Akılsızlığın Tıklama Kültürü

Sevgili okuyucular, Elbistanın Sesi gazetesinin değerli takipçileri bu sefer sapları ve samanları saçmalayacağımız ve o saçmaları tandırda yakacağımız bir yazı kaleme alıyorum. Saçmalıyorum çünkü kafalardaki saplar saman halde duruyor, iri yapılı öğütülmemiş, parçalanmamış ve hatta hayvanlar bile yememiş bir halde bulunuyor. Beyin olması gereken veya varsa bile işlemesi gereken, fonksiyonel ve geliştirilebilir bir yapıya sahip olan insan beyinlerinin bulunduğu kafatası dediğimiz bölümde eğer canlı hücrelerden oluşmuş bu organ yoksa boş kalmaması için doldurulmuş olabileceği ihtimaliyle en ucuz ve kolay yöntemle sap ve samanla doldurulmuş olacağını varsayarak sapları ve samanları saçmalama ve ilerisinde ocakta, tandırda yakma işi de bize düşüyor.

Okuma yetisi olmayan insan neredeyse bulunmamaktadır. Okuma yetisine sahip olmak okumuş olduğunu anlama yetisine sahip olduğunu teyit etmeyeceği gibi okumak ve okuduğunu anlamak yetisine sahip olsa dahi okuyup anladığını yorumlamak ve sentez yapmak gereksinimlerini ortadan kaldırmaz.

Çuvaldızları batırarak dürtüklediğimiz ve az geliyor olmalı ki eskilerden kullanılan bir el aleti olarak “biz” gibi battığımız çift karınlıların iki karnına da yetecek kadar “biz”lerin bulunduğu ve beyinlerini işkembelerinde barındıran ve işkembeyi doldurduklarıyla besledikleri boş küme, elemanlı küme, etkisiz elemanlı küme, kesim, kısım, bölüm, kesir ve en karizmatik olanı basit-bayağı-adi kesirlerin ve kısımların işkembelerini, tek, çift veya çok karınlarını, kafatası içerisine doldurulmuş sapları ve samanları rahatsız etmiş olmalı ki bu “biz”ler yok sayılsa, dikkate alınmasa dahi sapların arasından çıkan türünün son örnekleri pireler gibi kaşınmakta, kaşındırmakta ve -“biz”lerin batması yetmiyor sizleri de istiyoruz.- dercesine istek, arzu ve tezahüratlarını duyuyoruz.

Sizler de “biz”ler gibi batsanız dahi ve hatta hep birlikte tek bir “biz” olarak batsak dahi karakteri işkembesinden şekillenip beslenen şarlatanlara, aldatanlara, yalancılara, dalkavuklara, riyakârlara, sahtekârlara ve bu minvalde azimle yol alan sürüngenlere verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilemiyoruz.

Okuyan bir insanın önüne iki yol çıkar;

Bunlardan birincisi okuduğuna katıldığını veya katılmadığını belirtir. İkincisi ise belirtmez ve okur geçer.

Katıldığını veya katılmadığını belirtirken de bunu ister kendi gerçek kişiliği ve ismiyle yapar, isterse bazılarının yaptığı gibi farklı bir isim veya takma ad kullanarak yapar hiç önemli değil.

Yaklaşık iki yıldır basılı interaktif yayın yapan Elbistanın Sesi ve Elbistan Kaynarca gazetelerinde köşe yazarlığı yapıyorum. Bu süre boyunca yazılarımın tamamına yapılan yorumları okuyor ve takip ediyorum. Özellikle konuyu yazıdan öteye götürmemek adına hiç birisine cevap yazmıyorum ancak eleştiren, katılan veya katılmayan ayrımı yapmadan yorum yapan tüm okuyuculara teşekkür ediyorum. Asgari insaniyet ve saygı çerçevesinde her düşünce, her yorum, her eleştiri, her fikir çok kıymetli ve hepsine saygı duyuyorum.

İnsanlığından çıkarak, başka bir canlı mahlûkat taklitçiliğine soyunarak yapılan ve yayınlanmayan yorumları, bana ulaşmadığından okuyamadığım için maalesef bu yorumları yapanların amaçları gerçeklememiş oluyor ki; bu hakaret ve saygısızlıklarını sap dolu kafataslarının sahipliğinde işkembelerinden boşalttıkları cümlelerle yaparken hissetmeyi düşündükleri sırıtık iç huzurlarından mahrum bıraktığımız için kusura baksınlar.

Bunların dışında eşine az rastlanır bir beyin çalıştırma örneği sergileyenlerin bir davranış şeklini görüyorum ki her halde böyle bir durumun izahı ancak yaşamını mankurt bir kumanda ile yapan veya yazılım yüklenerek programlanmış tek bir devreden oluşan bir yaşam şeklini gösteren bir durumdur.

Yazılarıma katılsın veya katılmasın okuyan tüm herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Olumlu yorum yaparak destekleyen veya eleştirilerini dile getiren kendi baktığı açıdan eksikleri veya hataları dile getiren kıymetli okuyucularımıza çok teşekkür ediyorum ve saygılarımı sunuyorum, saygı duyuyorum.

Yazıları okuyanlar olumlu düşüncelerini veya eleştirilerini yorumlara yazmışlar. Buraya kadar normal.

İlginçlik şurada ki birileri ısrarla her gün yazıları açarak altlarına yorum yazan kıymetli okuyucuların yorumlarının “Beğenmedim!” tuşuna basmakla tatmin olmaktadırlar. Evet, yorum yazmıyor ancak olumsuz yorum yazanların yorumlarını beğeniyor, olumlu yorum yazanların yorumlarını beğenmiyor.

Okuyucu “ağzına sağlık” yazmış. Hiç üşenmeden her gün girerek o yorumu “Beğenmedim!” seçeneğine tıklamak suretiyle onlarca, yüzlerce “Beğenmedim!” sayısını yakalamış.

Çok daha ilginç olan ise yorumları da çok iyi okuyor olmalı ki; yazıyı beğenen okuyucuların yorumlarını beğenmemiş, yazıyı beğenmediğini gösteren okuyucuların yorumlarını beğenmiş. -Hadi yine iyisin bir kereye mahsus muhatap alınmak suretiyle konu içerisinde birkaç cümleyle de olsa yer aldın, ancak işkembeden düşünme ve konuşma ile kafatası içerisinde sap saman barındırma kabullenmişliğiyle.

Ve bir not bırakayım kayıtlara geçsin sapları ve samanları kafataslarında saklayanların parçalanarak saçmalandığını ve tandırda saçma olarak yakıldığını tahayyül ederken; “Bir beyinleri var ve beyinleri çalışıyor ve onların beyinlerinin nasıl çalıştığını biliyorum. O beyinlerin nasıl çalıştığını bilen birinin beyninin nasıl çalıştığını o beyinler hissettiklerinde işkembeleri olmayacak.”

Nörolojik olarak belki de doktora tezine konu olacak bir durum ama bu daha çok sosyolojik olarak Cengiz Aytmatov’un çok güzel bir cümlesi ile özetlediği şekliyle;

“Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır.”

Yine Cengiz Aytmatov’un şu iki ifadesi ile konuyu kapatıyorum ve bitiriyorum;

-“Sen konuşmaya tenezzül etmezsin suskun sanırlar ve umursamaz. Bilmezler ki, bir konuşacak olsan yüzüne bakacak yüzleri kalmaz !”

-“Önemli olan geçmişi sözlü ya da daha önemlisi yazılı olarak, bunu bugün bizim işimize yarayacak şekilde anlatmaktır. Hiçbir yararı olmayacak yanlarını bir kenara bırakarak anlatmak… İşte bu kurala uymayanlar düşmanlık etmiş, suç işlemiş olurlar…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mikail Şahin - Mesaj Gönder 100 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.