BU DA GEÇER YA HU!

Koronavirüs ile yatıp kalktığımız şu günlerde, herkes birbirine aynı soruyu soruyor;

"Bu işin sonu nereye varacak?" diye. Karamsarlığa kapılıp ümidimizi yitirmeyelim.

Bu millet tarihi boyunca ne büyük badireler, ne sıkıntılar atlattı. Allahü Teâlâ’ın izniyle bunu da atlatacağız inşallah. Yeter ki kurallara uyalım, tedbiri elden bırakmayalım, dua edelim, sabredelim, Allahü Teâlâ'ya tevekkül edelim.

Gerek dünyada, gerekse ülkemizde son günlerde, olağanüstü ve sıkıntılı günler yaşıyoruz. Koronavirüs (Kovid-19) Dünyayı ve Türkiye’yi eve hapsetti ama yine de sloganımız “Evde kal Türkiye, Evde kal Elbistan" olacak.

Hayat inişli çıkışlıdır. Gelecekte ne olur, ne yaşanır onu Allahü Teâlâ’dan başka hiçbirimiz bilemeyiz. Unutmamamız gereken bir gerçek var ki; Hepimiz bir imtihan dünyasında yaşıyoruz. Allahü Teâlâ bizleri varlıkla, yoklukla, sağlıkla, hastalıkla imtihan eder. Bizler de Allahü Teâlâ’dan gelen nimetlere şükretmeliyiz, musibetlere sabretmeliyiz, ders almalıyız. Belki korkacak, üzülecek, acı duyacağız ama asla karamsarlığa ve ümitsizliğe kapılmadan en çaresiz, en umutsuz olduğumuz zamanlarda bile her şeyi bilen Allahü Teâlâ’ya sığınıp, O’na güveneceğiz.

Her zaman içinde bulunduğumuz durumun gelip geçici olduğunu asla unutmayacağız. Her şey geçiyor. “Bu da geçer ya hu” deyip, beterin beteri olduğunu düşünerek tedbir ve tevekkülü elden bırakmadan Allahü Teâlâ’ya sığınacağız.

Koronavirüsle mücadelede milletimizin sağlığı için devletin tüm imkânlarını seferber eden başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm devlet yetkililerine, Sağlık Bakanımız  Sayın Fahrettin Koca'nın şahsında gece, gündüz demeden sabır ve fedakârlıkla çalışan doktorundan, hemşiresine, yöneticisinden, veri giriş elamanına, teknisyeninden, temizlik görevlisine kadar tüm sağlık çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum ve siz değerli okuyucularıma Anadolu topraklarında asırlardan beri kullanılan, duayı andıran “Bu da geçer ya hu” hikâyesini anlatmak istiyorum.

Ümit ederim bu hikâye en umutsuz zamanlarımızda bile, bize moral verir,

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler. Köylüler o bölgede yaşayan iki zengin kişiden bahsederler. Bunlardan biri Haddad adında bir çiftlik sahibidir. Başka bir çiftlik sahibi olan Şakir ise hem çok zengin, hem de yardımsever birisidir. Köylüler Derviş’e Şakir’in çiftliğini tarif ederler. Derviş Şakir’in çiftliğine vardığında çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır… Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükret.” der. Şakir ise: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin ta kendisi değildir’’ der. Ardından ‘‘ Bu da Geçer Ya Hu ’’ diye cevap verir. Derviş Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Ama bir anlam veremez.

Bir kaç yıl sonra Derviş yine aynı köyden geçer. Şakir’i hatırlar ve uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylüler ile sohbet ederken Şakir’i sorar. Köylüler, Şakir’in artık çok fakir olduğunu, şimdi Haddad’ın yanında çalıştığını söylerler. Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak kalmıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkarıdır. Şakir bu kez Derviş’i küçücük evinde misafir eder ve kendilerine bile zar zor yeten yemeğini onunla paylaşır… Derviş vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: Unutma, ‘‘BU DA GEÇER’’. Derviş bu sözü duyduğunda yine çok şaşırır. Şakir’in bütün malı mülkü yok olmuş ve acınılacak haldedir. Bu nasıl geçebilir?

Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde köylülerden olup biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı içinde malını en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine bölgenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu ziyaret eder. Onu tekrar zengin ve iyi durumda gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır ‘‘ Bu da Geçer Ya Hu ’’

Birkaç yıl sonra Derviş yine o köyden geçerken Şakir’i arar ama artık hayatta olmadığını öğrenir. Ona köyün en güzel tepesini işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: ‘‘BU DA GEÇER’’. Derviş, “ölümün nesi geçecek?” diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır…

O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın… Hiç kimse Sultanı tatmin edecek böyle bir yüzük yapamaz. Sultanın adamları da bilge Derviş’i bulup yardım isterler. Derviş, Sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük Sultan’a sunulur. Sultan önce çok şaşırır ve sinirlenir; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: “BU DA GEÇER YA HU” yazmaktadır.

Coronavirüs bulaşması sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, hastanelerde tedavileri sürenlere acil şifalar diliyorum. Allahü Teâlâ, ülkemizi ve dünyamızı bu salgından en kısa zamanda kurtarsın. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.