UNUTMA!

Bizim dönemin çocukları, ailedeki sorumluluklara katılır, hayatın gerçekleriyle erkenden tanışırdı. Ailenin yükünü birlikte taşırdı. İlkokuldan itibaren sorumluluklar alırdı. Orta öğrenimde bile okul harçlığını çıkarırdı. Karın tokluğuna çalışan nesildi. Ezilmiş ama ezik kalmamış ve hayatın tüm alanlarında (amelelik yapar, dana güder, tarlada çalışır, tamir işleri yapar, sulama yapar, inşaatlarda çalışırdı.)vardı. Höllük üzerinde yatmış, lastik ayakkabı ile sevinmiş, renkli çocukluk günleri olmayan, ekonomik krizlerle boğuşan nesil. İşte bu soyu tükenen, antika nesilden siz gençlere tavsiyeler var. Onları biraz dinleyin, unutmayın.

Huzur ve güven istiyorsanız iradeye saygıyı hayatınızın merkezine alınız. Çünkü insan iradesiyle insandır. Unutma!

Kötüler, üstlerine karşı dalkavuk, astlarına karşı zalimdir. Onlar hataları hep alttakilere ve zayıflara yükler. İnsani olmayan o kötülere dikkat edin.

          Günümüzde iyice hedonist olduk, azla yetinmeyi unuttuk. Sade hayat, az ile yetinmeyi öğrenmeden mutlu olunamayacağını bil! Gerçek mutluluk vitrinle değil, fikrin ve zikrinle olduğunu unutma!

          Elbise uyumuna dikkat ettiğin kadar, kalbin ve dilin uyumlu olması gerektiğini bil.

Her gereksiz eşya, her israf; ülke ve dünya hammadde kaynaklarının biraz daha tükenmesi, temiz suların azalması, havanın kirlenmesi demektir. Dolayısıyla iklimin bozulmasında ve tabiatın kirlenmesinde senin de payın var, unutma!  

           Kişi kendisini en iyi bilendir. Ne kadar kaçarsa kaçsın kendine yakalanır insan, unutma!

           Numara yapsan da hava atsan da boş. Neysen o sun! Kimsen o kadarsın aslında...Kim olduğunu tespit edemediysen zaten yoksun!... Unutma!

          Sevmenin bir diğer adı da incitmemektir. Sevgi talep etmez, sever. Sevdiğiniz size ait değil, size emanettir. Sevmek kolaydır ama zor olanı adalettir, unutma!

          Ne yazık ki bizim dönemde de fason insanlar çıktı ve sorun çıkarmaya devam ediyorlar. Onlar, klişe duyarlılığı gösterince görevini yapmış sanıyor, sonra da her şeyi başkasından bekliyor. Emekçiyim diyor, hiç çalışma ve eser yok. Sabırlıyım diyor, beklemek yok. Adaletliyim diyor, ama ayrıcalık istiyor. Tuhaf değil mi? Bu tuhaf, defolular, kamu da 35- 40 yıldır hizmetim var yalanı ve maskesiyle sömürü ve soyguna devam ediyorlar. 

Onlara diyorum ki; işinizi iyi yapmanız maaşınızın karşılığı değil, karakterinizin yansımasıdır. Bilin isterim.

Hangi dönemin nesli olursa olsun yalana ve kötülere tahammülüm yok. Öyle siyasiler ve bürokratlar gördüm ki, kamu kaynaklarından mallarına mal, güçlerine güç kattılar.  Sonrada çıkıp Hz. Ömer’in adaleti diye parmak sallayarak ders vermeye kalktılar ve kalkıyorlar.  Konforu kendilerine doğal hak görürken, külfeti ve emeği başkalarına zimmetliymiş gibi davrananlara dikkat. Bu kesime güvenilmeyeceğini bil, unutma!

                 

  Günün sözü: Benim acım birisinin gülüşüne sebep olabilir. Ama benim gülüşüm kimsenin acısına sebep olmamalı diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Emin Elagöz - Mesaj Gönder 8 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.