TEKNİK GÖRÜŞ - ÇÖP İLE İSTİHDAM

Çöp ile istihdam olur mu? Demeyin… Anlatayım artık çöpe farklı bir göz ile bakabilirsiniz. Şehirleşme oranımız o kadar yüksek bir hal aldı ki artık ülkemiz nüfusunun neredeyse % 80 i şehir merkezlerinde veya yakınlarında yaşamaya başladı. Bu politika aslında cumhuriyet tarihi boyunca hiç istenmemiş hatta büyüklerim çok iyi bilirler; Çiftçi desteklenerek kırsal kalkınma ve üretim modelleri pek çok parti ve hükümet programlarında sık sık yer almıştır. Küreselleşme adımları ve serbest piyasa dediğimiz kapitalizm ülke ekonomik modeli oldukça bu kapitalin üretildiği ve kapışıldığı yerler olan şehir merkezleri daha cazip hale geldiler. Tabi konuyu fazla dağıtmayıp bu mevzuları ileriki yazılarımızda siz değerli okurlar ile paylaşayım. Şimdiki konumuz çöp…

Şehirleşme, şehir olma, yakın yaşam… Her sistemde olduğu gibi kendi iç dinamikleri ve sorunlarını birlikte geliştirmektedir. Burada bu sorunlardan birisi olan çöp toplama yerleri ve çöp dağları şehirler için yaşamsal tehlike boyutunda sorunlar oluşturmaktadır. Ülkemizde yüksek nüfusa sahip şehirler son 15 yıldır bu sorunu şehirleri için bir avantaj haline getirmeye başladılar. Öncelikle eski tip çöp toplama alanlarının çevreye ve psikolojiye olan etkilerinden bahsedelim. Bu alanların ilk kurulumu genellikle plansız ve programsız olarak şehirlerin ücra görülen bir köşesinin çöp dökümü yapılması ile başlamaktadır. Plansız ve programsız diyorum çünkü bu tip alanlar ilk önce plansız oldukları için yakın çevrelerindeki eko sistemi anında etkilemekte ve kimyasal özellikleri de bulunduğu için bu etki ile bu bölgedeki yaşamı değiştirmektedirler. Tarım arazilerinin verimi azalmakta, faydalı canlı türleri bölgeden uzaklaşmakta, çöpten beslenen veya barınma ihtiyacını gideren vahşi hayvanlar bu bölgeleri mesken tutmaktadırlar. Ekolojik sistemi böyle bozabilen çöp toplama alanları. Çöp dağlarına dönüştüklerinde yine kimyasal etkileri nedeni ile yanıcı gaz oluşturarak havaların sıcak olduğu dönemlerde hiç beklenmedik anda patlamalar ve yangınlar meydana getirmektedirler. Bu etkileri ile bile psikoloji üzerinde olumsuzluklar yaratabilen bu alanlar, aynı zamanda görüntü kirliliği oluşturmaktadır. Şehir büyüdükçe yerleri değiştirilmediği veya ıslah edilmediği için yeni kurulan ve bu çöp toplama alanlarına yakın olan meskenlerde, çöp toplama alanlarının kokusu nedeni ile insan psikolojisine yine olumsuz etki etmektedirler.

Peki istihdam bu alanlar üzerinden nasıl artırılıyor? İşte şehirleşmenin bir diğer özelliği olan kaynakların daha verimli kullanılması ve tasarruf etme anlamında sineğin kanadından yağ çıkarma deyimi çöpten istihdam ve üretim olarak geri bildirimini şehirlere veriyor. Entegre tesislerin kurulması ile çöp bertaraf edilirken, bu hammaddeden elektrik üretiliyor, gübre üretiliyor, kullanılabilir maddeler ayrıştırılıyor ve bunların ilgili pazarlarda satılması ile özellikle çöp işinden sorumlu olan belediyeler hem çöp dağlarından kurtuluyor hem de maddi kazanç ve bölge halkı için istihdam alanları kazanıyorlar. Ayrıca geri dönüşün ile pek çok materyalde ülke ekonomisine tekrar kazandırılıyor ve hammadde de  dış bağımlılık azaltılıyor. Çöpten enerji elde etmenin ülkemizde genel olarak kullanılan iki uygulaması bulunuyor. Bunlardan biri çöpün ayrıştırma işlemine tabi tutularak belirli prosesler sonucu fermentesi sonrası oluşan metan gazının basınçlandırılarak elektik üretecek generatör motorlarında içten yanmalı çevrimde yakıt olarak kullanılması ile elektrik enerjisi üretimidir. Çöpün fermantayona uğratılması yine iki farklı yöntem ile yapılabilmekte ve bu yöntemlerin birisi sonucunda fermantasyon nihayetinde kalan organik niteliği yüksek maddeyi belediyeler çiçek parklarında gübre olarak kullanabilmektedirler veya bu gübre torbalanarak ticari olarak değerlendirilebilir niteliktedir. Bir diğer enerji üretim yöntemi ise biyokütle santralidir. Bu biyokütle santralinde çöp ayrışması sonucu oluşan yakıt buhar kazanlarında yakılarak kızgın buhar elde edilmekte ve bu buhar ile türbin çalıştırılarak buna bağlı generatör ile elektrik enerjisi üretimi yapılabilmektedir. Kojenerasyon veya trijenerasyon ile verimi çok yüksek hale gelebilecek bu santrallerde elektrik üretimi sonrası oluşan yaş buhar yine yakın yerleşim yerlerine sıcak su ihtiyacı için verilebilmektedir. Biyokütle santralinin ayrıca bölgemizde kurulması tarımsal atıklarında bu santrallerde yakıt olarak kullanılabilmesi anlamındadır ki bu durumda santralin yılın her döneminde yakıt sıkıntısı çekmeden çalışabilmesi anlamına gelmektedir. Santralin atık çıktısı olan maddeler ise yine cimento sanayinde değerlendirmek için kullanılabilir nitelik taşımaktadır. Bu iki tip santralde üretim proseslerinde pek çok personele ihtiyaç duyulacağı için ayrıca işsizliğe bir noktada belli bir oranda çözüm de oluşturmaktadır.

Yukarıda anlattığım bu sistemler ülkemizde bazı özel teşebbüs firmalar ve belediyeler tarafından işletilmekte ve bu sistemler sayesinde çöp dağları yok olurken, bu entegre tesislerde çalışacak kalifiye insan kaynağı yetişmektedir. İşleten kuruluşlara kısa sürede amortisman sağlanmakta ve ek gelir oluşturmaktadır. Atmosfere, tarımsal çevreye olan faydaları, sosyal refah yönü ve karlılığı ile de çok önemli iki sorunun çözümü için önem arz eden bu tesisler entegre olmaları ve geliştirilebilir olmaları bakımından değerlendirilmeleri her büyük yerleşim yeri için artık zorunluluk halini almıştır. İyi okumalar… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.