SEKTÖR SEÇİMİ

Anlatacağım konuya girmeden önce siz değerli okurlarımdan gelen tüm eleştirileri dikkate aldığımı ve yorumlarınız ile beni daha fazla araştırmaya ve faydalı olmaya sevk ettiğinizi belirtmek isterim ve sizlere teşekkür ederim. Son yazımda bölgemizdeki hava kirliliği ve hava kirleticilerine farklı bir bakış açısı daha getirmeye çalışmıştım. Faydalıda oldu gibi geliyor… Yazılan yorumları okudum ve çok küçük bir açıklama yapma ihtiyacı duydum. Yorumlarınız ile anlattıklarım birebir aynı amaç içindir; bölgenin havasının bir an evvel normal şartlara dönmesi. Bunun için ise sadece kurulu fabrikaları suçlamak ve sonra kayıtsız kalmak yerine (ki çok fazla hava kirliliği yarattıklarını hatta hiç aklımıza gelmeyen farklı kirliliklere de sebep olduklarını ve bizi aslında külden çok bunların zehirlediğini ve çözümlenmesi gerektiğini belirttim) elimizi taşın altına koyup tüm şehir olarak fosil yakıtların yakılması konusunda hassas olunmasının daha fazla gerektiğini de belirttim. Okurlarıma saygılarımı sunuyor takip ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum.

Anlatacağım konu bölgenin yani Elbistan ovasının “sektör seçimi” ile ilgili. Tarım ve hayvancılığın içerisinde bulunduğu Tarım Sektörü ile madencilik faaliyetlerini de içerisine alacağımız Enerji Sektörü. İki alanda yan hizmetleri ile birlikte pek çok yerel firma ve ulusal firma bu iki sektörlerde bölgemizde faaliyetlerini sürdürmekteler. İki sektör birbirinden şu durum içerisinde oldukça ayrı kalması gereken işletmeleri içerisinde barındırıyor. Yetkililere ayak üstü konuyu sorduğumda iki iş kolunu bir arada götüreceğiz cevabını aldım. Şu durumda bölgenin gelişimi için iki sektöründe burada var olması gerekiyor… Sektörlerin birisinde yüksek bir uzmanlığa geçilebilirse diğeri belki ikinci plana atılabilir fakat bu konunun gündem dışı olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Yani ELBİSTAN adı hangi sektörde parlarsa işte o gün ‘diğer ‘sektör ikinci plana alınır.

Elbistan adını nasıl parlatacağız? Yazıyı hazırlarken geçen hafta tam da konu ile alakalı C santrali için acele kamulaştırma kararı çıktı. Bu durum bölgede yeni iş sahası, enerji sektöründe bölgenin yerinin daha sağlamlaşması anlamına geliyor. Sektör seçimindeki can alıcı sorumu işte burada bölge insanının yapacağı mesleki seçim ile soracağım. Mutlaka bu yeni yatırımın yapımı ve sonra işletme aşamasında bölgeden tanıdıklarımız arkadaşlarımız çalışacaklar. Ancak hangi oranda, ne kadar süre ve hangi pozisyonlarda? Bunun cevabını bizim insan sermayemiz ve kalitemiz belirleyecek.1970’lere göz atıp konuyu oradan hatırlayıp gelirsek… Hepimiz çiftçi çocuklarıyız. Hepimiz bölgenin tek hâkimi olan tarım sektörü içerisinden geliyoruz ve hepimiz doğal yollardan az ya da çok toprak işini bilir durumdayız. Bu tarım sektörü için doğal +1 oluyor hepimize bu noktaya tekrar döneceğim…Yetmişlerden sonra bölgede maden bulunması ile devletimizin yatırımı ile bölgede sanayi hatta ağır sanayi kavramları ile tanışıyoruz. Farklı insanlar bölgeye geliyor, hatta farklı milletler ile münasebetlerimiz olmaya başlıyor. Yapılan yatırım öyle büyük ki o zamanki 5000TL banknotun arkasına basılıyor. Bölge insanı belki de yurtta bir avuç insanın bildiği santralciliğin içinde doğuyor, büyüyor. Bu durumda Enerji sektörü için artık bölge insanımıza +1 oluyor. Buraya kadar böyle yenilikler güzel elbette. Peki bölge insanı seçimini ne doğrultuda yapıyor? 50 yıl içerisinde kendi enerji firmalarımız oluştu mu? Tarım sektöründe 4. büyük ovada ülke tarımına, gıda endüstrisinde söz sahibi bir noktaya gelindi mi?  Konunun başındaki sorum işte bu… 2000 li yıllarda yani enerji üretimi ve tarımın otuz küsür yıldır bu bölgede beraber yapıldığı yıllarda çalışmaya başladığımda ilk olarak şunu fark ettim; istisnaların kaideyi bozmayacağını göz önüne alarak sanayi sektörü içerisinde bulunan hemen hemen her insanın amacının sanayi sektöründen yevmiyesini alıp, tarım sektöründe çalışmaya devam etmesiydi… Eli anahtar tutan personel öğrendiğinin üstüne koymak yerine merakını kaybetmiş ve ‘burada mesai sonuna kadar denileni yapar sonra tarlamın başına giderim’ mantığındaydı. Hatta bazı dönemlerde tarlası asli mesleğinin önüne geçen hasta olmadan rapor alıp, iznini sulamaya ve hasada göre ayarlayıp tarımla ilgilenen teknik personelle bile karşılaştım ve karşılaşıyorum. Tabi geçim derdi bu konu yapılacak bir şey yok deniliyor… İki sektörde birden bir insanın faaliyet gösterme çabası doğal fıtratımız olarak meslekte derinlik kazanma şansının zayıflamasına yol açmaktadır. Tersinin olmadığının ispatını zaten 50 yıldır yani 1970 ten günümüze zaman bize gösteriyor. Bölge insanları olarak ‘yabancı’ diyerek değerlendirdiğimiz şehir dışı firmalar bölgede uzmanlık gerektiren işlerde, cefasını bizim çektiğimiz sanayi kuruluşlarından iş alıyor, para kazanıyor. Benim arkadaşlarım ise ‘yanlarında’ çalışıyorlar. Elli yıllık sanayi geçmişinde bölge hala sanayileşememiş ya da iki sektör içinde ELBİSTAN dediğinizde aklınıza hangi özelliği geliyor? İşte bunlar meslek seçimi, sektör seçimi yapmayıp uzmanlaşmamamızın birer sonucudur ve yaşıyoruz. Sektör seçimimizi kafalarda yapmadığımız için iki alanda da sığ kalıyoruz. Bir sektörde uzmanlaşmak pişmek uzun zaman alır… Ya işimize gelmiyor ya da sabır edemiyoruz. O halde bölge haline razı konumda yaşamına devam eder. İyi okumalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder 30 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.