TEDBİR, TEVEKKÜL, TAKDİR…

Cenâb-ı Hakk mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerim'de mealen şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler, tedbirinizi alın.” (Nisa 71)

“İmanınız varsa Allah’a tevekkül edin.” (Maide 23)

“Hiç şüphesiz, Allah tevekkül edenleri sever.” (Al-i İmran 159)

Bizlerde tedbir alacağız, tevekkül edeceğiz, takdiri Cenab-ı Allah'a bırakacağız.

Tevekkül'ün dini terim olarak anlamı; bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü tedbiri alarak, elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sığınmak sonucu Allah'tan beklemek anlamına gelmektedir.

Tevekkül, kalbin yapacağı bir iştir ve imandan meydana gelir. Biz kullara düşen gücümüz nispetince yapmamız gerekenleri yaptıktan sonra sonucu Allah'a havale etmektir. Bizlere düşen ise hastalığa yakalanmamak için tedbiri elden bırakmamak, gerekli önlemleri almak, devlet büyüklerimizin verdiği talimatlara titizlikle uymak, zorunlu olmadıkça evlerimizden dışarı çıkmamak. Bu cümlelerden olmak üzere, dünya ve ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. İnsanlık olarak büyük bir sınav veriyoruz. Koronavirüsün ülkemizde ve şehrimiz Elbistan’da yayılmaması için yoğun bir gayret içerisinde olmalıyız. Temizlik ve dezenfeksiyon çalışmalarını tüm alanlarda kesintisiz uygulamalıyız, tedbiri elden bırakmamalıyız. Sosyal mesafeyi koruyarak kalabalık ortamlara girmekten kaçınmalıyız. Ondan sonra takdiri Cenab-ı Allah'a bırakmalıyız.

Ne yazık ki bazı cahil kişilerden; “Bize bir şey olmaz, Allah bizi korur” gibi takdirin arkasına sığınarak tedbiri elden bırakan sözler duyuyoruz. Hâlbuki“Allahü Teâlâ, kimseye muhtaç olmamak için çalışmayı, hasta olmamak için tedbir almayı, hasta olunca ilaç kullanmayı, görebilmek için ışığı sebep kılmıştır.”  

Koronavirüsün etkisini azaltabilmek için her zamankinden daha çok dikkatli olmalıyız. Önemli olan ilk adımın atılmasıdır. Bu irade gösterildiğinde, tedbir alındığında sonrası kendiliğinden gelir. Bundan dolayıdır ki atalarımızın “Başlamak bitirmenin yarısıdır” sözü çok manidardır. Koronavirüs’den daha tehlikeli olan ise ümitsizliğe düşmek ve korkuya kendimizi teslim ederek irademizi devre dışı bırakmaktır.

Peygamber Efendimizin (s.a.v) şu hadis-i şerifi günümüze ışık tutmaktadır.

"Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa da oradan çıkmayınız." Bu hadis-i şerif tedbirin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Tevekkül etmek, tembellik ve miskinlik olmadığı gibi, çalışma ve ilerlemeye de kesinlikle engel değildir. İnsana düşen, üzerine düşeni yapmaktır. Bundan sonrası Cenab-ı Allah’a aittir. Üzerimize düşen görevi yapmadan "Ne yapalım takdir-i İlâhî böyleymiş" yaklaşımı doğru değildir. Velhasıl-ı kelam, nedeni ne olursa olsun, tedbirsizlik nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuz durumlara karşı alınabilecek her türlü tedbiri almak, dini ve insani bir görevdir. Mikrobun ve virüsün ilacı temizliktir.

Dinimiz de temiz olmayı emreder, Sevgili Peygamberimiz, “Temizlik imandandır” buyurmuşlardır.  

Lütfen kişisel temizliğimize dikkat edelim, çevremizdeki insanları temiz olmaları konusunda uyaralım, dikkat çekelim ve tedbir ile ilgili bir hikâye anlatalım.

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı.

Yerleştikten sonra ilk işi burada kendine yardım edecek bir yardımcı aramak oldu.

Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor;

"Burası fırtınalıdır beyim, siz de vazgeçseniz iyi olur" diyorlardı…

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Çiftlik sahibi, adamın hâline bakıp; "çiftlik işlerinden anlar mısın?" diye sormadan edemedi.

"Sayılır" dedi adam. Ama "Fırtına çıktığında uyuyabilirim" Çiftlik sahibi bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çaresiz adamı işe aldı...

Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtına çıkıncaya kadar... Çiftlik sahibi, gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, âdeta bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, doğruca kâhyanın odasına koştu; “Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım."

Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı:

"Boş verin efendim, gidin yatın" dedi.

"İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya" dedi.

Çiftçi adamın bu kadar rahatlığına çıldırmıştı.

Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı ancak şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.

Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu.

Aaa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı.

Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti.

Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir hâlde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu.

Gülümsedi ve gözlerini kapatırken yeni kâhyanın o sözünü mırıldandı: 'Fırtına çıktığında uyuyabilirim' Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), manen (dua), maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca. İşte fırtına çıktığında rahat uyumak için, fırtınadan önce tüm önlemleri almak gereklidir. Tedbirini aldıktan sonra, Allahü Teâlâ’nın takdirine bağlanan, tevekkül sahibidir. Her işi tevekkül ile yapmak dileğiyle, Rabbim bizleri en kısa zamanda bu salgın illetinden kurtarsın. Âmin…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.