Coronadan Bordan Cordan

Falan ülkede covid-19 tedavisi sigortalı olanlara şu kadar Euro sigortasız olanlara şu kadar Euro iken ülkemizde tüm tedavi tamamen ücretsiz olarak yapılıyor. Salgın hastalık sürecinin ülkeler arası mücadele yöntemleri ve maliyetleri kıyaslanıp konuşuluyor, ülkeler arası ölüm sayıları kıyaslanıyor ancak sürecin toplumların karakteristik yapılarını farklı şekillerde ne derecede etkilediği ve etkileyeceği göz ardı ediliyor.

Okullar tatil değil uzaktan eğitim sloganıyla kapatıldı ancak haftada 30-40 saatlik yüz yüze ders programlarının yerine eba üzerinden yapılan ve belli derslerde yapılan uzaktan etkileşimsiz eğitimler ne kadar amaca hizmet ederse o kadar hayatımıza girmiş oldu.

Gelecek, geliyor, geldi derken önceleri günlük az sayılarla seyrederken can kayıpları, sonraları günlük sayılar yüzü aşınca ancak ülke olarak işin ciddiyetinin farkına varılabildi.

Sağlık bakanlığı koordinesinde yürütülen salgın mücadelesinde tüm bakanlıklar kendi alanlarında olağanüstü çabalar ve gayretlerle etkileri azaltmaya çalıştı ve bu çabalar olmasaydı ne olurdu kıyas yapabilmek için olmasaydı tarafını görmemiz gerektiğinden o kıyaslama afaki kalıyor şimdilik.

Devlet olarak tüm sektörlere yönelik önlemler açıklanırken işin en çok ekonomik tarafı vatandaşı ve özellikle esnafları yıprattığı için kredilendirmeler, borç ertelemeler vs. esnafa yönelik acıkansa da vatandaşlar ve esnaflar bankaların kucağına bırakılmak suretiyle bankalarla bir kredi savaşı başladı. Bankalar esnafın ve vatandaşın müşkülünü gidermemek için kırk dereden su getirmeye başladı.

Başlangıçta kolonya ve dezenfektan malzemeleri gündem olsa da sonrasında bu malzemeler birincil önemini kaybetmiş olup basit bir kolonya mevzuunda dahi fırsatçılık ve fahiş fiyatlarla kendi vatandaşlarımızı kandırmaya başlayarak biz bize yetmeye başladık. Eti maden işletmeleri bor madeninden el dezenfektanı üretmeye, savunma sanayi solunum cihazı üretmeye, meslek liseleri maske üretmeye, çalışanlar evde ekmek üretmeye, öğretmenler uzaktan eğitim yöntemleri üretmeye başladılar. Diğer taraftan eğlence sektörleri merdiven altı gece kulüpleri üretmeye, hastalar hastaneden kaçma yöntemleri üretmeye, umut tacirleri sömürme yöntemleri üretmeye, uyanıklar salgını fırsata çevirip yükünü tutma yöntemleri üretmeye ve buna benzer nemli ortamlardan beslenen iki ayaklı virüsler yayılmaya başladı. Pazarlama düşkünleri reklamlarını covid üzerinden yaparak yıldızlarını parlatma yöntemleri üretmeye, kirliliklerini ve pisliklerini virüs mücadelesi sürecinde iyi adam rolleri ve şirinliklerle unutturmaya ve yeni yeni suratlara sahip olma yöntemleri üretmeye, zararlılar ve haşeratlar süreçten yeni gelirler elde etme yöntemleri üretmeye başladı.

Gelir durumu düşük olan ve devletten sosyal yardım alan vatandaşlara yönelik olarak hane başına 1.000 lira sosyal destek ödemeleri başlatıldı. Üç fazda toplam yaklaşık dört milyon haneye yapılması planlanan ödemelerin toplamına bakılırsa yaklaşık dört milyar liralık bir ödeme ortaya çıkmaktadır ki bu sadece bir alanda bir çeşit ödeme miktarıdır.

Bunun akabinde devlet millet el ele biz bize yeteriz kampanyası başlatılırken toplanan miktar 23 Nisan itibariyle yaklaşık olarak 2 milyar lira olmuştur ki bu miktar devletin sosyal tardım olarak düşük gelirli hanelere dağıttığı üç fazlı destek ödemelerinin bile ancak yarısı ediyor. Bu da demek oluyor ki biz bize yetmiyoruz.

Kumbarasındaki paraları bağışlayan çocuklardan milyonluk bağışlar yapan büyük firmalara kadar, sembolik olarak bir milyon lira bağışlayan firmalardan emekli maaşını, şehit evladından kalan maaşını, devletin verdiği sosyal destek ödemesini tekrar bağışlayan vatandaşlara kadar samimi ve kadirşinas birçok insanımızı örnek teşkil edecek şekilde gördük.

Kriz zamanlarının, dar boğazların kahramanları bu süreçlerde birinci aktör olarak en önde savaşan görevliler olup bunlar tüm sağlık çalışanlarımızdır ve hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. Yine bu sürecin görünmez başka kahramanları da var ki bunlar en başta denetim, kontrol, güvenlik, asayiş, nakliye, para dağıtımı, sosyal destek vefa grupları, yaşlı ve düşkün vatandaşların tüm ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli faktör olan emniyet mensuplarıdır. Ayrıca bu dağıtımlarda ve yardımların ulaştırılmasında görev alan diğer kurum çalışanlarıdır.

Bu süreci en az şekilde hissederek atlatmaları için emek harcayan tüm devlet çalışanları, belediye çalışanları, kamu görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile gönüllü kuruluşlarda görev alan gönül insanlarıdır.

Bu salgınla mücadele sürecinde bir şeyi daha iyi anladık ki vatandaşlarımıza sosyal mesafeyi korumak gerektiği, bana bir şey olmaz diyerek vurdumduymazlık ve aymazlıkla hareket etmememiz gerektiği, virüs taşıyıcısı olmamamız gerektiğini anlatmak hiçte kolay değil.

İş böyle iken ülkemizin 18 milyondan fazla olan öğrencilerine her yıl onlarca çeşit alanlar ve dallar, dersler, müfredatlar, akademik, meslek ve pedagojik eğitim ve öğretimler ile sosyal, kültürel ve sportif faaliyet ve etkinliklerin sorunsuz, sıkıntısız yapılmasına ve sessiz sedasız bu sürecin yürütülmesinde en önemli aktörler olan öğretmenlerin kıymeti daha iyi anlaşılmış oldu.

Berberler ve kuaförlerin kıymeti daha iyi anlaşılmış oldu ve çoğunluk kendi kendini tıraş etmeyi öğrendi. Gıdanın olmazsa olmaz sektör olduğu ve herkes evinde ekmek yapmayı öğrense de ham maddenin kaynağı tarım sektörü, üretim sektörü olmadan imkânsız olduğu anlaşıldı.

Neredeyse tüm ülkeler seferberlik halinde ve benzer önlemler ve kısıtlamalarla bu covid-19 mücadelesini sürdürürken ülkemizde de bu mücadele tüm herkesin topyekûn mücadelesi ile devam etmektedir.

Maske üretimlerinden dezenfektan üretimlerine, siperlik üretimlerinden tulum üretimlerine, solunum cihazı üretimlerinden solunum cihazı borularının çoklayıcısına kadar herkes üretici oldu ancak herkes malzeme bulmakta hala sıkıntı çekiyor ki bu da işin aslından çok şeklinin var olduğunu gösteriyor.

Yine sosyal yardımların dağıtılması ve düşkün vatandaşların ihtiyaçlarının giderilmesinde sosyal mesafe korunarak uzatılan poşetlerle verilen pozlar yapılan işlerin önüne geçmeye başladı. Ekmek, ilaç ve alışveriş poşetlerinin teslimlerinde iyiliklerin önüne geçecek kadar ön plana çıkarılan resimlerle “iyilik yapar gibi görünmeyin, iyilik yapın ve görünmeyin” sözü tartının küfesine konulmuş oldu.

Maalesef bu süreçte yine küreselleşmenin ve sanallaşmanın, soyutlaşmanın bir sonucu olan şekilciliğimiz en üst noktalara ulaştı.

Sürecin haziran ayı ortalarında normale dönmeye başlayacağı öngörüsüne göre yaklaşık ülkenin dört aylık bir kayıp zamanı ortaya çıkmış olacak. Bu dört aylık kayıp zaman içerisinde hayat durmadan akıp gittiği için, ihtiyaçlar, ödemeler, faturalar, kiralar devam ettiği için sonuçları da çok etkili ve yıkıcı olabilecek. En önemli noktaya eğilmek ve sonuçlara hazırlanmak gerekiyor ki özellikle işten çıkarma üç aylığına durdurulmuş olsa da sürecin sonucundaki durum çok karmaşık. Kapanma ve iflas noktasına gelecek işletmelerin durumları ülke ekonomisine ciddi manada etki edecek noktalarda olacak. İhtiyaçlar sektörler ve iş alanları değişecek, dönüşecek ve hayatımızdan bazı sektörler çıkarken bazı yeni sektörler girecek.

Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde resesyon olarak adlandırılan ekonomik kavram sürecin sonunda herkesi etkileyecek şekilde hayatımıza girecek. Sadece ekonomik olarak değil her alanda hayatımız değişecek ve dönüşecek, insan ilişkilerinden akrabalık ve komşuluk ilişkilerine, alışveriş alışkanlıklarından çarşı-pazar gezmelerine, çalışma hayatından iş ilişkilerine kadar her alanda ve her anlamda kalıcı etkileri hayatımızı etkileyecek.

Evde kalmak, sosyal mesafeyi korumak ve insanlarla etkileşimleri azaltmak covid-19 mücadelesinde en etkili yöntem ancak evde kalarak batacak esnaflar, evde kalarak duracak imalat ve üretim sektörleri, evde kalarak birbirini domino etkisi ile etkileyecek tüm sektörlerin dönen dişlilerinin durmasının kapsamlı, planlı, öngörülü, kontrollü ve yıkıcı etkilerinden esnafı ve vatandaşı koruyucu önlemler alınacak mı? Nasıl alınacak?

Söz çok ancak her bir konu kendi içerisinde kendi alanlarında uzman insanların bilimsel görüşleriyle ayrı ayrı birer kitap yazacak kadar geniş. Senaristin dediği gibi “Korona dünyaya reset attı ve yeni yazılım yükleniyor.”

Yenidünya düzeni kuruluyor ve cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Yenidünya düzeni kurulmuş olacak ve salgın bittikten sonra veya depremle yaşamayı öğrendiğimiz gibi salgınla yaşamayı, salgınlarla yaşamayı öğrendikten sonra ülke olarak, insanlarımız olarak hangi ve nasıl durumlarda olacağımızın hesaplamalarını şimdiden yaparak yol haritamızı çıkarıp adımlarımızı ona göre atmamız gerekiyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mikail Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.