Sevdim de Alamadım Caddesi

Bir “Sevdim de alamadım” caddesi vardır Elbistan’da…

İlçemiz Elbistan o zaman küçüktü. Herkes birbirini tanırdı. Herkes birbirini tanıdığı için de herkes birbirine huyuna, suyuna, alışkanlığına, görüntüsüne, giyip kuşamına, ailesine, kırdığı pota veya yaptığı zor işlere göre bir lakap takardı. Bugün de köylerde ve küçük yerlerde böyledir. Zaman diyelim ki yetmişli yılların başı…

Lakap takar gibi yerlere, bölgelere, yollara, mağaralara da aynı şekilde isim verirdi insanlar, ya oranın yapısına göre ya da orada yapılan işlere göre isim verirlerdi. Mesela derin bir suda camız boğulmuşsa orasını artık kasabanın tamamı “Camız Boğulan” diye bilirdi; çimilecek bir yere altı tane kavak dikilmiş ise herkes oraya “Altı Kavak” derdi; giderken veya tarif ederken “Altı Kavağın ora” derdi. Beş kavak kalsa da orasının adı ‘Altı Kavaktır’ artık üç kavak kalsa da hepsi kesilse de…

“Gumlu guyu” derdik, Ceyhan’ın üst tarafında tabanı tamamen kum olan bir yere. Az berisinde “Tabak galdıran” vardı. Tekke Köprüsü’nün aşağılarında “Lealek Gavaa”…

İsmi verilen insanlarımız da vardı elbette; mesela Köprübaşı’ndan başlayıp Kılıç Market’in oraya kadar olan (fotoğrafta sağ tarafta görülen) caddenin resmî adı 1934-1939 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Dr. Hasan Bey Caddesi’dir. Burası da tamamen nehir iken nehrin enini yarıya düşürerek caddeyi açtığı için başkanın adını vermişler. Resmî adı dedim; resmi olmayan adı, halkın daha doğrusu gençlerin verdiği adı ise “Sevdim de Alamadım Caddesi”

Ne yazık ki kısa zaman önce öldüğünü öğrendiğim bir delikanlı vardı, halim selim, kendi halinde, efendi, temiz giyinen, aldığı aile terbiyesini koruyan bir genç iken bu cadde üzerinde oturan bir alenin kızına tutulur. Gözü ondan başkasını görmez adeta. Okul, iş yapması gereken görevleri vs hiç umurunda değildir. Kız nereye gitse kendisi de uzaktan takip eder; çarşıya, okula, sinemaya, düğüne nereye gitseler uzaklarda bir gölgedir o…

Artık kışı yazı yoktur bu sevdanın; olur mu hiç, kışı uykusuna yatan sevda görülmüş mü? Olmaz tabii.. Sevdalı delikanlımız, yağmurda karda kışta da bir yere duldalanır sevdiğinin oturduğu eve bakar durur; olur ya balkona çıkarsa, çarşıya giderse, bir komşuya uğrayacaksa dünya gözüyle bir daha görmek ister. Görmüşse yetmez bir daha görmek ister, sonra bir daha… Belki de görünmek istiyordur, fark edilmek ve sevdiğini, aşık olduğunu ona uzaktan da olsa anlatmak kabul ettirmek istiyordur…

Rüzgâr esse, fırtınalar kopsa, soğuktan kuşlar donup yere düşse Delikanlı oralardadır. Onun bu ısrarı, sürekli aynı yerlerde aynı şekilde duruşu, aynı yerlerde dolanışı, bilmeyenlere de bir güzele tutulduğunu ihsas ettirir/ anlatır.

İnsanların bir şey dediğini duymadım. Belki de saygı duyuyorlardı. Hangisi sevmemiştir ki hangisi bu hem tatlı hem acı duyguyu yaşamamıştır ki? Kötü ve rahatsız edici bir davranışı da yoktu zaten, uzaktan kalbini ve gözlerini açıyor, tek kelime, tek harf çıkartmadan aşkını bar bar bağırıyordu…

Fırtınalar bir yürekte nasıl esermiş görmek isteyen gözlerine baksa anlardı, diyeyim siz gerisini sormayın… Derken sevdiği bir başkası ile evlendi. Gelin olup gitti. Ah etti delikanlı, feryat etti; ama artık olan olmuş sevdası kalbinde örselenmiş bir kuş gibi kalakalmıştı. Evden çıkmadı günlerce, ağladı, sızlandı. Bir daha o caddeye ayak basmadı desem yeridir. Evine başka yollardan gelip gitti. Yola da küsmüştü, gelip giderken gördüklerine de o eve de o balkona, o pencereye de… Yapacak bir şey kalmamıştı, haline razı olacaktı; zaten içine kapanık biri iken daha da kapandı yıllarca.

Yakınlarda öldüğünü öğrendim delikanlının. İçim burkuldu, gözlerim nemlendi. Şu yazdıklarım ve hatta on katı, elli katı gözümün önünden geçti, beynimde dolaştı durdu.

Ne diyelim, o erememiş muradına biz çıkalım kerevetine… Seven de ölür sevilen de ölür ama sevdalar baki kalır; bakmışsın bir başka genç tutmuş kanadından, serin serin uçuyorum sanırken fark etmeden düşmüş ateşlere…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder 227 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistan Kaynarca Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistan Kaynarca hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.