TEKNİK GÖRÜŞ SİSTEM NEREYE

İçinde tüm ülke olarak bulunduğumuz, her bir ferdimiz ile 24 saat canlı yaşayan sosyo-ekonomik sistemimiz veya tüm dünya insanlarının geliri olanında aküple olduğu yapı. Daha farklı bir dille 1990 doğu bloğunun sahibi Rusya’nın dahi bilerek veya bilmeyerek eritip kenara attığı komünist sisteminin baş düşmanı, rakibi siz ne derseniz işte; Kapitalizm. Biz buna daha yumuşak halkın daha rahat içine sinebilecek bir isim verdik, kesin duymuşsunuzdur: Serbest Piyasa Ekonomisi. Bir ekonomist gibi bunu anlatacak değilim, ancak tüm teknik çalışmaları-olanakları ekonomi etkilediği için ve de işte insanlığın başına bela olan Covid19 bu ekonomik sistemin tüm kalelerini sarsmayı bırakın silip geçtiği için nereye sorusuna tarih tekerrür mü edecek önermesinden yola çıkarak cevaplar arayacağız.

Önce bu trend ismi pandemi olan aslında bizim salgın dediğimiz bu durumu biraz araştırma fırsatı buldum. Çok kısa bir araştırmada bile dünya üzerinde her dönemde salgınların var olduğu görülüyor. Bölgesel, kıtasal veya küresel boyutta salgınlar hep var olmuş ve olacaklar. Bir insan hayatı süresi boyunca dünya üzerinde bölgesel çapta ortalama 60 salgın vakası kayıtlara geçiyor. Yüksek ölüm oranına sahip salgınlar ise iki- dört nesilde (ortalama 100 yıl) bir yaşanıyor ve bir şekilde atlatılıyor. Burada dikkat edeceğimiz nokta bu küresel çapta olan salgınların insanların mental sistemine de etki ediyor olması. Örneğin Avrupa’yı orta çağda kasıp kavuran kara veba hastalığının yine Çin’de başlayıp geldiğini biliyor musunuz? Avrupa’da çok büyük ölümlere yol açan (kıta nüfusunun neredeyse üçte biri) bu bakteriyel hastalık, Avrupa’nın düşüncel yapısı değiştirmiş ve papalık makamının etkisini azaltmıştır. Halk aydınlanma hareketlerine hastalığa yeni çözümler bulduğu için önem vermiş ve Avrupalı bilime ve araştırmaya yönelmiştir. Tabi bu icatların ve keşiflerin gerçekleşmesi için ilk basamağı teşkil etmiştir. Sonrası kolonileşme Afrika-Amerika-Avustralya-Hindi çini- Yeni Zelanda ve Pasifik adaları bugünkü isimleri “sözde” gelişmiş olarak adlandırılan devletler tarafından parsellenmesi… Bir hastalığın mantaliteye yaptığına bakın.

Bu veba pandemisi teknikte ne yapıyor derseniz özellikle inşaat alanında Avrupa başkentlerini alt yapı olarak değiştiriyor, veba salgını öncesi doğru düzgün temiz su ve kanalizasyon hattı olmayan pislik içindeki şehirlerde hastalığın hijyen ortamında barınamadığı görülünce mühendislik çalışmaları hız kazanıyor. Kanalizasyon sistemleri, temiz su biriktirme ve tevzi sistemler inşa ediyorlar, hamamlar modernleşiyor, kaldırımlar, taş yollar yapılıyor bir manada çağ değişime uğruyor. Salgınla ufku açılan beyaz adam, parsellediği sömürge toplumlarına zulüm götürürken kendi bünyesinde kendisine zarar vermeyen hastalıkları da buralarda yaşayan yerel halka bulaştırıyor, Afrika ve Amerikan yerlileri çiçek, sarılık gibi, beyaz adamın kurtulduğu ancak kendilerinin bağışıklığı olmadığı hastalıklardan ölüyorlar.

Konuyu ekonomiye tekrar çevirirsek özellikle Afrika kıtası, Hindistan ve Amerika’daki kolonilerinden elde ettikleri devasa gelirleri Avrupa’ya taşıyarak çok büyük maddi güce erişiyor bu papalık zincirinden kurtulan Avrupa milletleri. Küçük bir örnek yüz ölçümü Konya ilimizden küçük olan Belçika, Türkiye’nin üç katı olan Kongo’yu uzun yıllar elinde tutmuştur. Düşünün eline geçen altın cinsinden zenginliği…

Bir salgın hastalığın veba örneği ile zarar ve faydasını örneklendirdikten sonra insanoğlu salgın hastalıklara karşı neler yapmış birazda buna değinip salgın bitişi sonrası ekonomiler ve teknolojiler nereye eviriliyor olacak ona bakalım.

Salgın hastalık verilerini incelerken dikkatimi çeken bir diğer farklılık ise insanoğlu 1980 yıllardan sonra sebebi bakteriler (kızamık, suçiçeği, kolera, veba vb.) olan salgınları neredeyse tümüyle yenmiş. Dünyanın çok fakir olan kesimlerinde bakteri kaynaklı salgınlar dönem dönem devam etse de gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler bu hastalıklardan düzenli aşılama ile tamamen kurtulmuşlar. Mücadele edilen salgınlarda artık farklı bir evreye geçilmiş, artık rakiplerimiz daha basit yapılı ancak daha ölümcül etkileri olan DNA ve RNA bazlı virüsler (ebola, hıv(AIDS), mers, sars, covid19). Kompleks yapılı tek hücreli canlılara karşı zafer kazanan insanoğlu bu basit yapılı yarı canlılara karşı şu an için zorlanıyor. Bu durum da teknoloji karşısında bir gün yenilecek fakat karşımıza mutlaka yeni düşmanlar çıkacaktır.

Salgın bitişi sonrası yıkılan mikro ve küresel çaplı ekonomiler ne olacak? Sene 1929 yılı Amerika’sına gidelim. Büyük ekonomik buhran. Üç diploması olan en az iki dil bilen beyaz yakalının bile aylarca iş aradığı bir ortam. Küresel resesyon bizi bekliyor. Örneğin yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nde borçlarını tarım ürünleri ile ödeyen devletimizde bu dönemde tarıma dayalı ekonomimizde ister istemez devalüasyon olmuş; buğday ihracatında buğday fiyatları üçte birine düşmüş, alım gücü zayıflamıştı. Makinalı tarıma yeni başlamış olmasına rağmen makinalı tarım maliyetli olduğu için tekrar Elbistan tabiri ile çüt demirini atlara çektirip kalkınmamıza devam etmiştik. Böyle bir dönem covid 19 içinde küresel olarak geçerli olacak. Arz-talep dengesi düşeceği için her şey dolar bazında ucuzlayacak ancak TL-Dolar dengesi de değişeceği için ucuzlamayı hissetme ihtimalimiz çok düşük olacaktır.

İmalat sektörü büyük darbe aldı, insan gücü üzerine kurulu olması üretimleri zayıflattı. Küresel firmalar bunu kabul etmeyecek ve karanlık fabrikalar dediğimiz, insansız üretim teknolojileri salgın sonrası çok aranır olacak, şimdiden kullandığımız uzaktan iletişim, sistem üstünden tamir, makina (nesnelerin) iletişimi (Iot) alt yapısı, yapay zeka teknolojileri geliştirilecek ve gerçek manada olmasını istemediğim ancak çalışma hayatı dışında kalan bir insan kitlesi oluşacaktır. Devletler vatandaşlık maaşına geçebilirler (salgında yapılan ödemeler gibi) nedeni hiçbir yerde istihdamını yapamayacakları vatandaşlarına bakmak mecburiyetinden. Dünya üzerinde birkaç yerde 3-5 yıl önce denenmeye başlandı. 20 yıllık bir deney sonuçları nasıl olacak bekliyorum. Bir grup insana sadece yaşamlarını idare edebilecekleri bir para veriliyor ve hiçbir işte çalışmıyorlar…

Son olarak Avrupa’da sağlık sistemi çöktü. Solunum cihazlarına bağlanacak hastayı doktorlar seçmek zorunda kalıyor. Neden diye sorduğumuzda, cevabı: özelleştirmeler… Bir kurtarıcı gibi görülen serbest piyasa ekonomisinin (kapitalizmin) sonuçlarını yaşıyor Amerika ve Avrupa devletleri. Bazı stratejik alanlarda özel sektörün cirit atması serbest piyasa ekonomisinin “gizli el” kuralı ile değil devlet eli kuralı ile yapılmak zorundadır. Bizim ayakta durmamız işte bu sağlık sektörümüzü henüz tam anlamı ile özelleştirmememizin bir meyvesidir. Bu eğitim alanı içinde geçerlidir. Covid19 bir şeyi daha göstermiştir, birbirine bağlı küresel ekonomik yapıların domino taşı gibi döküleceğini. Bu noktada güçlü, kendine baz seviyede dahi olsa yeten milli ekonomilerin mutlaka her sektörde korunması gerektiğini… İyi okumalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.