ARI OLUP AYDINLIĞA MI? SİNEK OLUP KARANLIĞA MI?

Kıssadan hisseler anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı en güzel şekilde anlatır. Dilimize söz, duygularımıza tercüman olur.

Anlayışlı kimseler, ne denilmek istendiğini zaten anlarlar.

Anlayışı kıt kimseler ise ne kadar açık söylense, ne kadar tekrarlansa yine anlamazlar.

Hani bir atasözümüz vardır “Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az” diye. Aşağıda anlatacağımız kıssadan hissede arı ve sinek üzerine olan güzel bir hikâyedir. Meramımız arıları övmek, sinekleri yermek değildir. Bizim açımızdan her canlı gibi arılarında, sineklerinde ekolojik yaşamda önemi çok büyüktür.

Bu tür hikâye ve kıssadan hisseler anlatanda da, okuyanda da güzel hisler bırakır.

Bu hikâyelerden, kıssalardan kendimize ders çıkarırız.

Önemli olan hissemize düşeni almaktır.

Arıları ve sinekleri bir şişeye koymuşlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştirmişler. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşmüşler.

Ama şişenin tabanı kapalı olduğundan çıkmayı başaramamışlar.

Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşmuşlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kaybolmuşlar. Ağzı açık olan şişenin karanlık tarafına doğru tek bir arı bile gelmemiş. Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam etmişler.

İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor. Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek çok farklı oluyor. Bilim adamlarına göre arılar olmazsa, insan yaşamı da olmaz.

Ayrıca nerede, hangi çiçek ile besleneceğini bilen, yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulan ve o kovanın yüzlerce peteği arasından kendininkine yumurtlamayı hiç şaşırmadan uygulayabilen bir canlıdır arı. Böylesine akıllı bir böcek nasıl olur da şişenin ağzını bulup çıkamaz değil mi? Akla ilk gelen soru bu elbette.

Işığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuşkusuz...

Onlar, engellere rağmen ışıktan (gerçeği aramaktan) vazgeçmeyenlerdir.

Önlerinde ne tür bir engel olursa olsun bıkmadan çabalarını sürdürenlerdir.

Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.

Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran...

Kendine saygı, yaşadığı topluma saygıdır.

Sinekler, karanlıkta sıvışan böceklerdir. Karanlığa yürüyenlerdir. Karanlık düşüncelerdir. Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiçbir önemi yoktur. Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır. Sadece kendi yaşamları söz konusudur. Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler. Onlar için karanlık olmasının hiçbir önemi yoktur.

Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz. Amacı sadece ışığa ulaşmaktır.

İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ve değerleri için ölür.

Sinekler ise kendinden başkasını düşünmeyen, bencil, menfaatperest, ilkesiz zavallıları temsil eder. Kapıdan kovarsınız bacayı zorlar. Oradan kovarsınız yılışık bir şekilde yine kapınıza dayanırlar.

Yemeklerinize, kollarınızın üstüne tünerler.

Pis ayaklarıyla ezerler, kirletirler yaşadığımız her yeri...

Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.

Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.

Çöplüklerde, lavabolarda, bataklıklarda…

Onlar için yumurtalarını bırakacakları yerin bile hiç önemi yoktur.

Meselenin özü şudur;

Mücadele edenlerin önlerine engeller çıkacaktır. Önemli olan bıkmadan usanmadan hedefe gitmek için ortaya konulan mücadeledir. Bu hikâyede arılar birlikte mücadele etmeyi, sinekler ise bireysel kurtuluş hayalini temsil ediyor. Bize arıları örnek almak düşüyor.

Şimdi birlikte karar verelim.

Sinekler gibi karanlığa, ilkesizliğe, bencilliğe, haksızlığa mı talibiz?

Yoksa arılar gibi adalete, hakikate, aydınlığa ve güzelliğe mi?

Sonuç?

Sonuç sizin kararınız. Sinek olup karanlığa mı? Yoksa arı olup aydınlığa mı?

Engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara, insanca değerler yaratma adına mücadele edenlere ve ışık saçanlara selam olsun.

Arılar hakikate, ışığa, aydınlığa yürüyen dava erlerini temsil eder. O erler ki önlerine çıkan engellere aldırmaz mücadele eder, gerekirse ölümü dahi göze alırlar. Çünkü yürekli, azimli, onurlu, omurgalı, adil ve samimidirler. Başta kendilerine olmak üzere yaşadıkları topluma saygılıdırlar. Şahsi menfaatleri hep ikinci plandadır. Toplumun menfaatleridir onların gayeleri, değerlerinden inançlarından asla taviz vermezler.

Çeşit çeşit engeller onlar için aşılması gereken birer merhaledir sadece.

Çünkü onurlarından başka değerleri yoktur.

Selâm;

Bütün engellere rağmen yolundan dönmeyip hakikat uğrunda, adalet uğrunda, insan onuruna yaraşır bir yaşam uğrunda ter akıtanların ve ne pahasına olursa olsun yalandan, yalancıdan, ilkesizlerden uzak duranların üzerine olsun.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.