BÖYLE SORUMSUZLUK GÖRÜLMEDİ...

Geçen hafta,10 Nisan Cuma gününü 11 Nisan Cumartesi gününe bağlayan gece yaşanan olaylar maalesef çok üzücüydü. Kıtlıktan çıkmış gibi, fırınlara, manavlara, büfelere, bankamatiklere, akaryakıt istasyonlarına hücum edenler, çuvalla patates, torbayla ekmek alanlar şimdi evlerinde mutlular mı acaba! Meşrubat almak için gece sokağa çıkmanın ne anlamı vardı acaba? Kurallara uyup evde kalanların günahı neydi?

İki günde hiç kimse ölmezdi. Zaten devlet gerekeni yapıyor, belediyeler gerekeni yapıyor, güvenlik güçlerimiz askeriyle, polisiyle, bekçisiyle gece gündüz demeden bizlerin huzuru, güvenliği ve sağlığı için fedakârca çalışıyor bu telaşa ne gerek vardı?

Koronavirüsün vurduğu Avrupa ülkelerinden İtalya’da, Fransa'da, Almanya'da yağmalanan marketleri gördüğümüzde, sözde medeni Avrupa siz işte hep böylesiniz diye gülmüştük ama ne yazık ki; ülkemizde 48 saatlik sokağa çıkma yasağı ilan edilince sorumsuz kişilerin fırınlara, büfelere, manavlara akın etmeleri ve yaşanan üzücü olaylar bize "Gülme komşuna gelir başına" atasözünü hatırlattı.

Ey bilinçsiz kitle! Böyle sorumsuzluk olur mu?

Meteoroloji raporları yurt genelinde hafta sonunda havanın güneşli ve sıcaklıklarında artacağını gösteriyordu. Devletimizin yetkili kurumları, bütün bu verileri dikkate alarak koronavirüsle mücadele kapsamında 2 günlüğüne 30 Büyükşehir ve Zonguldak'ta insanların evlerinde kalıp koronavirüse davetiye çıkarmaması için sadece 48 saatlik sokağa çıkma yasağı ilan etti. Televizyon kanallarında ve sosyal medyada izlediğimiz görüntüler ne kadar üzücüydü değil mi? Sanki 2 gün değil de 2 ay sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 2 günde kimse açlıktan ölmezdi, sosyal mesafeyi koru, 14 gün kuralına uy uyarıları bize bir aydan beri hiç mi bir şey öğretmedi? Ne oldu şimdi? Gecenin ilerleyen saatlerinde manavları, fırınları, büfeleri yağmalayıp alış veriş yapanlar gözünüz doydu mu acaba?

İki saatlik sürede görülmemiş bir alışveriş çılgınlığının yaşandığı yurt genelinde maske ve eldiven takmayan vatandaşlar, sosyal mesafe kuralını da ihlal ederek adeta hayatlarını tehlikeye attı. Zaten günlerdir, haftalardır sokağa çıkma yasağı konuşuluyordu. Sokağa çıkma yasağı 5-6 saat önce açıklansaydı belki marketler bile yağmalanacaktı. Benim güzel şehrime, güzel insanlara, güzel ülkeme bu hiç yakışmadı. Güzel bir görüntü olmadı. Temennim, inşallah bunun yansıması kötü olmaz, bulaş artmaz, vaka sayısı artmaz. Ekranlarda gördüğümüz başka bir acı gerçek ise, yaşı kemale ermiş ancak beyni gelişmemiş bir türlü söz dinlemeyip ortalıkta dolaşanlara mikrofon uzatıldığında, neden dışarıdasın diye sorulduğunda “bana bir şey olmaz” diyenlerdi. Ne yazık ki işin ciddiyeti ve idrakinde değiliz!

Tüm dünyaya örnek olacak şekilde koronavirüs krizini yöneten, devlet büyüklerimizin, sağlık çalışanlarımızın bu güne kadar yapmış olduğu emeklerini hiçe sayarak, heba ederek izdiham çıkarmaları, kavga etmeleri bize hiç yakışmadı.

Hâlbuki devlet bizim sağlığımızı düşünüyor,11 Mart'tan bu yana her geçen gün tedbirleri artırarak önlemler alıyor. Bizlere de Allah (c.c) sizlerden razı olsun demek kalıyor.12 Eylül askeri darbesini yaşamayanlar, nüfus sayımlarını bilmeyenler, seçmen kütüklerinin yazılışını görmeyenler panik yapanların başında geldi. Yasağı duyar duymaz soluğu sokakta aldı. Bizim kuşaktan olanlar, bizim yaşlarda olanlar bu durumlara alışık olduğu için hiç şaşırmadı. Çünkü onlar her şeyi görüp yaşadıkları için biliyorlardı ve tecrübelilerdi evlerinden hiç çıkmadılar gayet de rahattılar.

Demek ki; Bazı şeyler yaşanmadan öğrenilmez hatta anlaşılmaz.

Peyami Safa'nın söylediği gibi; "Yaşlanarak değil yaşayarak öğrenilir hayat"

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca, Bilim Kurulu Üyelerimiz, 1 milyon 60 bin sağlık ordumuz hayatlarını tehlikeye atarak bu büyük belayı def etmek için uğraşa dursunlar virüsün çaba harcamasına hiç gerek yok içimizdeki virüsler bildiklerini okuyorlar. Her şey gayet güzel giderken huzur ortamını bozmak kimsenin haddi de değil hakkı da değil. Yapılan çalışmalar çok olumlu bu koronavirüs belası yakında kökten kazınacak inşallah. Yeter ki kurallara uyalım ve devlete tam olarak güvenelim. Ortaya çıkan görüntüler bizim insanımıza yakışmadı. Hala Cuma akşamı yaşadığımız şoku atlatmaya çalışıyoruz.

Koronavirüsle mücadele henüz bitmedi. Bundan sonraki dönemde alınacak kararlarda daha sağduyulu, daha akli selim hareket ederek yaşadıklarımız bize ders olur aynı hataya düşmeyiz inşallah.

Yazımın sonunda bir Temel fıkrası anlatacağım.

Temel misafirliğe gitmiş.

Gece vakti tam evine dönecekken sağanak başlamış.

Ev sahipleri,

- Bu yağmurda sokağa çıkılmaz, geceyi burada geçir diye ısrar etmişler.

Temel de, “Tamam, peki!” demiş.

Biraz sonra bakmışlar ki Temel ortada yok!

İçeriyi dışarıyı arıyorlar, yok!

Az sonra kapı çalınmış, gidip açmışlar.

Bakmışlar ki gelen Temel, sırılsıklam.

- Nereye gittin? Demişler.

- İki dakika eve gidip pijamamı aldım geldim. Demiş.

İşte bizim “Bu virüste sokağa çıkılmaz” hikâyesi de böyle bir hikâye!

Herkes “Sokağa çıkmamak için sokakta”…

Biz evde kaldık. Olsun böyle evde kalmaya razıyız. Koronavirüsü yenelim gerisi kolay.

Umarım koronavirüsle inatlaşmaya devam etmeyiz. Lütfen! Evde kalın, sağlıcakla kalın.

Benim söyleyeceklerim bu kadar.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.