KİM KİMİ SEVİYOR?

Aslında çok manidar bir soru! Sevmek.

Bu sorunun cevabını hiç düşündünüz mü?

Sezai Karakoç’un söylediği gibi;

 “Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna...

Ve papatyaları seviyor-sevmiyor uğruna...

Derken ömrü tükettik, bir hiç uğruna...“

Sevmek, sevilmek kadar güzel bir duygu var mı bu dünyada?

Sevmek, adam işidir. Sevmek, yürek işidir. Sevmek, emek işidir.

Sevmek, herkesin kendine göre yonttuğu bir kalas parçası değildir.

Sevmek, çıkarların ve beklentilerin son bulduğu yerdir. Her seviyorum diyen sevemez.

Sevmek, yürek ister, emek ister, çaba ister, hoş görü ve fedakârlık ister...

Sevmek, iyilik yapmak gibidir bir bakıma... Sevdik mi de karşılığını bekleriz...

Birini sevdik diye onun da bizi sevmesini bekleriz... Beklentimiz yüksek olur!

Beklentilerimiz gerçekleşmeyince, kıvırmayacağız, kıvranmayacağız, takla atmayacağız. Sevgiyi taşıyacak sağlam bir yüreğimiz yoksa ya sevmeyeceğiz ya da seviyorum demeyeceğiz. Neden sevmiyoruz, sevemiyoruz?

Çünkü kendimizden başka sevecek bir şeyimiz kalmadığına inandırmışız kendimizi!

Sevmek deyince insanlar sevilmekten hoşlandıkları halde çoğu zaman birbirlerini sevmezler. O zaman ne yapıyoruz? Hiç kimseyi sevmiyoruz.

Hâlbuki insanları dil, din, ırk ayrımı yapmadan yaratandan ötürü sevmeliyiz.

Hayatta sevmekten daha önemli ne olabilir ki? Kim kimi istiyorsa sevebilir.

Bir bakalım kim kimi seviyor. Merak ettiyseniz aşağıdaki şiiri okumanızı öneririm.

Güzel nazı, ördek kazı, kış yazı sever.

Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever.

Saç böreği, aç çöreği, turist yöreyi sever.

Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever.

Kuş darıyı, çiçek arıyı, kırmızı beyazı sever.

Garip sılayı, yiğit halayı, bakır kalayı sever.

Geveze lafı, bakkal rafı, açıkgöz safı sever.

Güvey gelini, cömert elini, zayıf belini sever.

Bekçi feneri, bel kemeri, eşek semeri sever.

Mektup pulu, kervan yolu, Allah kulu sever.

Sporcu kupayı, şişe tıpayı, eşek sıpayı sever.

Anne bebeği, bulgur dibeği, fırın çöreği sever.

Davul zurnayı, göl turnayı, avcı vurmayı sever.

Kirli hamamı, baca dumanı, inek samanı sever.

Futbolcu topu, gençler popu, hırsız copu sever.

Kasap danayı, öksüz anayı, yırtık yamayı sever.

Kan damarı, züğürt kumarı, azgın şamarı sever.

Gelin güveyi, tosun düveyi, başkan üyeyi sever.

Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı sever.

Yemek tuzu, maymun muzu, kurt kuzuyu sever.

Asil soyunu, çoban koyunu, çocuk oyunu sever.

Memur masayı, para kasayı, hâkim yasayı sever.

İnsan kabağı, yemek tabağı, miskin yatağı sever.

Kilim keçeyi, sözlük heceyi, baykuş geceyi sever.

Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu sever.

Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru sever.

Ana çocuğu, üşüyen gocuğu, yumurta sucuğu sever.

Dünür dünürü, ateş kömürü, muhtar mühürü sever.

Sultan fermanı, hasta dermanı, çiftçi harmanı sever.

Harman döveni, kuzu çimeni, pastırma çemeni sever.

Davul zurnayı, bilezik burmayı, oruçlu hurmayı sever.

Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı sever.

İlik düğmeyi, borçlu vadeyi, obur yemeği sever.

Akrep sokmayı, kelebek uçmayı, hırsız çalmayı sever.

Kalem yazmayı, kürek kazmayı, soysuz azmayı sever,

Su akmayı, gül kokmayı, yürek yakmayı sever

Kömür ateşi, duman bacayı, kız kocayı sever.

Ya sen kimi seversin?

Sevildiğimiz kadar değil.

Sevebildiğimiz kadar değerliyiz!

Sevmek... Sevmek zor iş!

Çok mu ağır geldi sevmek?

O zaman seviyorum demeyeceksin...

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yılmaz - Mesaj Gönder 143 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.