DEPREM İLE YAŞAMAK

Sevgili okurlar; Bölgemizde en son yaşadığımız ve Elbistan olarak ‘ucuz’ atlattığımız, ne zaman tekrar yaşayacağımızı bilemem ancak mutlaka tekrar bu ‘gerçek’ ile karşı karşıya kalacağımız bir felaketi atlattık. Hepimize geçmiş olsun…Beş yıl boyunca yaşadığım her yerini sokak sokak, ilçe ilçe gezmeye görmeye ve tanımaya çalıştığım Elâzığ’ımız içinse durum bizden çok farklı ve çok üzücü olarak neticelendi. Birçok tanıdığımın akrabalarının, arkadaşlarının evleri iş yerleri ya yıkıldı yada ağır hasar aldı… Konuda çok uzman olmasam da statik ve mukavemet bilgisi sahibi olarak ve de hem mühendis hem de fahri bir Elaziz’li olmam nedeni ile bu hafta deprem konusunu siz değerli okurlarıma anlatmaya ve naçizane birkaç örnek ve çözüm önerisi getirerek ufkunuza genişlik katmaya çalışacağım.

Bir jeofizik uzmanı gibi depremin nasıl meydana geldiği hususuna değinemem değinmeyeceğim. Biz daha çok deprem öncesi ve olay meydana geldikten sonrası hakkında yapılanlar veya yapılması gerekli olup ta yapılmayanlar hakkında konuşacağız. Yazımızda örnek oluşturması bakımından en bilindik deprem felaketimiz 99 depremine genel olarak değinelim; Büyüklüğü Richter ölçeğine göre ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından 7.6; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7.8 olarak ölçüldü. 17 Ağustos 1999 Depremi, büyüklüğü açısından Türkiye'de meydana gelen en büyük ikinci yer sarsıntısı olarak kayıtlara geçti, 45 saniye sürdü. Resmi rakamlara göre bu depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı ve en üzücüsü 5 bin 840 kişi kayıtlara ‘kayboldu’ olarak geçti. Sevenlerinin onları anacağı bir mezarları dahi yok maalesef. Bu olay tekrar tekrar gösterdi ki (Cumhuriyet tarihi ve daha önceki kayıtlarda pek çok öldürücü zelzeleler kayıtlara geçmiştir) bu Anadolu coğrafyasında bu doğa olayı, bu afet ile yaşamayı öğrenmek zorundayız. Başaran milletler var çünkü Bknz: Japonya.

İlki 1940- Zelzele Mıntıkalarında Yapılacak İnşaata Ait İtalyan Yapı Talimatnamesi olmak üzere 1944- Zelzele Mıntıkaları Muvakkat Yapı Talimatnamesi, 1949- Türkiye Yersarsıntısı Bölgeleri Yapı Yönetmeliği, 1953- Yersarsıntısı Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve bu tarihi yönetmelikler ardından 1962,1968,1975 ve 1998’e kadar Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (ABYYHY) adıyla yönetmelikler resmî gazetede yayınlanıp uygulanması zorunlu tutulmuştur. Yukarıda bahsettiğimiz 99 depreminden sonra 2007 ve en son 18 Mart 2018 tarihli deprem yönetmeliklerimiz mevcuttur. Genel olarak bu yönetmelikler incelendiğinde inşaat teknolojisi ve deprem mühendisliği geliştikçe zamanına uygun olarak yönetmeliklerinde geliştiği görülmüştür. Devlet yapısı gereği maddi ve manevi en büyük bedelleri ödendiği için, deprem gerçeğinin farkında olunduğu görülüyor zaman aralıkları genişte olsa deprem gerçeği ile mücadeleye yön veriyor ancak iş uygulama kısmına geldiğinde sanırım teknik olarak ilk hata burada başlıyor. Teknik uygulamanın ön plana çıkması için 2001 yılında yapı denetim kanunu çıkartılıyor ve bu noktadan sonra istatistiksel olarak daha sağlam ve modern yapı uygulamaları ortaya çıkıyor.

Deprem mevzuat tarihine kısaca değindikten sonra şahsi yanlışlarımıza değinmek istiyorum. Yine bu işinde teknik kısımdan başlayacak olursak; Müteahhitlik makamı tıpkı film yapımcısı gibi aynı makamı temsil eder, etmelidir. Finansal kaynakta, vitrin insanda ‘O’ dur, proje onun sayesinde tamamlanır, kabul. İşin sahibidir fakat işin teknik kısmına müdahale etme cüretini kendisinde bulmamalıdır. Bu hataya düşmemelidir. Tasarımından başlanıp binanın yapılacağı bölgenin zemin çalışmalarına, imalatına, reklam çalışmalarına ve en son anahtar teslimine kadar  inşaat projesi bir bütündür. Yukarıda mevzuatlara bu nedenle değindim çünkü bu süreçlerin hepsinin kanun ve yönetmeliklerde bir karşılığı vardır. Tasarım eğer deprem şartlarını sağlamıyorsa mutlaka değiştirilmelidir. Belki estetikten ödün verilebilir fakat 100 sene dayanacak eserler ortaya çıkacaktır. İkinci teknik husus denetim yapanı kısıtlamamak gereklidir. Mevzuata uygun denetim yapılması daha sonra binanın depremden sağlam çıkması anlamına gelir, bu bağlamda paranı ben veriyorum denetim değerlerini benim elimdeki malzeme uydur! Emir kipi ayağa değil kalbe kurşun sıkmaktır. Mimar ve mühendislerimiz aldıkları eğitime paralel fikirlerini açıkça dile getirmeli ve projesi fenne uygun halde sonuçlandırmalıdırlar.

Gelelim az da olsa insan psikolojisine ve doğal afetler karşısındaki davranışlarımıza. Deprem gerçeği diyoruz hep var ve her an olacak bir coğrafyadayız. Bir kere kendimizi ve çevremizdekileri, ailemizi bu gerçeğe alıştırmak zorundayız. Deprem esnasında kapalı alanlarda, iş yerlerinde evde hatta açık alanda parkta bile ne yapılmalı mutlaka öğrenmeliyiz öyle 45 saniyede 8.-10. Kattan dışarıya çıkabilecek babayiğit ben görmedim. O 45 saniye 18000 kişinin canını alabiliyor! Çok iyi biliyorum ki bu yazıyı okuyanlarda dahil bir çoğumuzun evinde değil deprem, ilk yardım çantası bile yok maalesef. Eşiniz ve çocuklarınızla birlikte hareket edeceğiniz bir deprem, yangın veya başka bir afet planını hiç konuşmadınız. Evdeki vitrin gardırop veya masalar bulundukları yere sabitlenmemiş (benim evde böyle bu arada) Apartmanlarımızda komşulardan oluşacak bir ilk yardım ekibimiz, kaçış saklanma planlarımız yok! Komik gelebilir ancak olmalıdır ve yakın gelecekte bu anlattıklarım hayat standardımız olacaktır. Angarya gördüğümüz küçük şeyler hayat kurtarır. En son değineceğim ve her deprem olayında mutlaka haberlerde karşılaştığınız olay ise deprem anında camdan atlamak. Bu hadise deprem gerçeğini beyinlerimizin kabullenmek istemediğinin ve o anda korkudan kendimizi kaybetme noktasına geldiğimizin en net örneği…İyi okumalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistan Kaynarca editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistan Kaynarca değil haberi geçen ajanstır.