O ÇOCUKLARI HATIRLADINIZ MI?

"Cennette yemek var mı anne? Varsa ölelim karnımız doyar." diyen çocuğu hatırladınız mı? Vücudu kanlar içinde ağlayan ve ölmeden önce son sözleri;

“Allah’a her şeyi anlatacağım” diyen çocuğu hatırladınız mı?

Babası işkenceyle öldürülen ve evlerinde kalan asker için “annecim, babam gelince bu adam evimizden gider, değil mi?” diyen Doğu Türkistanlı çocuğu hatırladınız mı?

Cansız bedeni kıyaya vuran ve bütün dünyayı derinden sarsan Aylan bebeği hatırladınız mı? Zeytin ağaçlarının altında donarak hayatını kaybeden Erva'yı hatırladınız mı? Fani âlemden ebedi âleme göç eden o masum çocuklar Allah’a her şeyi anlatmış şikâyet etmiş. Allah’ta şikâyetlerini kabul etmiş.

Hangi birini sayalım, hangi birini yazalım.

Sayalım desek sayının boyu, yazalım desek kalemin mürekkebi yetmez.

Bu ve bunun gibi binlerce masum çocuğun sahibi yok mu zannettiniz.

Kim bilir Aylan bebek dışında kaç çocuğun bedeni sahile vurmadan kaybolup gitti.

Bu Dünya'da o masum çocukların, o çaresiz anne ve babaların feryatları “Arş-ı Ala'ya” ulaşmadı mı sanıyorsunuz?

Şimdi kendimizi hesaba çekme zamanı. Başımızı öne eğip düşünme zamanı.

Biz ne yaptık da koronavirüs denilen bir bela dünyanın başına musallat oldu.

Bu kadar can aldı. Aslında koronavirüs değildir bu kadar can alan; o masum çocukların sessiz çığlıklarının yankılarıdır, sızlayışıdır. Bütün bunlara rağmen, dünyada koronavirüs ile mücadele devam ederken, çocuklarda çok daha hafif görünüyor koronavirüs denen bela. Çocukların yetişkinlere oranla koronavirüse karşı daha dayanıklı olduğu söyleniyor. Daha düne kadar bütün dünyayı idare etmek gayretinde olan, hükümetler deviren, devletler kuran, dilediğini bombalarla öldürüp, dilediğini yaşatan güçler bugün büyük bir acziyet içindeler. Teknoloji’de süper güç olan ülkelerin bir anda ne hale düştüklerini gördük. Herkeste ve her yerde panik.

Nasıl allak bullak olduk dağıldık böyle?

Birden her şey anlamını yitirdi.

İnsanlığa bir virüs musallat oldu ki, istediğin kadar kaç, ensende hep.

İster devlet başkanı ol, ister başka seviyede.

Eşe dosta sarılamaz, elimizi uzatamaz olduk.

Ne hale geldik?

Kendi elini, kendi yüzüne süremiyorsun.

Yapılan planlar, kurulan hayaller uçtu gitti avucumuzdan.

Olması imkânsız işler oldu. İki ay önce anlatsalar inanmazdık.

Havadaki bütün uçaklar kuş gibi yere indi.

Otobüste sarılarak tutunduğumuz direğe, evdeki kapıların kollarına düşman gibi bakıyoruz şimdi.

Kimin gücü yeterdi buna.

Okullar kapandı.

Trenler durdu, yollar boşaldı.

Petrol sudan değersiz oldu.

Kâbe kapandı, Kâbe.

Suudi kapatsa 3. Dünya savaşı çıkardı.

Camilere gidemez olduk.

Teravih namazlarını eda edemez olduk.

Zaman, mekân ve sınır tanımayan bir hastalıkla savaşır olduk.

En sevdiğin, yanından bir an bile ayrılmak istemediğin dostlarının elini tutamaz olduk.

Dostluğun ve sevdiğinin kıymetini öğretti.

Artık hayata başka açıdan bakılacağını öğretti.

Nice dost denen ülkelerin veya kişilerin gerçek yüzlerini görmeyi öğretti.

Turizmde patlama yapacağız derken, turist gelmesin diye havadan karadan sınırları kapattık. Bir ay önce Çinli görsek yolu değiştiriyorduk, şimdi Avrupalı.

Toplantılar, organizasyonlar, fuarlar, düğünler, kutlamalar toptan iptal oldu.

Namazı kılınmayan Cumanın bile tebrikleşmesi bir buruk oldu.

Sevdiklerimizden uzaklaşıyor, birbirimizin evlerine gidemiyoruz, dışarıda özgürce dolaşamıyoruz, cenaze namazlarına katılamıyoruz.

Ölsen cenazene gelecek insan bulamazsın.

Gelseler bile musalla taşının ardında sana karşı omuz omuza saf tutamayacaklar.

Akrabaların, arkadaşların, dostların aralarına birer metre mesafe koyacaklar.

Akşam çıkardığın kıyafetine bile düşmanın gibi bakıyorsun.

Babanın elini öperken düşünüyorsun.

Yeni dostların var artık: sabun, su ve yalnızlık.

Son alışveriş koşuşturmaları da bitince, birkaç güne camdan bakarız hayata.

Kim yazdı bunu bilmiyorum?

Ama ne geniş hayal gücü varmış, pes!

Dini, dili, ırkı, memleketi fark etmiyor, ilk defa aynı gemide, Dünya aynı mücadelenin içinde kendi derdine düşer oldu.

Yaşarsak göreceğiz.

Sıkıntı var, tedirginlik var.

Endişe ve hüzün var.

Ama tedbir ve umut da var.

Hem de her duygunun her anında umut da var.

Dağıldık topla bizi Allah'ım!

Bütün bunlar olup biterken hayata camdan bakar olduk!

Oysa biz modern zamanların konforu içinde yaşıyorduk, hiç düşünmedik sahip olduğumuz tüm imkânların aniden yok olabileceğini.

Bu salgın bize sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu öğretti, dostlukların dosta uzanan eli tutmanın ne kadar kıymetli olduğunu, dost’tan uzak olmanın yüreğe verdiği acıyı hissettirdi. Tek kalmanın toplumda olamamanın ne kadar acı olduğunu öğretti. Sağlıklı günlerde tekrar buluşmak ümidiyle, selamlar, saygılar, sevgiler.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.