-Elbistan’dan Kurtuluşun 100. yılına- K. MARAŞ’IN KURTULUŞUNDA ELBİSTAN VE ELBİSTANLILAR

Not: Bu çalışmama en çok büyüklerimizden duyduğum “Maraş’ın kurtuluşuna Elbistan’dan en az 1000 kişi köylerde ileri gelenlerce kurulan çeteler halinde yardıma gidip savaşmıştır. Bundan dolayı Elbistan çevresinde bu savaşa Çete Harbi denir…” sözlerine hiç uymayan “Maraş’ın kurtuluş mücadelesinden Elbistanlılar kaçtı” sözü sebep olmuştur. 1980’li yılların sonuna doğru araştırmalara başladım ve gerek köyleri gezerek, gerek bizzat savaşanlar veya onların birinci derecede yakınları ile konuşarak, ilgili kitaplarda isimleri yazılı 8-10 kişi dışında hiçbir yazılı kaynakta yer almayan, kimsenin belirleyip yazmadığı 65’in üzerinde isim tespit ettim.[¹] Kıymetli araştırmacı Yazar Ali Gültekin Biniş’in izniyle yazısından aldığımız 13 isimle bu sayı 80’e yaklaşmaktadır.

Maraş’ın işgali ile birlikte Elbistanlılar:

•  Sivas Kongresinde M. Kemal’in isteği doğrultusunda alınan kararlara uygun olarak; Elbistan ve Maraş havalisi III. Kolordu Komutanlığı mıntıkasına dâhil edilerek Maraş ve Antep bölgesinin kurtarılması; faaliyet ve teşkilatlanma çalışmalarının organizesinin sağlanması için ELBİSTAN MERKEZ OLARAK SEÇİLMİŞTİR.

•  Buna paralel olarak Atatürk’ün mektup yazarak belirttiği özel isteğine uyarak Şam Sulh Hukuk Hâkimi Elbistanlı Ali Rıza Bekişoğlu, Elbistan’da, Maraş’ı Fransızlardan önce İşgal eden İngilizlere karşı mücadele etmek amaçlı, aydınlardan ve yedek subaylardan oluşmuş büyük bir topluluk Heyet-i Merkeziye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdu. Yardımcı olarak Nakipzâde Mehmet Ağa seçildi.

•  Mustafa Kemal, Elbistan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Ali Rıza Bey’e bir yazı göndererek; “Fransızların Adana bölgesi de dâhil olmak üzere, Urfa, Antep ve Maraş’ta bir Ermenistan teşkilâtı gayesi güttüklerini, (...) şu anda önemli olan işin, işgal altında bulunan yerlerdeki teşkilatı genişletmek ve ahaliyi işgal aleyhine teşvik etmek, düşmanları müşkülata sokmak olduğunu...” ifade eder ve “ Malatya’dan bir süvari bölüğünün Elbistan’a hareket ettiğini, bu kuvvetin MİLLİ TEŞKİLATIN dayanağı olacağını ve Elbistan deposundaki silah ve teçhizatın Kuvay-ı Milliye’ye dağıtılmasına karar verildiğini...” belirtir.

•  Bunlara paralel olarak Kılıç Ali, -Maraş’ın bir mahallesine adını veren şehit, İnebolulu Kurtoğlu- Yörük Selim Bey Elbistanlıları teşkilatlandırmak ve halkı teyakkuza geçirmek üzere, Binbaşı Ali Bey ise şube başkanı olarak Elbistan’da görevlendirilir.Kılıç Ali, Nakiplere ait şimdiki Milli Eğitim müdürlüğünün yüz metre kadar altında olan ve aşağıda fotoğrafı verilen bir evde Hataylı tüccar kılığında toplantıya iştirak eder. Bu köprü ve evi Kılıç Ali Bey anılarında (Kılıç Ali Hatıralarını Anlatıyor, İstanbul: İş Bankası Yayınları, 2005.) tarif etmiştir.

Nakiboğullarına ait ve Kılıç Ali’nin toplantı yaptığı ev; çatılı evin bu tarafındaki viran olmuş evdir. Vaktiyle iki katlı bir ev iken zamanla bu hale gelmiştir. Çatılı evin öte tarafındaki ağaçlardan sonraki bahçede de bugünkü Milli Eğitim Müdürlüğü vardır.

Bugün Gazipaşa İlköğretim Okuluna ve Milli Eğitim müdürlüğüne geçen köprüden 15-20 metre kadar aşağıda olan o vakit var olan yukarıda fotoğrafı ve üzerinde de Nakıplardan birkaç gencin görüldüğü köprü Kılıç Ali Bey’in toplantı yaptığı Nakıpların Hakkı Efendi’nin evinin önünde uzanırdı ve köprü de Hakkı Efendi Köprüsü olarak anılırdı.

• Mustafa Kemal’in emri ile gönderilen, Aslan Bey’in isteği ile Elbistan ve köylerinden toplanan silah ve mühimmat, Maraş’a intikal ettirildi. İşgal kuvvetleri bu sevkiyata tedbir alınca halk gizlice saman çuvalının içinde, çarşaf giyen erkeklerin vücudunda, üzüm, armut gibi meyve sandıklarının dibinde vs saklanarak savaşanlara ulaştırılmıştır.

• İşgal sırasında çevre il ve ilçelere sığınmak zorunda kalan Maraş halkından Elbistan’a gelen yüzlerce aileyi aylarca evlerinde adeta muhacir-ensar anlayışı ile barındırmıştır. (Bu konuyu Mehmet Göçer şahitlerinden dinleyerek Elbistan’ın Sesi gazetesinde yazmıştır)

• Teşkilatlanmak amacıyla kaçıp Elbistan’a gelen -ki Kurtuluş mücadelesi boyunca isimleri sıklıkla geçen- Maraş’ın ileri gelenlerine kucak açılmış, bir süre misafir edildikten sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin tüzüğü verilerek Maraş’ta da kurulması sağlanmıştır.

•  İlk günden son güne kadar savaşın her mevziinde Nakiboğlu Muin Ağa, Güblüceli Tahir Ağa, Sinanoğlu Abdulhamit Ağa, Ali Hafız oğlu Mehmet Pehlivan ve Salih Efendi gibi reislere bağlı olarak dağ köylerinde toplanan yüzlerce gönüllünün desteği ile oluşan çetelerle ve ayrıca mücadele başladığında Bertiz üzerinden Elbistan’a gelen Dr. Mustafa ve kardeşi Ecz. Lütfi Beyler Elbistan ve köylerinden topladıkları yüzlerce savaşçı sonuna kadar mücadele etmişlerdir.

•  Bizzat Aslan Bey, 1960 yılında 12 Şubat dergisinin 5. sayısına verdiği röportajda “Güblüceli Tahir Ağa’nın, Nakiboğlu Muin Ağa’nın, Sinanoğu Abdulhamit Efendi’nin ve Salih Bey’in savaşın daha ilk başlarında adam toplayarak yardıma koştuklarını…" belirtmiştir.

 

• Tespit edebildiğim (ve Ali Gültekin Biniş Bey’den aldığım Karahasanlılar listesini) isimleri Çete Reislerinin altında yazılmıştır. Bu çetelerin hepsi değilse de önemli bir kısmı ilk günden son güne kadar önce Kahramanmaraş’ın, sonra Antep’in ve bir kısmı da Urfa’nın kurtuluşunda savaşmışlardır. Bunu M. Halil Yinanç da İslam Ansiklopedisi, Elbistan maddesinde yazmıştır.

ELBİSTAN’DA KURULAN MÜDAFAİ HUKUK CEMİYETİ BAŞKANLARI:

Başkanı: Şam Emekli Sulh Hukuk Hâkimi Bekişzâde Ali Rıza Efendi
Yardımcısı: Nakipzâde Mehmet Ağa
Daha sonra Başkanlık yapanlar:
Kışlalzâde Ali Avni Efendi
Nakipzâde Mehmet Ağa
Cücehacılarından (şeyh olarak bilinen) Mutafa Efendi.

Nakipzade Mehmet Ağa Sivas Kongresine delege olarak çağırılmış; ama giderken yolda hastalanarak geri dönmek zorunda kalmıştır. Yerine Sivas Ayan Meclisine kardeşi Ali Efendi gitmiştir.

• Elbistan Ziraat Bankası savaşan mücahitlere destek amaçlı, ülke düzeyinde düzenlenen kampanya boyunca gece gündüz çalıştırılmıştır.

• Aynı şekilde Elbistan postanesi işgalden itibaren aralıksız olarak görev yaparak haberleşmeyi sağlamanın dışında, telgrafla gelişmelerin ve olayların yurt geneline duyurulması; işgalin protesto edilmesi için var olan tüm Hukuk Cemiyetlerinin harekete geçirilmesi; Maraş’ta savaşanlara ve halka silah, para, giyecek ve yiyecek yardımı için kampanya açılması, toplanan yardımların intikali gibi gerçekten çok önemli görevler yürütülmüştür. Elbistanlılar bu kampanyaya yardımın her kaleminde katılmış ve neredeyse tüm çevre il ve ilçelerden gelen yardımların birkaç katı yardım yapmıştır.

• Hem yardıma hem de bu direnişe Elbistan halkının Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Sünnisi ve Alevisiyle birlikte omuz omuza katkıda bulunduğuna bir örnek olarak birkaç sitede yer alan şu anlatıyı/ hatırayı burada zikretmek isterim:

“Elbistan’ın Alhaslı Aşiretinden Kalık Dede: ‘Köyümüzde ve çevre köylerde eli silah tutanlar bir milis gücü oluşturdular. Milisler Fransızların geleceği yolları kestiler. Ben 8 - 9 yaşındaydım. O dönem ayakkabı yoktu. Gön çarık vardı, onu giyerlerdi. Cephedekilerin ayağı üşümesin diye köylerden yün çorap, tiftikten yapılmış kalpak ve aba toplayarak, gön çarık dikerek gönderiyorlardı. Bir de Maraş’ın içindeki ahaliye evlerden bulgur, un, çökelek, mercimek, tarhana topluyorlar, topladıklarını gizlice Maraş’a iletiyorlardı. Hatta Akçadağ ve Malatya köylerinden de toplanan silah, giyecek ve yiyecekler Elbistan ve Pazarcık üzerinden Maraş’a gönderiliyordu…’”

&

Elbistan kaymakamının başına gelenler:

• Elbistan Kaymakamı Halis Bey (11 Ağustos 1919 – 3 Mart 1920), her ne kadar görevinin sonu olarak 3 Mart 1920 tarihi görülüyorsa da Maraş’ın Fransız işgalinden kurtulması için mücadeleye destek vermek amacıyla teşkilatlanan Elbistanlılara çeşitli baskı uygulayarak yıldırmaya ve engellemeye çalıştığından şikâyet edilmiş ve Atatürk’ün Elbistan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti aracılığı ile gönderdiği talimata uyularak, 1919 yılının son günü 31 Aralık gecesi, ikamet ettiği (Büyük Ceyhan’dan Küçük Ceyhan’ın ayrıldığı yerde yani Topal Yusuf Köprüsü’nü geçer geçmez başlayan  Ahmet Karaca Bey Caddesi’nin kuzeybatı köşesindeki birinci evin (yerinde olan konağın) kapısına dayanan ve zorla açtıran Karabekirli Emin Ağa, Nakipli Abdurrezak Ağa, Yemlihalı Ahmet Turan ve Kara Ahmet Efendi adındaki dört Elbistanlı delikanlı tarafından derdest edilip Sivas’a gönderilmek üzere aşağıda bekleşen süvarilere teslim edilir. (O. Necati Erginöz) Götüren görevliler, yolda, aynı şekilde suçlanan Çardak Kaymakamını da alarak birlikte götürürler…

Halis Bey’in daha sonra yine kaymakam olarak başka ilçelere atandığı sicil kayıtlarında görünmektedir.

MARAŞ’IN KURTULUŞUNDA ELBİSTANLILAR

Elbistan’da Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetini kuranlar, yönetenler, üye olanlar, Protesto veya Yardım Kampanyası düzenleyenler; bunlar için gece gündüz çalışanlar bir tarafa, yıllardır yaptığım araştırmalar neticesinde tespit edebildiğim mücahit veya çete reisi olarak bizzat savaşa katılanların listesini vermek istiyorum. Bu liste verilirken hepsi de Elbistanlı olan ve Kurtuluş’un lideri Aslan Bey’den, en başta rol oynayan ve şehit olan Dr. Mustafa Bey ile kardeşi Lütfi Bey’den ve diğer çete reislerinden -adı bilindiği ve kayıtlara geçtiği için- söz etmemek olmaz.

1) Aslan (Toğuzata) Bey:

   

Maraş kurtuluşunun lideri ve sembol ismidir. Elbistan’ın köyü iken 1908’de Elbistan’dan ayrılarak ilçe olan Göksun’a bağlanan Fındık köyünde (H.302=1886) doğdu. Eşi Nazmiye Hanım’ın ifadesiyle: “Elbistan Hacı Hamza Mahallesi’nden Jandarma Çavuşu Çerkez Hasan Beyzâde Abdullah Efendi ile Nazire Hanım’ın oğludur...” Elbistan’da İlkokulu ve Rüştiyeyi bitirdi. Medreseye devam etti. Arapça öğrendi. Resmî evraklarının hepsinde “Memleketi: Elbistan” kaydı vardır. Bir süre Göksun civarındaki köylerde ilkokul öğretmenliği yaptı. Halep Polis Okuluna gitti ve "komiser yardımcısı" olarak mezun oldu. Daha sonra 2. komiserlik kadrosu kazandı. 1918’de işgal üzerine memleketine dönerek halkı düşmana karşı örgütledi ve Müdafaa-i Hukuk Teşkilatını kurdu. Maraş’tan sonra Antep savunmasına da katıldı. Birinci dönem TBMM’ne milletvekili seçilen Elbistanlı H. Mehmet Erten’in istifası üzerine 17.5.1920 tarihinde Aslan Bey seçildi. Bir süre görev yaptıktan sonra Maraş Mutasarrıflığının ve Adana Cephesi Komutanlığının gösterdiği lüzum üzerine 14 ay izinli sayılarak cepheye gönderildi. Görevi bitince tekrar meclisteki yasama çalışmalarına döndü. Savaştan sonra Atatürk, Arslan Bey’i “Üstün Hizmet Belgesi” ile taltif etmiştir. 7 Haziran 1963 tarihinde vefat etti.

2) Dr. Mustafa (Köker) Bey:

Elbistanlı Kökerlerin Müftülüzâdeler kolundan Hacı Ali Efendi’nin oğludur.  1908’de İstanbul’da Tıbbiye-i Şahane Okulunu bitirerek doktor oldu. Maraş’ta serbest doktorluk, Elbistan Belediye Tabipliği ve 1. Dünya Savaşı’nda Şam’da Cemal Paşa’nın Maiyet Subaylığı görevlerini yürüttü. Maraş’ın işgal edildiği ilk günden şehit edildiği son ana kadar cephede veya organizasyonda aktif görev yaptı. Kaleye çekilen Fransız bayrağını Elbistanlı elemanları ile baskın yapıp indirdiği yerine Türk bayrağı çektiği, Fransızların sonradan yayınladığı kitaplarında [Prof. Dr. yaşar Akbıyık Milli Mücadelede Güney Cephesi- Maraş.. (Pierra Redan, La Cılıcie Et Le Probleme Ottoman, Paris, 1921, Sayfa 92, 93.)] yer almıştır. Mücadelenin son günlerde Türk tarafının temsilcisi olarak Ermenilerle yaptığı görüşmeden dönerken Hınçak Komitesi’ne mensup Dr. Artin ile Eczacı Leon adlı ermeniler sırtından vurarak şehit etmişlerdir.

3) Eczacı Lütfi (Köker) Bey:

1890’da Elbistan’da doğdu. Dr. Mustafa Bey’in kardeşidir. Tıp Fakültesinde Eczacılık okudu ve 1909’da bitirerek Maraş’ın ilk Türk eczacısı oldu. Seferberlik ilanı ile 1911’de Zeytin Redif Taburu’na atandı. Cihan harbinin sona ermesi ile terhis oldu.

Maraş’ın Fransız işgalinden önce ağabeyi Doktor Mustafa ile birlikte Bertiz-Kale köyü üstünden Elbistan’a giderek teşkilatlanma ve silah temini çalışmalarında bulundu. Çatışmalar başladığında silahlı çeteleri ile şehre girdi. Cancık mağarası mevkiini tuttu. Zalhocaoğlu Duran Efendi kuvvetleri ile birlik oldu.

Düşmanın şehirden temizlenmesinin ardından Haruniye, Osmaniye ve Antep cephelerinde de savaştı.

Kurtuluştan sonra eczacılık mesleğinin yanı sıra Elbistan Kaymakam vekilliği, 1922-1925 yılları arasında Maraş Belediye Başkanlığı, Ticaret Odası, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Hava Kurumu başkanlıklarında bulundu. 9 Aralık 1965’de vefat etti.

TBMM Belediyesinden İstiklal Madalyası verilmek üzere savaşta üstün başarı göstermiş bir kişi seçilip adının bildirilmesi istemiş iken Lütfi Bey belediye meclisini toplayıp İstiklal Madalyası’nı tüm Maraş halkının hak ettiğini belirten karar çıkartır ve Ankara’ya bildirir. Bunun üzerine 5 Nisan 1925 tarihinde Maraş’a İstiklal Madalyası verilmiştir. 

Şehit Dr. Mustafa Bey ile kardeşi Eczacı Lütfi Bey, Elbistan’ın Eski İlköğretim Müdürlerinden merhum Mükremin Köker ve kardeşi Lütfi Köker'in amcazadesi; Hacıhallerden merhum Eczacı Lütfi Erten’in (adını ondan almıştır) de dayısı olurlar.

4- Abdulhamit Saydam:

Elbistanlı Sinanoğullarından, 1315 (1899) yılında Elbistan’da doğdu.  Çete Reisidir. Babası Kadı Fevzi Efendi, anası Fındık köyünden Zöhre Hanım’dır. Zöhre Hanım, Kahramanmaraş Müdafaasının reisi Arslan (Toğuzata) Bey’in amcasının kızıdır.

Abdulhamit Efendi, Denizli İdadi’sinden mezun olduktan kısa bir zaman sonra patlayan Çanakkale Savaşı’na katıldı. Afyon ve İzmir cephelerinde savaştı. Maraş’ın Fransızlar tarafından işgal edilmesi üzerine Arslan Bey ve arkadaşlarının şehri kurtarmak için başlattıkları direnişe katkı vermek amacıyla Elbistan ve Karadut köyünden çete oluşturarak önce Maraş’ın, sonra da Antep ve Urfa’nın kurtuluş savaşlarına katıldı…

5- Muin Ağa (Nakiboğlu):

Nakiboğlularından. Çete reislerindendir. Elbistan belediye başkanlarından Ziya Nakiboğlu’nun babasıdır. Elbistan ve bazı köylerden topladığı çete ile harbe katılmıştır.

6- Sinanlardan Hüseyin Sinan:

Sinanoğullarından. R.1315 (M. 1899) yılında Elbistan’da doğdu. Baba adı, Mehmet; ana adı Hacı Ayşe’dir. 30 Nisan 1980’de vefat etti. Elbistan’da "Sınıkçı" olarak tanındı. Asıl mesleği çiftçiliktir. İstiklal Savaşı Madalyası vardır.

İbtidai mektebini Elbistan’da, orta ile liseyi İstanbul’da okudu. Maraş Öğretmen Okuluna yazıldı. Son sınıfta iken ülkemizin şartları dikkate alınarak görülen lüzum üzerine askere alındı. İstanbul Yedek Subay okulunda bir süre eğitim gördü, Makineli tüfek zabiti olarak terhis edilip Elbistan’a döndü. Maraş’ın işgali üzerine Elbistan’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne üye oldu. O sıra tekrar silâh altına çağrıldı. Alişar köyü üzerinden Maraş’a giderken hastalanıp geri döndü. İyi olunca Antep’in direnişine katılmak üzere cepheyle koştu. Kahramanca savaştı. Makineli tüfeğini çok iyi kullandığı için arkadaşları ve komutanları arasında ün yaptı. Vatanın işgali üzerine tekrar göreve çağrıldı. Bu sefer Sakarya Meydan Muharebesi’nde makinelisini konuşturdu.

Düşman Ege’ye doğru kovalanırken, Hüseyin Efendi  Menemen’de sağ memesinin altından girip sırtından çıkan bir kurşunla ağır yaralandı. Punta Hastanesi’nde iyi bir tedavi gördüyse de sağ elinin parmaklarını istediği gibi hareket ettirmeyen bir araz kaldı. 

7- Hacı Osman Bey:

Kışlalzadelerden Mehmet Ağa’nın oğludur. Mülazım-ı sânidir (Tabur komutan vekili). H. Osman Bey; amcası Abdülkerim Ağa’ya tokat vuran Memi Ustaların Abdurrahman’ı öldürdüğün için cezasını çekmek üzere mahkûm iken o zaman uygulanan ‘savaşma şartı’ ile serbest bırakılanlar arasındadır.

Hacı Osman Bey ve Maraş Harbi’ne Elbistanlıların katkısını net bilgilerle anlatan Kışlalzâde Ahmet oğlu H.1321=1905 Elbistan doğumlu Abdülkerim Kışlal’ın bana verilmek üzere torunu öğrencimiz Merve Kışlal’a cümle cümle yazdırdıktan sonra gönderdiği şu bilgileri de eklemek isterim:

“Fransız Harbi’ne yardım için, buradan Ali Hafızların Pehlivan Mehmet Efendi Karahüyük ve komşu köylerden topladığı gönüllü adamlarla Maraş’a gidip Cancık mevkiinde harbe girdi. (Yazının Karahöyük Köyü Mensupları bölümüne bakınız) Etkili harp etmiş olacaklar ki Fransızlar gece atlarının ayaklarına keçe bağlayıp topunu, tüfeğini toplayıp Cancık Mevkii’nden kaçarlar.

Maraş’tan sonra, Maraş’ın İslâhiye’sinde (O zamanlar İslâhiye Maraş’a bağlıdır) Fransızlarla bizimkiler yine harbe başladılar. Amcam Mehmet Ağa oğlu, Mülâzım-ı sâni (tabur kumandan vekili) Hacı Osman Bey, Elbistan’dan Maraş’a at üzerinde top götürdü. Daha sonra da top ile vurularak şehit oldu. Savaştan dönen gazilerin söylediğine göre düşmanın güllesi, gövdesini belinden itibaren ikiye bölmüş. Belden yukarısı parçalanıp yere düşmüş, belden aşağısı ürken at üstünde epey müddet gitmiş...

Maraş’a yardım için Elbistan’dan çok miktarda çeşitli yiyecek, giyecek, un, bulgur, vs gönderilmiştir.

Maraş’ın Fransız Harbi için Darende’den de yardım istediler. Darende’den Yeniceli Mehmet Ağa isimli şahıs, oradan asker toplayıp Elbistan’daki gönüllü halk ile beraber Maraş’a gittiler.

“Bu harp için, cezaevinde ne kadar tutuklu varsa harbe katılma şartıyla çıkarılıp gönderildiler.

“Bizim aileden, dayım Ali İşisağ (Sarıyer) Maraş Antep arasında posta görevinde bulunmuştur. Kardeşim Reşit Kışlal, amcamın oğlu Hacı Osman Kışlal ile Süleyman Safi oğlu Cemil Arığ da harbe katılmışlardır...”

8- Hakkı (Ayhan) Efendi: Elbistan Belediyesinde memur olarak çalışanlardan Şeref Ayhan’ın babasıdır.

9- Mehmet Ali İşisağ (Sarıyer): Hamit oğlu (Maraş ile Antep arasında posta görevini yapmıştır.)

10- Cemil Arığ: Elbistan’ın Arığlar kabilesinden Süleyman Safi oğlu.

11- Reşit Kışlal: Elbistan’ın Kışlallar kabilesinden Ahmet oğlu

12- Mustafa (Adbay) Çavuş: Durmuş Adbay’ın babası; Tayfur, Nadir ve Adil Adbay kardeşlerin dedesidir.

13- Mehmet Yüce: Nuri Hocalardan

14- Ali Efendi: Kasım oğullarından Mehmet oğlu

15- Hacı Ömer Köleli: Elbistanlı Kölelilerden Karcı Kör Hacı Ömer Ağa olarak bilinir.

16- Mustafa Yinanç: Halil oğlu (R:1305 doğumlu.)

17- Ahmet: Süleyman oğlu (Paşa Lakaplı)

18- Mehmet Ay: Mustafa oğlu

19- Topal Salih: Çete reislerindendir. Muhasebe memurudur.

20- Ahmet Fedakâr:  Hacı Ağa oğlu Mehmet’in oğlu

21- Şirinlerden Şirin Hacı: Elbistan’da “Onbaşı” lakabıyla bilinen Şirin Ali’nin babası, Merhum Öğretmen Remzi Şirin’in dedesidir. Aile ileri gelenleri Maraş’ta Taşhan’da şehit edildiğini ifade etmişlerdir.

22- Gıcılardan Abdulkadir Ağa: Mehmet oğlu, 1900 doğumlu. Gıcı Kadir olarak anılır.

23- Yusuf Edizer: Türkören köyünden. Mahozâde. Mahkûmken o zamanlar, “Savaşa katılmaları şartıyla tahliye etme” kararına uyularak, Maraş Direnişine katılması için Mücadele Reisi Arslan Bey, Yusuf Ağa ile konuştuktan sonra girişimlerde bulunur ve tahliyesini sağlar. Arslan Bey Yusuf Ağa’dan 60 tane silah ister; o da hemen memlekete dönerek Türkören ve çevre köylerden fazlasıyla toplayarak Maraş’a intikal ettirir. (Gültekin Ali Biniş ve Torun çocuğu olan Alaeddin Edizer vermiştir)

24- Tullo İbrahim Berktaş: Türkörenli. Karahasnuşağı Aşiretine dâhil Mıstılı Tullolar’dan / Mıstıklı Kabilesi’ndendir. Maraş’tan sonra Antep ve Urfa’nın da düşmandan temizleme savaşına katıldı. Antep Mücadelesinin kahramanlarından Şahin Bey ve Karayılan’la birlikte savaştı. Şahin Bey’in şahadeti sırasında yakınındaydı. İki arkadaşıyla birlikte Maraş Antep arasında, Karabıyıklı mevkiinde, intikal eden Fransız birliğine saldırarak onlara zayiat verdikleri gibi uzun süre çarpışarak intikallerini geciktirirler… (Torun çocuğu olan Alaeddin Edizer vermiştir)

25- Keyfo Ağa: Ali İmamlardan. K. Maraş’ın kurtuluşunda görev alan askerler için toplanan erzakı Maraş’a taşıyanlardandır.

26- Kadir Okur: Izgınlı Viranîoğullarındandır. Maraş’tan sonra Antep’in kurtuluşunda Şahin Bey’in yanında savaşanlardandır.

27- Mehmet Ağa (Aşadoymaz): Elbistanlı. Izgınlı Kadir Okur ile birlikte Maraş ve sonra da Antep müdafaasında Şahin Bey’in yanında savaştı.

28- Hüseyin Bucak: Çete Reislerindendir. Dervişçimli. (Londra lakaplıdır). Ali oğlu. Maraş Harbi’ne çetesiyle katıldı. Çetesinde aşağıdaki 5 kişi tespit edilebilmiştir:

29-  Molla Arslan: Ali oğlu Hasanalili köyünden.

30- Derdo: Günaltı (Kistik) köyünden.

31- Mustafa: Hasanalili köyünden

32- Ahmet Çoban: 1313 = 1897’de doğdu. Hüskolardan İsmail oğlu. İkizpınarlı.

33- Ali Kör: Yoğunsöğüt köyünden Lordunlu kabilesine munsup (Maraş harbinde şehit düşmüştür)

34- Âşık Aziz: Çiftlik köyündendir. Sağ koludur.

34- Oruç Öztunç (Kasap): Zillihan köyünden. Milletvekili Ali Öztunç’un babası merhum Nasır Öztunç’un amcasıdır. Maraş savunmasında ve Kurtuluş Savaşı’nda çarpışmış ve gazi olmuş, madalya ile taltif edilmiştir. Ali Öztunç’un dedesi eski muhtarlardan İbrahim Çavuş da Kurtuluş Savaşı gazilerindendir.

 

KETİZMEN KÖYÜ MENSUPLARI:

 

35- Abbas Ağa: Nakiplerden. Çetenin ileri gelenlerindendir.

36- Mehmet Ağa: Nakiplerden Nakip Ömer oğlu. Yaralanmıştır.

37- Nakip Ömer: Nakipzadelerden

38- Uzun İbrahim Bostancı: 1310 doğumludur. (Yeğeni, 1942 doğumlu, Güblüceli Mevlüt oğlu Hafız Ömer Hoca, dayısı Uzun İbrahim’e “Dayı, Elbistanlılara Maraş harbinde kaçtı diyorlar; doğru mu?” diye sorduğunu, Uzun İbrahim’in, “diyenlere” diye başlayıp ağıza alınmayacak küfürler ettiğini sonra da “Say ki Maraş’ı biz kurtardık. Ne kaçmasıymış, ayıp ayıp… Abarabaşı’nda sonra Antep taraflarını da katarsak 40 gün kadar biz çakmak çaktık...” dediğini bana ifade etmiştir. A.B.)

39- Mehmet Bostancı:

40- Nacar Naldan: 1315 doğumlu. Nacarlar kabilesine mensup. Aslen Akçadağlı.

41- Cuma Öztürk: Veh Veh Cuma olarak bilinir.

42- Osman Naldan: Nacarlardan.

 

GÜBLÜCE KÖYÜ MENSUPLARI:

[Güblüce Köyü ile ilgili bilgiler Güblüce köyünden, Ahmet oğlu 1907 doğumlu (Topal) Ali Doğan’dan alınmıştır.]

43- Tahir Ağa: Çete Reisidir. Ali oğlu. Elbistanlı âlimlerden Karcı Bektaş Hoca ile birlikte Kayseri Medresesi’nde tahsil görmüştür.

44- Abdullah Ağa: Büyük Tahir’in oğlu. Çete reisi Tahir Ağa’nın amcasıdır.

45- Süleyman Doğan: Ali oğlu. Tahir Ağa’nın kardeşinin oğludur.

46- Süleyman Boynueğri: Ahmet oğlu. ”Bir ara Fransızların ateşi çok şiddetlendi. Toplar, tüfekler… İşte bu ateşe maruz kalanlarımızdan bazıları dayanamayıp geri çekilmek zorunda kaldı. Geri çekilmeyip ölse miydi? Amma çoğumuz geri dönüp mevzi değiştirdik, sonuna kadar savaştık…” Bunları dinleyen şahitlerin bir kısmı halen yaşamaktadır.

Süleyman Boynueğri’nin ifadesini doğrulamak maksadıyla, Prof. Dr. Yaşar Akbıyık’ın (Milli Mücadelede Güney Cephesi Maraş, Sayfa 174, Kültür Bakanlığı, 1990 Ankara) Kitabından şu cümleyi aktarmak icap ediyor: “Bu arada Maraş Kuvay-ı milliyesine yardıma gelen Doktor Mustafa, Eczacı Lütfi ve Ökkeş Beylerin komutasındaki Türk kuvveti şehrin kuzeyinde Yumurtatepe’deki Fransız kuvvetlerine baskın düzenlediler ancak arazinin çıplak olması ve Fransızların şiddetli makineli tüfek ateşi karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.” İşte bu geri çekilme, halk arasında “Elbistanlılar Kaçtı” olarak yayılmış ve şehir ahalisi ‘Artık tutunacak dal kalmadı’ anlayışıyla bugün bile “Kaç Kaç..” diye andıkları şekilde ardına bakmadan dört bir yana kaçmıştır. Bunları ve fazlasını Aslan Bey çektiği telgrafta ifade etmiştir.

47- Mehmet Doğan: Abdulkadir oğlu

48- Mehmet Doğan: Ahmet oğlu, Tahir Ağa’nın amcazâdesi.

49- Mehmet Doğan: Boz Omarlardan

50- Osman Özdemir: Memişlerden

51- Topçu Cafer: Omarlardan

52- Mehmet Doğan: Babo Mustafa oğlu

53- Kel Süleyman: Muhacir

54- Mustafa Alpay: Bekir oğlu. Cancık mevkiinde çarpışır

AKPINAR KÖYÜ MENSUPLARI:

55- Ahmet Ağa: Kör Ali’nin oğlu.

56- Hacı Hüseyin: Durmuş oğlu

57- Duran Ağa: Esat oğlu.

 

AKBAYIR (TİL) KÖYÜ MENSUPLARI:

NOT: Til (Akbayır) Köyü Listesi ile ilgili bilgiler; bu köyden, 1914 doğumlu, Süleyman oğlu İsmail İnan’dan alındı. Sonraki yıllarda rahmete kavuşan İsmail Efendi, babası, amcası ve yakın akrabalarına sorup anlattırdığı gibi köy odasında hatıralarını anlatan gazilerden veya onların yakınlarından bizzat sayısız diyecek kadar çok dinlediğini, bana şifahen ifade etmiştir. Bunun üzerine rica ettiğim listeyi ve aşağıdaki bilgileri yazarak oğlu Öğretmen Recep İnan eliyle göndermiştir. (A.B.)

58- Ali Kâhya: Göv Ali oğlu. Çetenin ileri gelenlerinden

59- Culfa İsmail: Culfa Mustafa oğlu

60- Micik Hasan: Kel Hacı oğlu

61- Kınalı Mustafa: Muhacir.

62- Ali Çavuş: Erzurum muhacirlerinden. Til (Akbayır) köyünde mukim iken "Çete Harbine" katılır. Aksu Köprüsü’nde yardıma gelen Fransızlarla çarpışırken şehit düşer.

63- Cullup Hacı: Güblücelidir, evlenerek Til’e yerleşmiştir.

64- Köse İsmail: Halil İbrahim oğlu

65- Ali Ağa: Cindomaroğlu

66- Aziz Ağa: Hasan oğlu; Maraş içinde Ermenilerle çarpışırken, bir ara çaresiz kalır ve kendini mayısa gömerek kurtarır.

 

KARAHÜYÜK KÖYÜ MENSUPLARI:

 

67- Ali Hafız Oğlu Pehlivan Mehmet Ünal: Çete Reisidir. 1878 yılında Elbistan’da doğdu. Babası, Murtaza Kâhya oğlu Hafız Ali Efendi, annesi Zeynep Hanım’dır. İlk eğitimini Elbistan’da aldı. Sonra Şam’da ve Mısır’da Hukuk başta olmak üzere çeşitli ilim tahsil etti. Şam medresesinde Müderris oldu. Mustantik (Sorgu Hâkimi) olarak görev yaptı. Elbistan’a döndükten sonra Karahüyük köyü ile Kuşkayası köyünden geniş arazi satın alıp çiftçilik yaptı. (Ailenin ileri gelenleri Kuşkayası köyündeki binlerce dönüm arazisini, Kuşkayası’nda geçici iskâna tabi tutulan 93 Muhacirlerine bağışladığını ifade ettilerr. A.B.) Maraş’ın Fransızların işgali ile başlayan direniş hareketine, Reis olarak, çevre köylerden topladığı 138 kişilik çetesiyle katılmış ve çok önemli katkı sağlamıştır.

1920’de kurulan 1. Meclise milletvekili olması için telgrafla davet edilmesine rağmen, özel sebeplerle katılmak istemedi, hasta raporu alarak özür beyan etti. [Bu telgraf, oğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı K. Maraş Milletvekili Mahir Ünal’ın babası Mehmet Reşat Ünal muhafaza etmekte iken son zamanlarda kayıp olduğu ailenin ileri gelenleri tarafından ifade edilmiştir. A.B.].

Mehmet (Ünal) Pehlivan, yıllarca K. Maraş İl Encümen Üyesi olarak görev yaptı. İlminin yanı sıra iki metreye yaklaşan uzun boyu, cesareti, acı kuvveti ve çok usta pehlivanlığı ile bölgede ün saldı. 1941’in Ekim ayında 63 yaşında vefat etti.

Kahramanmaraş Harbi başlayınca Karahüyüklü, Ağlıcalı, Izgınlı, Burtulu, Alembeyli, Kışlalı ve Balıkçıllı 138 kişiden oluşan bir çete kurarak yardıma koştu. Çetesinden tespit edebildiğimiz 5 kişi şunlardır.

68) Yusuf Ağa: Kürneli Yusuf olarak bilinir. Kel Mıstığın oğludur.

69) İbrahim Aktaş: Taşo lakabıyla tanınır.

70) Hasan Hüseyin Ağa: Kucera’nın oğlu

71) Ali Ağa: Kara Halit oğlu

72) Hacı Musa Ağa: Hacı Hasan oğlu

73) Mehmet Ağa: "Kırık Camız" lakaplıdır. İğde köyündendir.

74) Mehmet Kuru: Kuruoğlanlardan; Vehneli; Şeker Dere’de vurulup şehit düşer.

KARAHASANUŞAĞI KÖYÜ MENSUPLARI

Kıymetli araştırmacı yazarımız Ali Gültekin Biniş Bey’in “Maraş ve Antep Savunmasına Katılan Karahasanlılar” başlıklı yazısından dört paragraf yazı ile savaşa katılan 13 kişilik listeyi (bir numarada kayıtlı olan Tullo İbrahim’i ben yukarıda önceden kaydetmiştim, bu yüzden numarasız bıraktım) izni ile ekliyorum:

“Maraş işgal edildiğinde, Kuvva-i Milliye Reisi Arslan Bey, milis ve silah toplama çalışmaları sırasında, bir vesile ile cezaevinde bulunan Yusuf Ağa (Edizer) ile görüşerek, Maraş Direnişine katılması şartıyla kendisini tahliye ettireceğini söyler. Yusuf Ağa bu talebi kabul eder. Arslan Bey de gerekli girişimlerde bulunarak, Yusuf Ağa’nın tahliyesini sağlar ve kendisinden 60 tane silah temin etmesini ister. Yusuf Ağa da hemen memlekete dönerek, kendi köylerinden ve çevre köylerden taahhüt ettiğinden fazlasıyla silah toplayarak Maraş’a intikal ettirir. Nitekim Genel Kurmay Başkanlığı belgelerinde de Elbistan’dan 400 adet silah toplandığı belirtilmiştir.

Diğer taraftan, Yzb. Kılıç Ali Bey ile beraber Maraş ve Pazarcık Kuvva-i Milliyesi’ni idare eden Yakup Hamdi Bey, civardaki etkili kişilere haber göndererek, eli silah tutan kişilerden meydana gelen kuvvetlerin, kendi kuvvetlerine katılmasını istemiştir. Bu talep üzerine, Yusuf Ağa, Karahasanlı camiasından bir milis kuvveti oluşturarak, Kuvva-i Milliye emrine gönderir.

Bu milislerden bazıları şunlardır:

- Mehmet oğlu, İbrahim BERKTAŞ (Tullo İbrahim) 1905(?)-1974,

75) İbrahim oğlu, Mısto EDİZER (Delibaş Mısto) 1889-1970,

76) İsmail oğlu, Ahmet ÇOBAN (Kel Ahmet/Hemadi İsse) 1897-1972,

77) Kalo oğlu, Domo DEMİR (İviki Kole) 1885-1966,

78) Hüseyin oğlu, Ali TEKİN (Ali Husuk Emmi) 1900(?)- (?)

79) Yusuf oğlu, Şahin GÜLER, (Şahini Kurten) 1908(?)-1979,

80) Mahmut oğlu, Hüseyin KAŞ (Husi Coğke),

81) Kamo oğlu, Huso KARAKUŞ (Husiki Curruke) 1896-1980,

82) Hüso oğlu, Hüseyin IŞIK (Hüseyini Kırro) 1891-1963,

83) İbrahim oğlu, İbiş BİNİŞ (Mısti İbiş’in babası) 1869-1936,

84) Kalo oğlu, İbo DEMİR (İviki Kole) 1896-1945,

85) İbrahim oğlu, İbrahim MAVİŞ (Hoco İbrahim) 1873-(?),

86) Halit oğlu, Mamo ÇETİN (Mami Helit) 1901-1926,

Yörede toplanan bütün milisler, önce Elbistan Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Başkanı Nâkipzâde Mehmet Bey’in Elbistan’daki evinde bir araya gelirler. Burada kendilerine verilen silahları ve yol boyunca gerekli olan kumanyayı alarak Maraş’a giderler. Milisler gizlice Maraş’a giderek, Yakup Hamdi Bey’in kuvvetlerine katılırlar.

………………………………………………………………..

BU YAZIMIN ZAMAN İÇİNDE YER ALDIĞI KAYNAKLAR:

1) 1997 yılında Uzunoluk dergisinde (Sayı 9; Sayfa: 55, 56, 57, Kahramanmaraş).

2) Çalışmalarım devam ettiği için yeni tespit ettiğim isimleri ekleyerek Elbistan’ın Sesi gazetesinin18 Şubat 1997, 25 Şubat 1997, 4 Mart 1997 ve 9 Mart 1997, 22 Şubat 2016 ve 8 Şubat 2018 tarihli nüshalarında ve elbistaninsesi.com sitesinde.

3) Terk Eden Elbistan adlı seri kitaplarımın (2007) 3. Cildinin 93-102 sayfaları arasında.

4) Kahramanmaraş Belediyesinin yayınladığı 12 Şubat Dergisi’nin 12 Şubat 2016 tarihli 1. Sayısı, 71-79. Sayfaları arasında.

5) Bu arada birçok Elbistanlı üniversite öğrencisi, bitirme, yüksek lisans veya doktora tezlerinde.

6) Son zamanlarda Kahramanmaraş’ta veya başka yerlerde yayımlanan dergi, tez, kitap çalışmalarında yer almıştır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder 234 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ali Gültekin Biniş - Dilinize ve yüreğinize sağlık Hocam.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 16:00