TAKDİM  -4-

"TAKDİM"den söz ettik öteki sayfalarda. Hani; "Allah dost yokluğu vermesin" dedik ya. O misal. Tanıştığımız ve kısa da olsa sohbet ettiğimiz; Elbistan-MUTLUCAN- Şeker Fabrikası Müdürü Sayın Ali Şükrü TUNÇEL Beyi makamında ziyaret ettik.

"Sorma kişinin aslını sohbetinden belli olur" Atasözü bağlamında, gerçekten bu kişi aslının iyiliğini yansıtıyordu olgun, makul konuşmalarında.

"Çobanın armağanı çamsakızı olur" misali, bizim de "Un Sandığı" kitabımız var idi yanımızda. İkram edip müsaade istedik ayrılmak için.

 Diğer şahsiyetler, 8. cildin taslağını okuduktan sonra TAKDİM yazısı yazdılar. Sayın TUNÇEL ise ikram ettiğimiz Un Sandığı 7. cildi okumalarının ardından bir TAKDİM yazısı göndermişler. Okuduk, bazı yerlerde kitabın yazarı bendelerinden sitayiyle söz etmiş. Hal bu ki, o dediği gibi hiç değil, anlamakta gecikmedik; adam gibi bu adam aynada kendini görmüş. Ancak bu takdim yazısı farklı bir takdim yazısı. Aynen kitabımıza alıyoruz:

Adım Ali Şükrü Tunçel. Ziraat Yüksek Mühendisim. Şeker Sanayiinde 30 yılı aşan bir hizmet sonrasında Mutlucan şirketi tarafından satın alınan Elbistan Şeker fabrikasında 2019 yılı Şubat ayında Fabrika Müdürü olarak görev aldım.

Görevim esnasında Şeker sanayiindeki bilgi ve tecrübelerine güvendiğim, Ziraat Mühendisi Özgür Özcan Bey’i Ziraat Müdürü olarak, Kimya Mühendisi Ali İhsan Şahin’i de İşletme Müdürü olarak göreve çağırdım ve Şeker Fabrikasını hep birlikte 2019 yılı kampanyasına hazırladık. Sonuç olarak Elbistan pancar üreticilerinin bir önceki yıla göre daha rahat bir şekilde pancar teslim etmelerini ve fabrikanın da kaliteli bir şekilde şeker üretmesini sağlama çabası içinde olduk. Aynı yılın ekim ayı sonunda da önce ben ve işletme müdürüm görevlerimizden istifa ederek ayrıldık. Daha sonra da ziraat müdürü arkadaşım Özgür Özcan görevinden ayrıldı ve biz -A- takımı olarak çok sevdiğimiz Elbistan'dan Kayseri’ye geri döndük.

Elbistan ovası, Anadolu ve Mezopotamya'yı talan eden ve binlerce insanı katleden Moğol ordularının ciddi bir yenilgi aldıkları çok önemli bir yerdir. Anadolu'nun Türkleşmesinde etkili olan ve Türk ordularının galibiyetleri ile sonuçlanan üç savaş vardır.

Tarih kitaplarında kayıtlı, hatırımda kaldığına göre; bunlardan ilki 1071 yılında Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Alpaslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen orduları arasındaki  Malazgirt savaşı, İkincisi; 1176 yılında Bizans imparatoru I.. Manuel ve Büyük Selçuklu Hükümdarı II. Kılıçarslan orduları arasındaki Miryakefalon savaşı,  Üçüncüsü ise 15 Nisan 1277 yılında Moğol ordusuyla Memlük Türk devleti hükümdarı Sultan Baybars arasında Elbistan ovasında olmuştur.                1243 Yılındaki Kösedağ savaşındaki yenilgiyle Selçuklu devleti Moğolların eline geçti ise de Elbistan savaşında aldıkları yenilgi ile Moğolların Anadolu'da ilerlemeleri durdurulmuştu. Bu nedenle, Elbistan’ın Türk tarihinde apayrı bir yeri var.

Elbistan'da görev yaptığım 9 ay süresince isimlerini tek tek sayamayacağım kadar çok güzel insanlarla tanıştım. Bunların içinde özellikle Sayın Mehmet Göçer Bey’in apayrı bir yeri vardır. Tam bir Anadolu beyefendisi olan Mehmet Göçer Bey ile ofisimde halen unutamadığım hoşça bir sohbetimiz oldu. Sohbetimiz sonrasında bana hediye ettiği "UN SANDIĞI" adlı kitabını Elbistan'da okumaya başladım ve Kayseri'ye döndüğümde de bitirdim.

Bu güzel kitap; âdeta bir belgesel niteliğinde olup insanı hem güldüren, hem de düşündüren, hem de eğiten, geçmişte ve yakın zamanda yaşanmış hadiseler ile dolu.

Bunlardan, Alembeyli Cin Ali’nin oğlu Durdu Pehlivan'ın önce nişanlısı tarafından un sandığına hapsedilmesi, yıllar sonrasında da kendisi tarafından aynı un sandığına nişanlısını hapsedişi, insanı gülümseten ve düşündüren; dünyada eşine rastlanmayacağını sandığım, ilginçten de ilginç başlıca bir AŞK olayı, AŞK hikâyesi.

 Ayrıca, yine çok enteresan ve de yine eşine rastlanmayacağını sandığım; İzmit'teki (Kocaeli) SEKA Kâğıt Fabrikası Müdür Muavini Ferruhzat Sungar hanımefendinin, o zamanlar 9-10 yaşlarında olan Orhan Poyraz ve Erdoğan Gökçek’i kâğıt fabrikasına davet edip onları hem fabrikada, hem de İstanbul'da 15 gün gezdirmelerinden sonra, çocukların ailelerine de küçümsenmeyecek hediyeler alarak, memleketleri Elbistan'a uğurlaması olayıdır. Mekanı cennet olsun Ferruhzat hanımefendinin.

Tahminim; bu iki ilginç hikâyeyi, ileri ki yıllarda -EHİL- bir şirket okursa, (ayrı-ayrı olmak üzere tabiî) çok güzel birer belgesel film yaparlar, Televizyonlarda ilgiyle izletirler, hem de seve seve..

Bu örnek tavır ve hareket, zamanla hem o çocukların o zaman ki durumu canlandırılabilinir, hem de Elbistan'a bambaşka bir Dünyanın kapılarını açabilir diye de düşünmüyorum değil.

Elbistan'da kalmış olduğum kısa sürede, dikkatimi çeken bir konuyu belirtmeden geçemeyeceğim: Elbistan, Afşin ve Göksun'da, verilen suyu ve emeği inkar etmeyecek kadar verimli, tarım arazileri ve su kaynakları varken; maalesef sulama yatırımlarının oldukça yetersiz olduğunu, dolayısıyla toprağın su ile buluşmasının geciktiğini gördüm, bu duruma da çok çok üzüldüm...          Benim bu teşhis ve tespitimi Elbistan'dan yetişen politikacıların, sulama yatırımını hızlandıracaklarını öğrendim, duruma son derece sevindim.

Sulama sorununun çözümlenmesi; Elbistan-Afşin çiftçisine düğün-bayram ettirecektir kuşkusuz  Zira, Elbistan-Afşin çiftçisi çalışkan olup, toprağı suya kavuştuktan sonra, mutlaka kısa sürede bu yatırımları kazanca çevirecektirler..

Gelişen tarım ile birlikte şeker pancarı dışında üretilecek yeni tarımsal sanayi ürünlerinin üretimi de; yurdumuzun 4. büyük bu güzel Elbistan-Afşin ovasına ve yöresine, tahminlerin üstünde canlılık katacak; yoğun bir şekilde devam eden dış göçün de durmasına vesile olacaktır.    

Ayrıca, Elbistan ve Afşin'de, termik santralda çalışmaları esnasında tecrübe kazanmış, yeteri kadar kaynak ve diğer dallarda usta mevcut olup, kurulacak olan diğer sanayi tesislerinde tercihen istihdam edilecekler, bu durum da; Elbistan-Afşin ekonomisine ciddi anlamda canlılık katacaktır.

Haricen öğrendiğime göre; Elbistan'da, yurdumuzun en büyük HAYVANCILIK ORGANİZE SANAYİÎ kurulacakmış. İnşallah yanlış duymamışımdır. Bu durum ise olağanüstü sevindirici bir gelişme. Bu da gerçekleşirse (ki inşallah gerçekleşir) yurdumuzun ekonomi dalında adı en çok telaffuz edilecek bir İlçe, belki de İL olacaktır Elbistan inşallah.

Selam ve Saygılarımla. 30 Mayıs 2020- Kayseri

www.unsandigi.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.