DÎNÎ, İDEOLOJİK VE ETNİK TUZAKLAR - 6

Kardeşlerim! Altı haftalık bu yazı dizisini bir anekdot ve toparlayıcı bir özet-yorum ile artık    bitirmek istiyorum:

1980 askeri darbesinin hemen akabinde; 80’li yılların başlarında bir gazetede, bir “CIA” ajanının itiraflarını okumuştum. Kendisi Amerika’dan ayrılarak İsveç ya da İsviçre’ye yerleşmiş.

Anlatıyor:

“-Biz bir grup CIA ajanıydık. Barış gönüllüleri adı altında 1970’li yıllarda Türkiye’ye geldik. Amacımız Türkiye’yi karıştırarak, Türkiye’de kargaşa oluşturup bir iç savaş çıkartmaktı. Türkiye’nin stratejik olarak hassas bölgeleri nerelerse oralara dağıldık. Kimimiz Sivas’a, kimimiz Çorum’a, kimimiz Elazığ’a, kimimiz Kahraman Maraş’a, kimimiz de Diyarbakır’a gittik.

Zâten çok eğitimli ve donanımlı idik. Türkiye’nin dilini (yöresel dillere varıncaya kadar), dinini (tüm mezhepsel yapılarıyla birlikte), etnik yapılarını ve sosyolojik özelliklerini çok iyi biliyorduk. Hazırlıklı gelmiştik. Bölgelere dağıldıktan sonra bir de yerinde saha çalışması yaptık. Ne yapabilirdik de toplumsal çatışmaların zeminini oluşturabilirdik…

Kaşınacak, tahrik edilecek, ajitasyon yapılacak dört hassas konu vardı:

1-      İdeolojik Farklılıklar

2-      Etnik Farklılıklar

3-      Mezhebi Farklılıklar

4-      Kan Davaları

Gittik, solculara dedik ki; ‘faşistler’ gelip size şöyle yapacak, böyle yapacak. Gittik, sağcılara dedik ki; ‘komünistler’ gelip size şöyle yapacak, böyle yapacak. Kürtlere gittik dedik ki; Türkler sizi şöyle asacak, böyle kesecek. Türklere gittik dedik ki; Kürtler sizi şöyle asacak, böyle kesecek. Alevilere gittik dedik ki; ‘yezitler’ gelip hepinizi yakacak. Sünnilere gidip dedik ki; ‘kızıl başlar’ gelip hepinizi öldürecek. Ayrıca var olan bütün kan davalarını da kışkırttık!..”

Sonra?

Sonra adı geçen ya da geçmeyen birçok şehrimizde; vurguladığım sebeplerden dolayı, herkesin bildiği gibi nice toplumsal olaylar oldu, nice acılar ve hicranlar yaşandı, nice ocaklar söndü!..

Kardeşlerim!

Öyle stratejik bir coğrafyada  yaşıyoruz ki; millet ve müslümanlar olarak çok dikkatli olmak zorundayız!.. Çünkü,  mezhebî çatışmalar başta olmak üzere; bitmek-tükenmek bilmeyen güç mücâdeleleri, iktidar kavgaları, etnik yapı farklılıkları, her türlü dînî ve ideolojik gruplaşmalar  bu coğrafyayı ve bu bölgeyi son derece kırılgan ve travmatik bir hâle getiriyor. Üstelik bir de buna sömürgeci dış güçlerin müdahaleleri söz konusu olunca, işler hepten karışıyor ve işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

İbni Haldun; "coğrafya milletlerin kaderidir", diyor. Bu coğrafya öyle bir  coğrafya ki; kadîm dinler, kadîm medeniyetler hep bu coğrafyada neşet etmiş. İnsanlık/beşeriyet ilk defa bu coğrafyada arz-ı endâm etmiş. Asya-Afrika- Avrupa kıtaları bu coğrafyada kesişir/buluşur olmuş. Târihî ipek yolu bu coğrafyadan geçer. Akdeniz başta olmak üzere irili-ufaklı birçok denizin okyanuslarla buluşması, hep bu coğrafyada vukû bulur. Enerji (petrol/gaz vs.), mal, insan taşımacılığı ve her türlü ticaret, bu coğrafyada bulunan önemli su yolları (deniz/kanal/boğaz vs.) vasıtasıyla yapılır. Keşifler yoluyla sömürgeciliğin başlaması, büyük ölçüde hep bu coğrafyada gerçekleşmiştir. Dünyanın en önemli ve en stratejik enerji kaynakları bu coğrafyada bulunmaktadır. Yani kısaca târihî olarak, jeopolitik ve jeostratejik açıdan dünyanın gözü; hep bu coğrafyada, bu bölgelerde olmuştur.

Onun için aziz dostlar; bu coğrafya bize bırakılamayacak kadar çok değerlidir!.. Bilelim ki  sömürgeci ülkeler; bu coğrafyadan hiç vazgeçmeyecekler, hiçbir zaman bizi rahat bırakmayacaklar ve bizi birbirimize düşürmek için de ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır. Bundan zerre kadar hiç kimsenin şüphesi olmasın!.. 

Bize gelince: Hani denilir ya; “hırsızın (!)  hiç mi suçu yok?”  Tabii ki var. Hem de nasıl var!.. Biz müslümanlar olarak; mümeyyiz bir akıla sahip olmazsak, aklımızı başımıza devşirmezsek, ALLAH'ın ipine sımsıkı sarılmazsak, mezhep-meşrep, parti-hizip deyip grupçuluk yaparak kırk parçaya bölünürsek, Kur'an'daki vahyin ALLAH'ına değil de; beşerin "Âyetullah"ına,  mollasına, mehdisine, mesihine, şeyhine, hazretine, efendisine kayıtsız-şartsız, sorgusuz-suâlsiz itaat ve biat edersek; yüzlerce-binlerce yıl önce geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarmayıp da, hâlâ kin ve intikam duygularıyla yanıp tutuşursak, bunları da yüreğimizde her an yaşatırsak; Allah muhafaza bu başımıza gelenler az bile kalır!..  Allah muhafaza bugünleri de mumla ararız!..

İnanmıyor musunuz? O hâlde burnumuzun dibindeki şu ülkelere lütfen bir bakınız!: Suriye, Irak, Yemen, Libya, Sudan, Nijerya, Afganistan ve benzerlerine. Tabii ki bu arada şer güçler de boş durmayacaktır. Durmuyorlar da! İşte bizim bu zaaflarımızdan yararlanıp, bu coğrafyayı paramparça edip, bizi  sömürerek yönetmek isteyeceklerdir. Yeraltı-yerüstü kaynaklarımız onların olacaktır. Bizim de elimizde kan, kin, acı, hicran, gözyaşı, yoksulluk, sefâlet ve düşmanlıktan başka bir şey kalmayacaktır!..

Bakınız onlara: Siyonist, evanjelist tapınakçılar nasıl da bize karşı birleşiyorlar!.. Bizler ise paramparça!.. Hiç mi bunlardan ibret alıp ders çıkaramıyoruz? Hiç mi vicdanımız sızlamıyor? Biz müslümanlar bu kadar mı çapsızız, bu kadar mı özgüvenimizi kaybettik?!.. Eğer böyleyse; o hâlde yazıklar olsun bizlere(!)...

Onun için behemahâl hepimiz; her türlü önyargılardan kurtularak, objektif bir şekilde  kendimizi âcilen bir nefs muhasebesine, otokritiğe/özeleştiriye, sorgulamaya ve dahi aklî bir muhakemeye tâbi tutmamız gerekiyor. Lütfen geç kalmayalım! Hemen şimdi başlayalım! Tarık Buğra’nın dediği gibi; “yarın diye bir şey yoktur!” Bu kaçınılmazdır ve son derece de elzemdir!  Başka çare de yoktur, vesselâm!..

 

04 Temmuz 2020

İlhan AKAR 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.

01

Vicdan - Tapınakçılar, evangelistler falan filan...milleti uyuttmayın sayın yazar. Mesele din savaşları değil, ekonomik çıkarlardır.Ülkelerin farklı menfaatleridir,hatta ülkeler içindeki halklar bile ortak çıkarlara sahip değildi. Ülkeyi soyup soğana çeviren, devletin kasasını boşaltanlarla asgari ücretlinin çıkarı aynı mı?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Temmuz 11:00