Ölümcül Duyarsızlıklarımız

Elazığ depreminde kırk civarında vatandaşımız hayatını kaybetmişti ve ülke olarak herkes deprem nedeniyle seferber olmuştu. Harçlığını gönderen çocuklardan, maaşını bağışlayan yaşlılarımıza kadar, Türkiye’nin her yerinden yardıma koşanlardan, evini kaybedenleri ağırlamak isteyenlere kadar ve daha birçok şekilde insanımızın yardımına koşanları gördük.

Kendi ülkemizin tüm insanları olarak kendi ülkemizin tüm insanlarıyla gurur duymuştuk. Dayanışma, yardımlaşma, duyarlılık, birlik ve beraberlik ile üstesinden gelinmeye çalışılmıştı.

Şimdi tüm dünyayı etkileyen virüs musibeti ülkemizi etkisi altına alırken devlet ölümler çok olmasın diye bugüne kadar hiç görülmemiş önlemler alırken,

Daha salgının tırmanış evresinde iken can kaybımız Elazığ depremini geçmiş durumda ve tabiri caizse enkaz altında kalmış insanlar gibi salgındaki vaka sayımız on binlere doğru giderken,

Salgın hastalık sürecinin ekonomik, sosyal, yerel, genel, sektörel vb. her alanda maddi ve manevi etkilerini azaltmaya ve yok etmeye yönelik birçok yeni tedbirler hayata geçirilirken,

Neredeyse seferberlik halinde mücadele edilirken,

Tüm kurumlar olağanüstü hal vaziyetine geçmiş durumda iken,

Yetkililer çıkıp neredeyse yalvarırcasına evden çıkmayın, evlerinizde kalın derken,

Sorumsuzca hareket ederek, taşıyıcılık yaparak birçok insana virüsü bulaştırma tehlikemiz varken,

En yüksek risk gurubunda bulunan toplumumuzun manevi sigortası olan yaşlılarımızın ölümüne sebep olma tehlikemiz varken,

Tüm hayati risklerin içerisinde tüm sağlık camiasının canla başla salgın hastalık mücadelesini baltalama, boşa çıkarma, kontrol edilemez hale getirme tehlikemiz varken,

Sağlık sisteminin fiziki olarak yetersizliğe düşmesine neden olma tehlikemiz varken,

Sağlık sektörünün personel, tıbbi malzeme, ilaç gibi asli unsurlarının gereksiz lakaytlıklarımız yüzünden döngüsünü sağlayamaz hale gelmesine neden olma tehlikemiz varken,

Kendimiz hastalığa yakalanmadığımız halde serbest dolaşarak virüsü dolaştığımız her yere yayma tehlikemiz varken,

Ülke olarak bugüne kadar hiç yaşamadığımız tedbirleri hayata geçirecek kadar ciddi bir durumla karşı karşıya iken,

Belki başta esnaf olmak üzere üretim, istihdam, mali sektörler, piyasa ve ülke ekonomisine ulusal ve küresel etkileri nedeniyle ülkenin çok daha kötü duruma düşmesine neden olmasın diye belki de başka etkileri nedeniyle devlet sokağa çıkma yasağı ilan etmemek için elinden geleni yapıp, vatandaşlara evinizden ve hatta odanızdan çıkmayın diye “yalvarsa da”,

Asgari düzeyde hayatı devam ettirecek kadar yeterli düzeye indirgenerek tüm kurumların hizmetleri durdurulmuş iken,

Devletin tüm kurumlarının evinde kalan yaşlı, düşkün ve ihtiyaç sahiplerinin tüm ihtiyaçlarını karşılamasına ayak bağı olma durumumuz varken,

Yurt dışından on binlerce öğrencimizi, vatandaşımızı ülkemize getirmek zorunda kaldığımız bu derece yüksek riskli bir mücadeleyi sabote etme ihtimalimiz varken,

Neredeyse tüm ülkelerin birer kapalı kutu haline geldiği bu tehlikeli salgın mücadelesinin ülkemizin aleyhine en ağır şekilde sonuçlanmasına sebep olma tehlikemiz varken,

Çok basit bir kapı kolu dokunuşu, çok önemsiz ve gereksiz buluşmalar nedeniyle virüs taşıyıcısı olarak en başta kendi aile ve yakınlarımız olmak üzere etkileşim içerisine girdiğimiz herkese virüsü bulaştırma ve onlardan da daha başka insanlara yaymak suretiyle önü alınmaz noktalara salgını ilerletme tehlikemiz varken,

Duyarsızca hareket ederek hala hiç bir risk ve tehlike yokmuş gibi davranmaya ve yaşamaya devam ediyoruz.

Umursamaz ve vurdumduymaz bir anlayışla aylak aylak çarşı pazar gezmeye, gereksiz yere akşama kadar ortalıktan evlere çekilmemeye devam ediyoruz.

Ateş sanki komşunun evinde yanıyor da bize sıçramayacakmış gibi rahatlıkla kendi insanımızın, kendi vatandaşlarımızın öldüğünün farkına varmamış gibi bir sorumsuzlukla sokaklardan evlere çekilmemeye devam ediyoruz.

Topluluklar, gruplar halinde dolaşmaya, bir araya gelmeye, sosyal hayatı devam ettirerek virüs salgınını kontrolden çıkarmak suretiyle daha yüzlerce ve belki binlerce insanın ölümüne sebep olma sorumsuzluğumuzu görmezden gelmenin arsızlığında yolumuza devam ediyoruz.

Devletin ve çoğu sorumlu vatandaşların ve özellikle sağlık camiasının bu mücadelede tükettiği enerjinin, harcanan paraların, korkusuzca ve fedakârca verilen emeklerin tamamının boşa gitmesi, zayi olması ve hiç bir işe yaramamasının sebebi olma düşüncesinin yayına yaklaşmadan kendi insanımıza, kendi sağlık çalışanlarımıza, kendi devletimize ve kendi ülkemize hainlik edercesine, art niyet taşırcasına, dayanışma ve duyarlılık ile sorumluluk göstermeden sabahtan akşama kadar normal yaşantımızdan geçici olarak vazgeçmiyoruz.

Lütfen yeter artık, lütfen sorumlu ve duyarlı olalım artık. Tedbirlere uyalım, sorumlu davranalım, bir müddet normal yaşamdan evlerimize ve odalarımıza çekilelim, uyarıları dikkate alalım, istenenleri yapalım ve birçok insanımızın daha ölmesine sebep olmayalım.

Bu salgın mücadelesinde kimse; çocuklarımızdan ve yaşlılarımızdan harçlıklarını ve maaşlarını bağışlamasını beklemiyor, herkesin salgın mücadelesinde yardıma koşmasını ve çalışmasını da beklemiyor.

Herkes işini yapıyor ve tek beklenen sorumlu, duyarlı, itinalı, itidalli, bilinçli, hassas davranarak salgının durdurulması için herkesin evde kalması, kendini izole etmesi, yayılmayı önlemeye yardımcı olması ve hatta yayılmaya sebep olmaması.

Allah akıllarını kullanarak bu virüs musibetinin üstesinden gelen topluluk olmamıza yardım etsin. Ülkemize ve milletimize hastalıklardan, salgınlardan, musibetlerden kurtulma iradesinde yol göstersin. Sağlıklı ve duyarlılıklarla günler geçirmemiz dileğiyle, Lütfen yeter artık!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mikail Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.