın halkının mezarlığı haline getirilmiş.

Pınarbaşı ve Tepebaşı gibi yakın köylerimizin (şimdi mahalle) mezarlıkları yıllardır vardı elbette...

Gelelim sadede... Ermeni Mezarlığı neredeydi?

10 Temmuz 2020’de Elbistan’ın sesi gazete ve sitesinde -özetliyorum- “Uzun yıllar Meteoroloji Müdürlüğünün kullandığı 7.177 metrekarelik arsanın 5.000 metre karesi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüze tahsis edilmiştir” diye bir haberi okuduk[¹].

O yıllarda Nedim Ünal’ın bana sorduğu gibi bende rahmetli Kamil Yinanç’a sormuştum:

‒ Kamil ağabey, Türklerden önce ve 1920’lere kadar Elbistan’da Ermenilerin yaşadığı malum; peki onların mezarlığı neredeydi?

‒ Onların mezarlığı bugünkü Bakımevi ile Meteoroloji binalarının bahçeleri ile birlikte yapıldığı alandı. Bunu babam da söyledi, başka yaşlılarımızdan da duydum...

Bu bilgileri birkaç yazımda ve kitaplarımda da kullandım. Zaman geçti bir gün Rahmetli Uzunçarşı esnaflarından merhum Felekoğlu’nun oğlu Kemal Felekoğlu dükkânın önünden geçerken davet etti ve bir fotoğraf göstererek şunları söyledi:

‒ Hocam, bu taş Meteorolojinin karşısına yani önündeki Malatya Caddesi’nin kenarına yapılan binaların bir arkasında inşaat temeli kazılırken çıkmış olan üç mezar taşından birinin fotoğrafı imiş...

Alıp arşivime koymuştum. Yukarıda zikredilen haberi okuyunca aklıma düştü. Bu yazıyı hazırlarken Kemal Bey kardeşimden “Nereden çıkarıldığını gösterebilir misin?” diye ricada bulundum. O da daha ikindi vakti olmasına rağmen dükkânını kapadı ve yürüyerek söz konusu edilen yere kadar gittik; fakat taşlardan eser kalmamıştı...

Mezarlık alanı olarak şöyle bir tahminde bulundum: Uzun yıllar önce Elbistan’dan Çiçek, Demircilik istikametinden Malatya’ya ve diğer yerlere giden yol, şimdiki Malatya Caddesi’ni takiben gitmez, Şekerbank’ın yanında bugün de var olan cadde yaya ve kervan yolu olarak o taraflara uzar gidermiş. Yani Meteorolojinin, Bakımevinin yeri ile birlikte önlerindeki Malatya Caddesi ve kenarındaki binaların bulunduğu alanın bir kısmı da -eğer söylendiği gibi ise- mezarlık olmalı ki bu taşlar oradan çıkmış ola...

Taşta yazılı olanı okumak mümkün değil. Bilen birisi varsa ve bu yazıya rastlarsa ondan lütfen okuyup göndermesini rica ederiz...

..........................................................................

[¹] http://www.elbistaninsesi.com/guncel/meteorolojinin-arsasi-ilce-tarim-ve-orman-mudurlugune-tahsis-edildi-h67138.html

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.